Onun arkadaşlar edinmesi kolaydır.It's easy for her to make friends.
Arkadaş bulmak için harika bir yol.It's a great way to make friends.
Bir oda arkadaşının olduğunu bilmiyordum.I didn't know you had a roommate.
Tom parasını, ailesini ve arkadaşlarını kaybetti.Tom lost his money, his family and his friends.
Tom gibi insanlarla arkadaşlık etmem.I don't associate with people like Tom.
Annemin falcı arkadaşı üçüzlerimiz olacağı kehanetinde bulundu.My mother's psychic friend has predicted we will have triplets.
Siz arkadaşlara nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.I don't know how to thank you guys.
Arkadaşım onun intihara eğilimli olduğunu söylüyor.My friend says that she's suicidal.
Arkamda duran insanlardan hoşlanmam.I don't like people standing behind me.
Arkamdan benim hakkımda konuşan insanları sevmem.I don't like people talking about me behind my back.
Ben senin arkandan senin hakkında konuşmam.I don't talk about you behind your back.
Erkek arkadaşın olmak istemiyorum.I don't want to be your boyfriend.
Tom'un arkadaşlığından hoşlanıyorum.I enjoy Tom's company.
Tom'un oda arkadaşını sevmediğini keşfetttim.I found out that Tom doesn't like his roommate.
Beşinci sınıftayken bir kız arkadaşım vardı.I had a girlfriend when I was in the fifth grade.
Bir zamanlar Tom'a tam benzeyen bu arkadaşa sahiptim.I had this friend once who looked just like Tom.
Tom'la özel olarak konuşabilmek için arkada kalmak zorundaydım.I had to stay behind so I could talk to Tom privately.
Tom'a yardım etmek için arkada kalmak zorundaydım.I had to stay behind to help Tom.
Arkada kalmak zorundaydım.I had to stay behind.
Babam bir arkeolog.My father is an archaeologist.
Arkeolog eski Roma harabeleri üzerinde çalışıyor.The archaeologist is studying old Roman ruins.
Bu kalıntılar hakkında daha fazla bilmek istiyorsan, bir arkeoloğa sormalısın.If you want to know more about these ruins, you should ask an archaeologist.
Gerçek bir arkadaş sana gerçeği anlatır.A real friend will tell you the truth.
Arkasına yaslandı ve izledi.She sat back and watched.
Arkadaşınla çalışıyorum.I work with your friend.
Onu kız arkadaşıma söylemek istemiyorum.I don't want to say that to my girlfriend.
Arkadaşlar her zaman bir çözüm buluyor.Friends always find a solution.
O, kız arkadaşını hamile bıraktı ve onlar evlenmek zorundaydı.He got his girlfriend pregnant and they had to get married.
Almanya'da yaşayan iki arkadaşım var.I have two friends who live in Germany.
Arkadaşlarımın önünde beni utandırdı.She embarrassed me in front of my friends.
Bizler yakın arkadaşlardık.We used to be close friends.
Tom'u en yakın arkadaşlarımdan biri olarak addediyorum.I consider Tom one of my closest friends.
Bu gece eski bir kız arkadaşımla bir buluşmam var.I have a date tonight with an old girlfriend.
Alt katta bekleyen bir arkadaşım var.I have a friend waiting downstairs.
Benim doktor olan bir arkadaşım var.I have a friend who's a doctor.
İstediğim tüm arkadaşlara sahibim.I have all the friends I need.
Her zaman Tom gibi arkadaşlarım olmadı.I haven't always had friends like Tom.
Ambarın arkasında saklanıyorum.I've been hiding behind the barn.
Sizi bekliyordum arkadaşlar.I've been waiting for you guys.
Boston'da arkadaşlarım var.I have friends in Boston.
Orada bana yardım edecek arkadaşlarım var.I have friends there who'll help me.
Bana yardım edebilecek arkadaşlarım var.I have friends who can help me.
Bir arkadaşım var.I've got a partner.
Ben yeterince arkadaşa sahibim.I've got plenty of friends.
Harika arkadaşlarım var.I have great friends.
Bir kız arkadaştan daha fazlasına sahibim.I have more than one girlfriend.
Bu civarda bazı arkadaşlarım var.I have some friends around here.
Boston'da bazı arkadaşlarım var.I have some friends in Boston.
Cumartesi günleri çoğunlukla uğrayan üç arkadaşım var.I have three friends that often drop by on Saturdays.
Kız arkadaşımı bulmaya gitmeliyim.I have to go find my girlfriend.
Arkadaşın olmaya çalıştım.I've tried to be your friend.
Bir ağacın arkasına saklandım.I hid behind a tree.
Siz arkadaşların mayolarınızı getirdiğinizi umuyorum.I hope you guys brought your swimsuits.
Sadece Tom'a arkadaşlık etmek için geldim.I just came along to keep Tom company.
Kolayca arkadaş yapamam.I don't make friends easily.
Tom'un Mary'nin erkek arkadaşı olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is Mary's boyfriend.
Kanepenin arkasında cüzdanını buldum.I found your wallet behind the sofa.
Ben senin erkek arkadaşınım, değil mi?I'm your boyfriend, aren't I?
Ben gitmeden önce siz arkadaşları görmek zorundaydım.I just had to see you guys before I left.
O benim tek gerçek arkadaşım.He's my only real friend.