Ana içeriğe geç
Sözlük

aristokrasi ile cümle

aristokrasi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Onlar bizim kasabamızda aristokrasi olarak kabul edilirler.They are considered the aristocracy in our town.
Birçok devrimler, aristokrasiyi kaldırmayı amaçladı.Many revolutions have aimed to abolish the aristocracy.
Liberal idealler yüksek aristokrasi ve orta sınıftan geliyordu.Liberal ideals were coming from the upper aristocracy and the middle classes.
Böyle heykeller 18. yüzyıl aristokrasisinde yazlık evler için popülerdi.These kinds of sculptures were popular for the summer houses of the 18th century’s aristocracy.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.They confiscated the property of the aristocracy, and redistributed their wealth.
Andronikos neredeyse bütün aristokrasinin kökünden kazınmasını savunuyordu.Andronikos seemed almost to seek the extermination of the aristocracy as a whole.
Erkek kardeşleri resmi görevler almışlar, kızkardeşleri de aristokrasi üyeleri ile evlenmişlerdir.Her brothers became officials and her sisters married into the court aristocracy.
Kiros, Astyages'in torunlarından biriydi ve Med aristokrasisinden bazı unsurlarca destekleniyordu.Cyrus was a grandson of Astyages and was supported by part of the Median aristocracy.
Haile Selassie, kilise ve aristokrasi de bulunan gelenekçilere gerçekçi davranıp uzlaşmıştır.Haile Selassie compromised when practical with the traditionalists in the nobility and church.
Üç tanedir; monarşi, aristokrasi ve demokrasi.This Realm of England; Monarchy, Aristocracy, Democracy.
Bu itibarla, Senato'yu büyüterek aristokrasiyi güçlendirmekle uğraştı.As such, he sought to strengthen the aristocracy, and by extension the senate.
Hayır, hayır, hayır, biz İngiliz aristokrasisinin davranışlarını gözlemliyoruz.No, no, no, we're observing the behavior of British aristocracy.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Come on, Paki, it's your chance to stick it to the British aristocracy.
Onlar aristokrasidir!It's class.
Ancak aristokrasinin ve seçkinlerin çoğu Lutherci idi.Strobel's grandfather had moved to Breslau from Saxony, as some sort of craftsman.
Bu dönemden önceki besteciler aristokrasinin himayesinde yaşamışlardı.Composers before this period lived on the patronage of the aristocracy.
Para aristokrasisi olarak da bilinir.Er gilt als Monetarist.
Bu itibarla, Senato'yu büyüterek aristokrasiyi güçlendirmekle uğraştı.Damit wurde die Macht des Königs auf Kosten der Aristokratie sehr gestärkt.
Bu atama, aristokrasinin kızgınlığını daha da artırdı ve Mouzalon'un durumu aşırı belirsiz hale geldi.Cette nomination accroît la défiance de l'aristocratie et la position de Muzalon devient très précaire.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Ceci retire son prestige à l’aristocratie sénatoriale, ce qui la rend de plus en plus subordonnée.
Aristokrasiye karşı şüphe uyanmasının çeşitli sebepleri olmuştur.Plusieurs sont issues de l’aristocratie.
Üç tanedir; monarşi, aristokrasi ve demokrasi.Hobbes admite tres tipos de Estado: la monarquía, la aristocracia y la democracia.
Soyundan gelenler, Bizans aristokrasisine girmişlerdir ve hiyerarşide en yüksel derecelere çıkmışlardır.Sus descendientes entraron en la nobleza bizantina y ascendieron a los más altos rangos de la jerarquía.
Böyle heykeller 18. yüzyıl aristokrasisinde yazlık evler için popülerdi.Fueron palacios de los príncipes-arzobispos de Colonia durante el siglo XVIII.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.Confiscarono le proprietà dell'aristocrazia e le ridistribuirono al popolo.
Aristokrasiye karşı şüphe uyanmasının çeşitli sebepleri olmuştur.Non si sa quanto sostegno ci fu per la persecuzione all'interno dell'aristocrazia.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.Они "конфисковали" имущество аристократии и перераспределили их богатство.
Aristokratik değerleri yaratanlar, Nietzsche’nin ‘şövalye aristokrasisi’ olarak da adlandırdığı kasttır.Этот мир отличается эротикой: даже Чёрные Рыцари называют себя Эро-рыцарями.
III İoannis'in tahta çıkışını aristokrasinin üyelerine karşı yapılan zulümler izledi.Вступление Иоанна III на престол сопровождалось преследованиями членов аристократии.
Belirgin bir aristokrasi sınıfı oluşmamıştı.Наследственная аристократия отсутствовала.
Bu yeni yönetim altında, aristokrasinin mülkleri müsadere edilmişti.Sob o novo regime, as posses da aristocracia foram confiscadas.
Üç tanedir; monarşi, aristokrasi ve demokrasi.As outras formas seriam: monarquia, aristocracia e democracia.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.Eles confiscaram as propriedades da aristocracia e redistribuíram a riqueza.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Isto roubou o prestígio da aristocracia senatorial, e tornou-a cada vez mais subserviente a ele.
Bu itibarla, Senato'yu büyüterek aristokrasiyi güçlendirmekle uğraştı.Como tal, procurou fortalecer a aristocracia, e por extensão, o senado.
Soyundan gelenler, Bizans aristokrasisine girmişlerdir ve hiyerarşide en yüksel derecelere çıkmışlardır.Seus descendentes entraram para nobreza bizantina e chegaram aos postos mais altos.
Karşı çıkışı da dönemsel düşmanı aristokrasinin sanatıdır.Nos episódios porém, ela é sempre a inimiga do trio.
Öte yandan Kartaca aristokrasisi bu tür yatırımlar konusunda isteksizliğini sürdürmüştür.Trump, no entanto, permanece como proprietário formal de todos estes investimentos.
Üç tanedir; monarşi, aristokrasi ve demokrasi.Która to Rzplta złożona jest z tych trzech sposobów: ex monarchia, aristocratia et democratia.
Aristokrasiyi kayıracak şekilde anayasayı revize ederek, hizipçiliğe son verir.Duchowieństwo spiskując z arystokracją postanawia się go pozbyć.
Ancak ruhban sınıfını oluşturan rahipler, aristokrasi ile doğrudan bir çatışmaya girmemektedir.Żaden z księży archidiecezji nie jest inkardynowany w archidiecezji.
Bu durum, senatör aristokrasisinden saygınlığını zorla aldı ve onları giderek daha da kendisine boyun eğdirdi.Senaten blev alltmer oroad över Caesars stora framgångar och motarbetade honom i allt högre grad.
Oblomov aslında yazarın Rus aristokrasisine bir eleştirisidir.Oblomov har ansetts som en av den ryska litteraturens klassiska arbeten.
Diana Frances Spencer, 1 Temmuz 1961 tarihinde İngiliz aristokrasisi içinde doğdu.Diana Frances Spencerová se narodila 1. července 1961 v aristokratické rodině Spencerů.
Ordunun daha yüksek düzeydeki yetkilileri ve komutanları hala yalnızca Romalı aristokrasisinden seçiliyordu.Důstojníci a velitelé byli i nadále vybíráni z římské aristokracie.
Temmuz Devrimi büyük burjuvazinin aristokrasi karşısında önemli bir zafer kazanmasını sağladı.V červenci dosáhla revoluční armáda rozhodujícího vítězství u Fleurus.
Belirgin bir aristokrasi sınıfı oluşmamıştı.Nu este vorba aici de o aritmetică stupidă.
Feodalizm, ruhbanlıkla ortaklaşa işleyen aristokrasi ve Ulus devlet ile karakterize olmuştur.Ez csak az arisztokráciával vegyes államformákban lehetséges Arisztotelész szerint.
Erkek kardeşleri resmi görevler almışlar, kızkardeşleri de aristokrasi üyeleri ile evlenmişlerdir.Lányaik mind arisztokratákhoz mentek feleségül, rangjukhoz méltó házasságokat kötve.
Diana Frances Spencer, 1 Temmuz 1961 tarihinde İngiliz aristokrasisi içinde doğdu.Diana Frances Spencer syntyi 1. heinäkuuta 1961 Park Housessa Sandringhamissa, Norfolkissa.
Nietzsche, değer yaratan şövalye aristokrasisinin karşısında ruhban sınıfının olduğunu belirtmektedir.Erkki Toivanen kiisti olevansa herrasmies Elävä Arkisto.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.Mereka menyita properti aristokrasi, dan mendistribusikan kembali kekayaan mereka.
Kiros, Astyages'in torunlarından biriydi ve Med aristokrasisinden bazı unsurlarca destekleniyordu.Koresh adalah cucu Astyages dan didukung oleh sebagian aristokrat Media.
Orta çağın aristokrasisinde gelenek olduğu üzere, Anna daha bebek iken nişanlandı.Theo đúng tập tục dành cho tầng lớp quý tộc thời Trung Cổ, Anna đã được đính hôn ở tuổi vị thành niên.
Diana Frances Spencer, 1 Temmuz 1961 tarihinde İngiliz aristokrasisi içinde doğdu.다이애나 스펜서는 1961년 7월 1일 영국 샌드링엄에서 태어났다.
Ailesi Kafkasya Aristokrasisine mensup bir Hanedandı.Брат му живеел в пещера с великанка.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.Povolil kláštorom znova spoločný majetok a pevné príjmy na zaistenie existencie.
Erkek kardeşleri resmi görevler almışlar, kızkardeşleri de aristokrasi üyeleri ile evlenmişlerdir.Brata sta postala dvorna uradnika, sestre pa so se poročile z dvornimi aristokrati.
Andronikos neredeyse bütün aristokrasinin kökünden kazınmasını savunuyordu.Atrodo Andronikas siekė sunaikinti visą aristokratiją.
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Có một người đàn ông thượng lưu lịch lãm kiểu Anh quốc từ thế giới quý tộc thượng lưu:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod