İstikrar arayışları ise döviz piyasalarına müdahaleyi zorunlu kılmaktadır.Bezpečnostní předpisy požadují, aby zpětné vazby působily proti zvyšování výkonu.
Robert Fripp tekrar eleman arayışlarına başlar.Kostýmy vytvořil opět Robert Fletcher.
Onlar bir arayışta olmadılar.Na výslechu nebyli.
Su arayışı sırasında yine yerli halkın saldırısına maruz kalırlar.Při pokusech o přistání narazil na odpor domorodého obyvatelstva.
Bazı insanlar “risk arayıcı” olabilirler, yani onların kullanım fonksiyonlarının ikincil çıkarımı olumludur.Unele persoane pot fi "încercarea de risc", adică funcția de utilitatemodelului doua derivată este pozitivă.
Oktay Arayıcı tarafından 1977 yılında kaleme alınan eser, iki saat 40 dakika sürüyor.În 1976 descoperă oscilația Soarelui cu o perioadă de 2 ore și 40 de minute.
EllisLab şirketi ünlü framework projesini tamamen kapatacağını bildirmiş, yeni sahipler arayışına girmiştir.Compania Xerox a luptat activ pentru a preveni ca numele său să devină o marcă înregistrată generalizată.
Napoléon, kitlesel destek arayışını fakir köylülerde somutlaştırdı.Burghezia le-a revândut în loturi mici țăranilor.
Gılgamış'ı ölümsüzlük arayışından caydırmaya çalışmıştır.Aceștia insistă încercând să demonstreze nemurirea Sufletului.
Yönetim Kurulu'nun oluşturulmasından sonra teknik direktör arayışları başlar.Astfel, acordă sfaturi tehnice Comitetului de conducere când acest lucru este necesar.
Kaçınılmaz bir şekilde Naruto'nun Sasuke'yi arayışı hız kazanır.Cu toate acestea, multe din acțiunile lui Naruto au ca scop găsirea lui Sasuke.
Duruşmalar esnasında, Rákosi bizzat yargıçları arayıp talimatlar yağdırmıştı.Pentru a intra in posesia lor, păgubiții aveau nevoie de hotărâri judecătorești individuale.
Bir arkadaş, sevgili ve eş arayışındadırlar.Este un bun și căutat companion.
Polisi arayın!Sunati la politie!
Arayışı boşa gitti.Kérésük hiábavaló volt.
Bu arada arayışı sürmektedir.Ezt követően folytatják a keresést.
Richard evi arayıp başlarından geçen olayı bildirir.Richard egyből felismeri Bent, és megkérdezi, mi történt vele.
Bu deney enerji arayışında önemli bir noktaydı ve Fermi'nin tipik yaklaşımını gösterdi.Ez a kísérlet mérföldkő volt az energiakutatások terén, és jellemző volt Fermi éleselméjűségére.
İlk sezonda Jane'in Red John'ı arayışı ve cinayetleri çözmesi anlatılmaktadır.Egy alkalommal a rendőrség a segítségét kérte Red John, a sorozatgyilkos felkutatásában.
Joker de kanalı arayıp Reese'in bir saat içinde öldürülmemesi takdirde bir hastaneyi patlatacağını söyler.Jokeri uhkaa räjäyttää sairaalan, ellei Reeseä surmata.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.Moralla murhaa mukavasti.
Ozzie telefonla polisleri arayıp yardım ister.Walton kertoi soittavansa puhelinkioskista ja pyysi apua.
Bu arada bir inanç arayışına girmiştir.Sillä reissullaan hän tuli uskoon.
‘Köken’ arayışına karşıttır.”Väärä teko ”huutaa vastakohtaansa”.
Bunlar yazarın çok yönlü kişiliğinin ve içinde bulunduğu arayışın bir yansıması olarak değerlendirilebilir.Olisin kiinnostunut eräästä kirjan tekijästä, joka tunnetaan...
Uzun süren arayışların ardından repertuvar tamamlandı.Pitkän käräjöinnin jälkeen merkki uusittiin.
Bir tür sentez arayışında oldu.Siihen oli kiinnitetty sylinterimäinen näytesäiliö.
Yağmur yağarsa, lütfen beni arayın.Jos sataa vettä, olkaa ystävällisiä ja soittakaa minulle.
Müze, günümüzde, "daha genç, daha büyük ve daha iyi bir penis" için arayışlarını sürdürmektedir.Το μουσείο συνεχίζει να ψάχνει για ένα "νεότερο, μεγαλύτερο και καλύτερο" δείγμα.
Bu şövalyenin daha iyi ilaçlar arayıp bulmak için ayrıldığını haber verirler.Του είπανε ότι ο ιππότης έχει φύγει ξανά για να βρει ένα καλύτερο φάρμακο.
Tkaçenko bundan sonra başka bir partner arayışına başladı.Υπό αυτές τις συνθήκες, ο Χμελνίτσκι άρχισε να ψάχνει για άλλο σύμμαχο.
Beni arayıp yer verip veremeyeceğimizi sordular.Ζητούσα νερό και δεν μου δίνανε.
Arayışı boşa gitti.Resten eftersøgtes forgæves.
Hogwarts'ta iken Gryffindor binasının quidditch takımında arayıcılık yapmıştır.Da han var på Hogwarts var han anfører på Gryffindor's Quidditch-hold.
Harry'nin yakalayışından etkilenen Minerva McGonagall onu Gryffindor Quidditch Takımı'na arayıcı olarak alır.Professor McGonagall ser dette og udpeger ham som den nye Søger på Gryffindors Quidditch-hold .
Bu arada arayışı sürmektedir.Derfor skal den søges dér.
Her bir arayışta yakınlık ve ait olma arzusu vardır.Her vil man opleve en særlig nærhed og kontakt.
Aynı zamanda Ravenclaw'ın Quidditch Takımında Arayıcı (Seeker) pozisyonunda oynar.Cho er derudover Søger på Ravenclaws Quidditch-hold.
Daha sonra onu uzaktan telefonla arayıp kontrol eder.Han overhører samtalen og tager telefonen fra hende.
Görmüyor musunuz ki sizin bu mutluluk arayışınız, kendinizi mutsuz ve çaresiz hissetmenizin asıl nedenidir?Til hans store rædsel går det op for ham, at han selv er grunden til sine medmenneskers ulykke og lidelse.
Lütfen tekrar arayın.Vær venlig at ringe igen.
1999 yazında küçük kasaba Michigan’nın dört erkeği bekaretlerini kaybetmek için arayışa başlamıştı.Sommeren 1999 ga fire puslete gutter fra Michigan seg i kast med sin misjon om å miste jomfrudommen.
Yunan astronomisi gök olaylarına akla yatkın fiziksel açıklamalar arayışıyla başlayıp şekillenmiştir.Gresk astronomi er preget fra starten av søken etter en rasjonell, fysisk forklaring etter himmelfenomener.
Böylece yeni bir yer arayışına başlandı.Han måtte lete etter et annet sted.
Baxter umutsuz bir sevgi arayışı içindeki bu kıza tutulur.Satie falt i håpløs kjærlighetssorg.
Babalar genellikle kızları on iki, on dört yaşlarına geldiklerinde koca arayışına girerlerdi.Ofte fant fedrene potensielle ektemenn til sine døtre allerede mens de var mellom tolv og fjorten år gamle.
Bu arada arayışı sürmektedir.De setter i gang med å lete.
Bundan başka, Harry'nin de arayıcı olmasından dolayı ilk yılında Harry sık sık Charlie ile kıyaslanmıştır.Pada tahun pertamanya sebagai Seeker, Harry sering dibanding-bandingkan dengan Charlie.
Böylece yeni bir yer arayışına başlandı.Sekarang mulai mencari tempat baru.
Aşırı derecede göçebedirler ve sürekli olarak uygun yaşam alanı arayışı içindedirler.Mereka menjalani hidup abadi dengan makmur dan sempurna di alam baka.
O zât sabah Bişr-i Hâfî'yi arayıp meyhânede buldu.Pada waktu itu banyak sekali yang melamar, maka dia mengadakan sayembara.
Gılgamış'ı ölümsüzlük arayışından caydırmaya çalışmıştır.Dan mereka mencoba untuk membebaskan diri dari Oblivion dengan konvergensi.
Yolculuk ve arayış bitmişti.Senda gurau dan olok-olokan sudah berakhir.
Müze, günümüzde, "daha genç, daha büyük ve daha iyi bir penis" için arayışlarını sürdürmektedir.Viện bảo tàng tiếp tục tìm kiếm "một dương vật trẻ hơn, lớn hơn và tốt hơn".
Genel göreliliğin kuantum sürümü için arayışı fiziğin en temel açık sorulardan birini giderir.Quá trình tìm kiếm một lý thuyết lượng tử cho hấp dẫn là một trong những câu hỏi mở căn bản nhất trong vật lý.
Rus filosunu arayınız.Cờ hải quân Liên Xô.
Hemen Audreyi arayıp haber verir.Cố đạo Ân lập tức gọi điện thoại báo.
Karısını arayıp Cumartesi günkü buluşmayı iptal eder.Anh hẹn cô đi chơi vào Thứ Bảy tuần sau.
İlk Avrupa filosu, 1513'te Portekizlerin yeni bir baharat yolu arayışı yüzünden Malakka'dan gelen gemilerdi.Đội tàu châu Âu đầu tiên đã đến đây năm 1513 gồm bốn con tàu Bồ Đào Nha từ Malacca.
Miceala Jose'yi arayıp bulmak için bir kılavuz tutmuştur ve onu bulmuşlardır.Micaëla tới với một người dẫn đường tìm kiếm José.