Sir Paul'u beraberce arayacaksınız.سوف تطلبون المساعدة من "باول " معا .
Sir Paul'u beraberce arayacaksınız.チームワークがないと猫も
Sýkýlacaksýn. Bak gör, dođrularý yapmaktan bayacaksýn. Yanlýţlarý da yapan... ...birini arayacaksýn..In the meantime, it is here
Tamam, nasıl izlediğini görelim şimdi. Birazdan arayacaklarını söylediler. Tamam, tamam, bir saniye.Mày không nghĩ là cần phải bấm số trước à?
Tamam, nasıl izlediğini görelim şimdi. Birazdan arayacaklarını söylediler. Tamam, tamam, bir saniye.Tidakkah kau berpikir kalau kita perlu menekan angkanya?
Tamam, nasıl izlediğini görelim şimdi. Birazdan arayacaklarını söylediler. Tamam, tamam, bir saniye.Tidakkah kau berpikir kalau kita perlu menekan angkanya?
Tamam, nasıl izlediğini görelim şimdi. Birazdan arayacaklarını söylediler. Tamam, tamam, bir saniye.Tu penses pas qu'il faut appuyer sur les touches ?
Tamam, nasıl izlediğini görelim şimdi. Birazdan arayacaklarını söylediler. Tamam, tamam, bir saniye.Не думаешь, что кнопки нужно нажать?
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Deixei o país a saber que, se ia procurar a imortalidade, teria de estar preparado para certos sacrifícios.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Jag visste att om jag skulle hitta odödlighet skulle det krävas offer.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Jeg vidste, at udødelighed ville kræve et offer af mig.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Jos etsii kuolemattomuutta, on oltava valmis tekemään uhrauksia.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Poszukiwanie nieśmiertelności wymaga ponoszenia ofiar. Byłem na to przygotowany.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Sabía que si buscaba la inmortalidad tenía que estar preparado para hacer ciertos sacrificios.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Sapevo fin dall'inizio che per l'immortalità avrei dovuto essere pronto a certi sacrifici.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Έφυγα γνωρίζοντας ότι για να βρω την αθανασία, θα χρειαζόταν να κάνω κάποιες θυσίες.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Я уехал из страны, зная, что ради бессмертия придётся пойти на определённые жертвы.
Ve bu gökadanın ortasında birbirlerini yok eden karanlık maddelerin çıkardığı gamma ışınlarını arayacak.그리고 암흑물질을 관측하는데 필요한 감마선을 암흑물질이 생성하거나 소멸시키는 것을 볼 수 있는가 알아보기 위해 은하 중심부를 관측할 계획입니다.
Ve bu gökadanın ortasında birbirlerini yok eden karanlık maddelerin çıkardığı gamma ışınlarını arayacak.ダークマターの素粒子が消滅した際に発する ガンマ線がその望遠鏡でとらえられるかもしれません 今年の末には稼働し始める
"Ve ne zaman arayacak?""A když budete volat?"
"Ve ne zaman arayacak?""A keď budete volať?"
"Ve ne zaman arayacak?""A kiedy zadzwonisz?"
"Ve ne zaman arayacak?""Dan ketika akan Anda menelepon?"
"Ve ne zaman arayacak?""En wanneer zal je bellen?"
"Ve ne zaman arayacak?""E quando ti chiami?"
"Ve ne zaman arayacak?""És mikor fogsz hívni?"
"Ve ne zaman arayacak?""Et quand vous appelez?"
"Ve ne zaman arayacak?""In ko boš poklical?"
"Ve ne zaman arayacak?""Ja milloin soitat?"
"Ve ne zaman arayacak?""그리고 언제 부를 것인가?"
"Ve ne zaman arayacak?""Och när kommer du ringa?"
"Ve ne zaman arayacak?""Og hvornår vil du kalde?"
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."그리고 언제 부를까요?" "8 시에 아침 인치
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."A když budete volat?" "V osm ráno.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."A keď budete volať?" "V osem ráno.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."A kiedy zadzwonić?" "O ósmej rano.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Dan kapan Anda menelepon?" "Pada pukul delapan pagi.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."En wanneer zal je bellen?" "Om acht uur in de ochtend.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."E quando ti chiami?" "Alle otto del mattino.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."E quando você vai chamar?" "Às oito da manhã.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."És mikor fogsz hívni?" "A Reggel nyolc óra.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Et quand vous appelez?" "A huit heures du matin.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."In ko vas bo poklical?" "Ob osmih zjutraj.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Ja milloin soitat?" "Kello kahdeksan aamulla.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Och när ska du ringa?" "Vid åtta på morgonen.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Og hvornår vil du kalder?" "Klokken otte om morgenen.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Şi când va suna?" "La opt dimineaţa.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Und wann werden Sie anrufen?" "Um acht Uhr morgens.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Và khi bạn sẽ gọi cho ai?" "Tại tám vào buổi sáng.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Y cuando te llaman?" "A las ocho de la mañana.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."Και όταν θα σας καλέσουμε;" "στις οκτώ το πρωί.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."И кога ще ти се обадя?" В осем сутринта.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."И когда вы будете звонить?" "В восемь утра.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."І коли ви будете телефонувати?" "О восьмій ранку.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde."וכאשר אתה קורא?" "בשעה שמונה בבוקר.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde.واضاف "وسوف عند استدعاء؟" "في الساعة الثامنة صباح اليوم.
"Ve ne zaman arayacak?" Sabah sekizde.彼女は、我々は明確なフィールドを持つものとなるように、アップされません。
"Ve ne zaman arayacak?""Şi când va suna?"
"Ve ne zaman arayacak?""Und wenn Sie anrufen?"
"Ve ne zaman arayacak?""Và khi bạn sẽ gọi điện?"