O farkında olmadan Tom'un arka kapısında sızdım.I just snuck in Tom's back door without him noticing.
Sadece tekrar arkadaş olmamızı istiyorum.I just want us to be friends again.
Onların senin arkadaşların olduklarını biliyordum.I knew they were your friends.
Odamda arkadaşımla birlikte bir film izledim.I watched a movie with my friend in my room.
Bunun arkasında olduğunu biliyordum.I knew you were behind it.
Ben siz arkadaşlar hakkında bilirim.I know about you guys.
Siz arkadaşların ne yaptığını biliyorum.I know what you guys are doing.
Siz arkadaşların ne yediğini biliyorum.I know what you guys are eating.
Siz arkadaşların ne düşündüğünü biliyorum.I know what you guys are thinking.
Arkamdan benimle alay ettiğini biliyorum.I know you make fun of me behind my back.
Arkadaşlarını özlediğini biliyorum.I know you miss your friends.
Tom'un bir arkadaşı olduğunu biliyorum.I know you're a friend of Tom's.
Oda arkadaşını tanıyorum.I know your roommate.
Bir sürü iyi arkadaşımı Boston'da bıraktım.I left a lot of good friends in Boston.
Seni bir arkadaş olarak seviyorum.I like you as a friend.
Arkadaşlarını sevdim.I liked your friends.
Tom'la arkadaş oldum.I made friends with Tom.
Konuşmak için hiç arkadaşı yok.He doesn't have any friends to talk to.
Yeni bir arkadaş bulmalıyım.I must find a new friend.
Bunun arkasında kimin olduğunu bulmalıyım.I must find out who is behind this.
Arka tarafa park ettim.I parked around back.
Tom'un bizim arka bahçede kamp yapmasına izin verdim.I permitted Tom to camp in our backyard.
Tom'un bizim arka bahçede kamp yapmasına müsaade ettim.I permitted Tom to camp in our backyard.
Gerçekten hâlâ arkadaş olabileceğimizi umuyorum.I really do hope we can still be friends.
Çok teşekkürler, arkadaşım.Thank you so much, my friend.
Peter, arkadaşıyla yaşıyor.Peter lives with his friend.
Geçen hafta arkadaşlarını gördün mü?Did you see your friends last week?
Tom arkasında bir şey tutuyor.Tom is holding something behind his back.
Tom arka verandada.Tom is on the back porch.
Tom arabayı Mary'nin evinin arkasına park etti.Tom parked the car behind Mary's house.
Seninle bir arkadaş olarak konuşuyorum.I'm speaking to you as a friend.
Arkadaşlarını ne zaman ziyaret ettin?When did you visit your friends?
Tom'un arkadaşlarından birisin, değil mi?You're one of Tom's friends, aren't you?
Arkadaşlarımı arıyorum.I'm looking for my friends.
Dün bir arkadaşımı gördüm.I saw a friend of mine yesterday.
Orada arkada bir şey gördüm.I saw something back there.
Siz arkadaşların Tom'la konuştuğunu gördüm.I saw you guys talking to Tom.
Geçen hafta sonu siz arkadaşlarla kamp yapmaya gitmeliydim.I should've gone camping with you guys last weekend.
Tom'un bunun arkasında olduğunu bilmeliydim.I should've known Tom was behind this.
Bir arkadaşımla birlikte kaldım.I stayed with a friend of mine.
Boston'da hâlâ arkadaşlarım var.I still have friends in Boston.
Sanırım Tom erkek arkadaşınız.I take it Tom is your boyfriend.
Bence Tom'un kız arkadaşının isminin ne olduğunu biliyorsun.I think you know what Tom's girlfriend's name is.
Çocuklar her zaman arkadaş olmak için bir neden bulur.Children always find a reason to become friends.
Çocuklar arkadaş olmak için her zaman bir neden bulurlar.Children always find a reason to make friends.
Tom ve Mary restoranın arkasındaki masalardan birinde.Tom and Mary are at one of the tables in the back of the restaurant.
Tom ve Mary birbirlerinin arkadaşlıklarından hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be enjoying each other's company.
Tom ve Mary John'un arabasının arka koltuğunda birbirinin yanında oturmuştu.Tom and Mary were seated next to each other in the back seat of John's car.
Sadece aramızda kalsın, o benim kız arkadaşım.Just between us, that's my girlfriend.
Tom Maria'nın kocasının en iyi arkadaşı.Tom is Maria's husband's best friend.
Tom'un Mary'nin dışında yeni bir arkadaş yapma zamanı.It's time for Tom to make a new friend besides Mary.
Tom, Mary'nin tek yakın arkadaşı gibi duruyor.Tom seems to be Mary's only close friend.
Tom, Mary'nin tek yakın arkadaşı gibi gözüküyor.Tom seems to be Mary's only close friend.
Tom'un annesi onun bazı yeni arkadaşlar edinmesi gerektiğini düşünüyordu.Tom's mother thought he needed to make some new friends.
Bugün senaryosu bir arkadaş tarafından yazılmış bir oyun izledim.Today I watched a play of a script written by a friend.
Bugün bir arkadaşım tarafından yazılmış bir oyun izledim.Today, I watched a play written by a friend of mine.
İngilizceyi iyi konuşan birkaç arkadaşım var.I have several friends who speak English well.
Biz arkadaşlarımızın evinde yemek yiyoruz.We're eating dinner at our friends' place.
Tom daha sık gülümsese, büyük olasılıkla daha çok arkadaşı olur.If Tom would smile more often, he'd probably have more friends.
Arkadaşım bana yalan söyledi.My friend lied to me.