Bölgeyi tarayıp onu arayın!Setacciate tutta la zona per trovarlo!
Bölgeyi tarayıp onu arayın!Tutkikaa alue!
Bölgeyi tarayıp onu arayın!Vasculhem a área!
Bölgeyi tarayıp onu arayın!Χτενίστε την περιοχή!
Bölgeyi tarayıp onu arayın!Прочешите весь район в его поисках!
Böylece Evrensel Arama kavramına ulaştık, yani Google'a gidip hangi içeriği ararsanız arayın, biz onu buluruz.그래서 Google에 방문하기만 하면 어떤 유형의 콘텐츠라도 찾을 수 있는 유니버설 검색이라는 개념을
Böylece Evrensel Arama kavramına ulaştık, yani Google'a gidip hangi içeriği ararsanız arayın, biz onu buluruz.Так мы пришли к идее универсального поиска: идешь в Google и ищешь контент независимо от его типа.
Böylece Evrensel Arama kavramına ulaştık, yani Google'a gidip hangi içeriği ararsanız arayın, biz onu buluruz.ואז עלה הרעיון של חיפוש אוניברסלי, המחשבה שלפיה תוכל פשוט ללכת ל-Google, ולא משנה באיזה סוג תוכן מדובר,
Böylece Evrensel Arama kavramına ulaştık, yani Google'a gidip hangi içeriği ararsanız arayın, biz onu buluruz.このアイデアでは Googleから あらゆるタイプの コンテンツを 検索できるのです
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Così che il corpo possa andare alla ricerca di opportunità e allo stesso tempo proteggersi dal pericolo.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Damit kann der Körper nach Chancen suchen und sich gleichzeitig vor Gefahr schützen.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.그래서 신체는 기회를 찾을수도 있고 또한 동시에 위험으로부터 자신을 보호할 수도 있습니다
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Nên cơ thể có thể tìm kiếm cơ hội và cùng lúc đó, bảo vệ mình khỏi bị nguy hiểm.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Para que el cuerpo pueda buscar oportunidades y protegerse del peligro, al mismo tiempo.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Pour que le corps puisse à la fois rechercher des occasions, et aussi se protéger du danger, en même temps.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Se poate să cauţi oportunităţi şi să te protejezi de pericole, în acelaşi timp.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Zodat het lichaam tegelijkertijd naar kansen kan zoeken en zichzelf beschermen tegen gevaar.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.Така че тялото да може както да търси възможности, така и да се защитава от опасности същевременно.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.אז הגוף יכול גם לחפש הזדמנות וגם להגן על עצמו מפני סכנה, בו-זמנית.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.بحيث يستطيع الجسم البحث عن الفرصة وأيضاً حماية نفسه من الخطر ، في الوقت نفسه.
Böylece hiç kimse bir yandan fırsatları arayıp bir yandan da kendisini tehlikeden koruyamazdı.危険から身を守ることの両立ができるのです これらは二つの相反しながらも
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Chcem, aby bolo viac takýchto úloh.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Chcę więcej wyzwań tego typu.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Chci více vzorů, jako je tento.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Dan saya ingin melihat lebih banyak lagi misi-misi serupa.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Haluan lisää sellaisia tehtävänantoja.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Ich möchte mehr Aufgaben wie diese.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Ik wil meer van dat soort zoektochten.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Jag skulle önska att fler strävade mot detta.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Jeg vil gerne have mere af den slags søgen.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Je veux plus de quêtes comme ça.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.전 세상에 그런 임무들이 더 많이 있기를 원합니다.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Quero mais missões como estas.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Quiero más historias como esa.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Több ilyen küldetést akarok.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Tôi muốn thêm nhiều nhiệm vụ như thế.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Več takih nalog si želim.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Voglio più ricerche come questa.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Vreau mai multe călătorii de genul acesta.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Θέλω περισσότερες τέτοιες αναζητήσεις.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Искам да има повече такива изпитвания.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.І я б хотів бачити більше схожих пригод.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.Я хочу больше таких историй.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.אני רוצה לראות יותר סיפורים כאלה.
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.و اريد المزيد من الشخصيات والرموز من امثالهم
Böyle daha fazla arayış ve macera istiyorum.息子に 「一人で戦ってこい」と 命令するような冒険は
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Asta m-a purtat prin lume şi m-a ajutat să cunosc nişte oameni extraordinari.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Ca m'a amené à l'autre bout du monde, et m'a fait rencontrer des gens extraordinaires.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Ennek eredménye, hogy körbeutaztam a földet, és találkoztam lenyűgözően érdekes emberekkel.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Het heeft me over de hele wereld gebracht, en ik ontmoette een aantal fantastische mensen.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.이것이 저를 세계를 돌아다니게 했죠 그리고 놀라운 사람들을 만나게 해주었습니다.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Me ha llevado a través del mundo, y me ha presentado a algunas personas sorprendentes.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Poszukiwanie to zaprowadziło mnie do wielu niesamowitych ludzi na całym świecie.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Sie hat mich um die Welt geführt, und brachte mich mit einigen erstaunlichen Menschen in Kontakt.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Η αναζήτηση αυτή με ταξίδεψε στον κόσμο, και μου γνώρισε καταπληκτικούς ανθρώπους.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Ради этого я путешествовала по свету и познакомилась со многими невероятными людьми.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.Този процес ме отведе по целия свят и ме запозна с някои невероятни личности.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.המסע לקח אותי מסביב לעולם, והציג בפניי כמה אנשים מרתקים.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.و قد اخذني بحثي عبر الكرة الأرضية, و عرفني على العديد من الأشخاص الرائعين.
Bu arayış beni dünyanın öbür ucuna götürüp bazı inanılmaz insanlarla tanıştırdı.素晴らしい人々との出会いがありました その過程の中で複雑なパズルの