arkadaşı ile cümle

arkadaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Onun hiç arkadaşı yoktur.He doesn't have any friends.
Onun konuşacak arkadaşı yoktu.He had no friend to talk to.
O, senin bir arkadaşın mı?Is he a friend of yours?
O senin bir arkadaşın mıdır?Is he a friend of yours?
O, kız arkadaşı tarafından terkedildi.He was dumped by his girlfriend.
Ona kız arkadaşı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his girlfriend.
Onun pek çok arkadaşı var.He has quite a few friends.
O başka bir sınıf arkadaşı kadar hızlı koşar.He runs as fast as any other classmate.
O, Şikago'ya uçtu, orada bir arkadaşını gördü.He flew to Chicago, where he happened to see a friend.
O, adı Jack olan arkadaşımdır.He is my friend whose name is Jack.
O, o gece arkadaşı Jesse Jackson'la toplantı hakkında konuşuyordu.He was chatting with his friend Jesse Jackson about the meeting that night.
O kimin arkadaşı?Whose friend is he?
Yolda yürürken eski bir arkadaşına denk geldi.While walking down a street, he ran into an old friend of his.
Arkadaşını uğurlamak için yurt dışına gitti.He went to the airport to see his friend off.
Onun hiç konuşacak arkadaşı yok.He has no friends to talk with.
Parkta yürürken eski arkadaşına rastladı.He came across his old friend while walking in the park.
Başı beladaki arkadaşını bırakamadı.He could not forsake his friend in trouble.
O benim eski bir arkadaşım.He is an old friend of mine.
O benim en iyi arkadaşım.He is my best friend.
O benim sınıf arkadaşım.He is my classmate.
O, erkek kardeşimin bir arkadaşıdır.He's a friend of my brother's.
O benim eski arkadaşım.He is my old friend.
O benim iş arkadaşımdır.He is my working mate.
Erkek kardeşimin yakın bir arkadaşıdır.He is a close friend of my brother.
Onun özel arkadaşım olduğunu sanmıştım.I thought he was my special friend.
O benim arkadaşım değil.He is no friend of mine.
O benim arkadaşım.He is my friend.
Kendi hayatı riske atarak arkadaşını kurtardı.He saved his friend at the risk of his own life.
Ona tavsiyede bulunacak hiç arkadaşı yok.He has no friends to advise him.
O benim yakın arkadaşımHe is my close friend.
O benim yakın arkadaşım.He is my close friend.
Kalabalıkta arkadaşını gözden kaybetti.He lost sight of his friend in the crowd.
O eski arkadaşını görmek için gitmiş olmalı.He must have gone to see his old friend.
Sen hariç burada az sayıda arkadaşı var.He has few friends here except you.
Şimdilik arkadaşı ile birlikte yaşıyor.He is living with his friend for the time being.
O, hastanede olan bir hasta arkadaşı ziyaret etti.He visited a sick friend who was in the hospital.
O onlardan arkadaşının intikamını aldı.He avenged his friend on them.
Kız arkadaşı ile Cumartesi günleri buluşmaktadır.He meets his girlfriend Saturdays.
Her gün hasta arkadaşını görmeye geliyor.He comes to see his sick friend day after day.
Arkadaşından ödünç para aldı.He borrowed money from his friend.
Onun birkaç arkadaşı var.He has a few friends.
O, arkadaşından yardım istedi.He turned to his friends for help.
O, arkadaşıyla tokalaştı.He shook hands with his friend.
O benim bir arkadaşım ve ona öyle davranırım.He is a friend and I treat him as such.
O, yardım için arkadaşına başvurdu.He turned to his friend for help.
O, arkadaşının terfisini kıskanıyordu.He was envious of his friend's promotion.
Arkadaşının tavsiyesini dinlemedi.He took no notice of his friend's advice.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Arkadaşını polislerden sakladı.He hid his friend from the police.
O, arkadaşını yolcu etmek için istasyona gitti.He went to the station to see his friend off.
O enerjilerini arkadaşına yardım etmeye yoğunlaştırdı.He concentrated his energies on helping his friend.
O, arkadaşını ziyaret etti.He paid a visit to his friend.
O güvenirliğini kaybetti çünkü bir arkadaşına ihanet etti.He lost his credibility because he betrayed a friend.
O, arkadaşına üç kağıt yaptı.He played a trick on his friend.
O, bir arkadaşını ziyaret etti.He dropped in on a friend.
Arkadaşının defterini kopyalamakla meşguldü.He was busy copying his friend's notebook.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç günlüğüne arkadaşının arabasını ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç arkadaşı ve biraz parası vardı.He had few friends and little money.
O, arkadaşını uğurlamak için istasyondaydı.He has been to the station to see his friend off.

İlgili Sayfalar