Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Juntas constituyen la sabiduría práctica que Aristóteles pensaba era la virtud principal.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.그 둘은 함께 실천적 지혜를 구성하고, 이것은 아리스토텔레스가 생각한 미덕의 핵심입니다.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Razem tworzą zdrowy rozsądek, który Arystoteles uznawał za cnotę mistrzów.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Samen omvatten ze de praktische wijsheid waarvan Aristoteles dacht dat het de grootste deugd was.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Sammen udgør de praktisk visdom, som Aristoteles mente var den vigtigste dyd.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Spolu tvoria praktickú múdrosť, ktorú Aristoteles považoval za najvyššiu cnosť.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Zusammen umfassen sie die Klugheit, von der Aristoteles dachte, dass sie die wichtigste Tugend sei.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Μαζί συνιστούν την πρακτική σοφία, που ο Αριστοτέλης πίστευε πως ήταν η ύψιστη αρετή.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Вместе они представляют собой житейскую мудрость, которую Аристотель считал главной добродетелью.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.Заедно те съставят практическата мъдрост, която Аристотел е смятал за добродетел на добродетелите.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.חשוב באותה מידה כמו היכולת המוסרית לאלתר ולמצוא את החריג.
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.فمعاً يشكلان الحكمة العملية والتي كان أرسطو خبيراً بها .. وعلامة باستقامته
Birlikte Aristo'nun ana erdem olduğunu düşündüğü sağduyuyu kapsar.構成するものはみな 優れた美徳です 実践的知の具体例を
Bir zamanlar... Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Det var en gång ... en gentleman med engelsk elegans,
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiğiE mozgalom a 4. századbeli
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiği이 움직임은
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiği "Varlık Zinciri" denilenDeze beweging nam een oud concept dat Plato en Aristoteles in de vierde eeuw ontwikkelden:
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiği "Varlık Zinciri" denilenEste movimiento tomó un viejo concepto del siglo IV, desarrollado por Platón y Aristóteles,
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiğiהתנועה הזו לקחה רעיון ישן
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiğiأخذت هذه حركة المفهوم القديم
Bu akım, Platon ve Aristo'nun geliştirdiğiプラトンやアリストテレスが 発展させた概念-
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.Bởi vì không có nơi nào để đặt một người sáng tạo ở bên ngoài cả, như là trong vũ trụ của Aristotle và Newton.
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.Bo nie ma miejsca na zewnętrznego stwórcę, tak jak to było w świecie arystotelejskim lub newtońskim.
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.Karena tidak ada tempat bagi para pembuat di luar seperti di alam semesta menurut Aristoteles dan Newton.
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.왜냐하면 아리스토텔레스와 뉴튼의 우주와는달리 바깥쪽에 창조자를 위한 장소가 없기 때문이죠.
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.Porque não existe espaço para pôr um criador externo, como havia nos universos aristotélico e newtoniano.
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.מפני שאין מקום ליוצר, כפי שהיה ביקומים של אריסטו ושל ניוטון.
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.بسبب أنه لا يوجد مكان لوضع الصانع خارجاً كما كان في الكون النيوتوني و الآرسطي،
Çünkü, Aristo ve Newton evrenlerinin aksine bu evrende meydana getiriciyi koyacak dışarıda bir yer yok.宇宙論のように宇宙の外の 創造主を組み込む余地がないからです ですので 相関的な宇宙論には 自己形成というプロセスが必要です
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Azért érdekes, mert elutasította az arisztotelészi premisszát, ami alátámasztotta a többségi véleményt.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Den er interessant, fordi han afviste det aristoteliske præmis, der lå til bunds for flertallets holdning.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.E é interessante porque ele rejeitou a premissa aristoteliana subjacente à opinião da maioria.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.E interesanta pentru ca a respins premisa lui Aristotel pe care se baza opinia majoritatii.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Elle est intéressante parce que elle réfute la prémisse aristotélicienne derrière l'opinion de la majorité.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Es interesante porque rechazó la premisa aristotélica subyacente en la opinión de la mayoría.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Es ist interessant, weil er die Voraussetzung des Aristoteles ablehnt, der sich die Mehrheit unterordnet.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Hal ini menarik karena dia menolak dasar pemikiran Aristoteles yang mendasari pendapat dari mayoritas hakim.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Interessant omdat hij de aanname van Aristoteles afwijst, de basis van de meerderheidsmening.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Jest niezwykły ponieważ odrzucił przesłankę Arystotelesa leżącą u podstaw opinii większości.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Je to zajímavé, protože odmítl Aristotelův předpoklad většinového mínění.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.그 이유는 스캘리아 판사가 다수 의견 속의 아리스토텔레스식 정의론을 거부했기 때문입니다.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Nó thú vị bởi ông ta bác bỏ tiền đề Aristotle dùng làm cơ sở cho ý kiến số đông.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Είναι ενδιαφέρουσα επειδή απέρριψε τον συλλογισμό του Αριστοτέλη που υποστήριζε η πλειοψηφική άποψη.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Интересно е, защото отхвърлил аристотеловата предпоставка, лежаща в основата на мнението на мнозинството.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.Интересны они потому, что он отвергает положение Аристотеля, на который опиралось мнение большинства.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.היא מעניינת מכיוון שהוא דחה את ההנחה האריסטוטלית שהייתה בבסיס דעת הרוב.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.إنه مثير لأنه رفض فرضية أرسطو التي تكمن خلف رأي الأغلبية.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.多数派の意見の根本を成す アリストテレス的な前提を否定している点である 彼は言う
Davranış değişikliği tıp alanındaki çözülememiş en köklü sorunlardan biri. Taa Aristo'ya kadar gidiyor.Ahora, un cambio de comportamiento es algo que ha sido un viejo problema en la medicina.
Davranış değişikliği tıp alanındaki çözülememiş en köklü sorunlardan biri. Taa Aristo'ya kadar gidiyor.Mudanças de comportamento são um antigo problema em medicina.
Davranış değişikliği tıp alanındaki çözülememiş en köklü sorunlardan biri. Taa Aristo'ya kadar gidiyor.Změna v chování je v medicíně dlouhotrvající problém.
Davranış değişikliği tıp alanındaki çözülememiş en köklü sorunlardan biri. Taa Aristo'ya kadar gidiyor.Значи, промяната на поведението е нещо, което отдавна е проблем в медицината.
Fransız yönetici sınıfının ve aristokrasisinin müsamahakarlığını ve sefahata düşkünlüğünü izliyoruz.Но самото глезене и израз на удоволствие характеризират аристокрацията и властващата класа във Франция.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Daj no, Paki, imel boš priložnost zapičiti sabljo v britansko plemstvo.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Haide, Paki, e şansa ta să-i dai peste nas aristocraţiei britanice.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Kom op, Paki, het is uw kans om hem naar de Britse aristocratie te steken.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Nào, Paki, nó là cơ hội của bạn để thanh nó để các tầng lớp quý tộc Anh.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Notak, Paki, je to tvoje šance nandat to britské aristokracii.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Paki, es tu oportunidad de vengarte de la aristocracia británica.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Έλα, Πακί, είναι η ευκαιρία σου να καρφώσεις την Αγγλική αριστοκρατία.