arayış ile cümle

arayış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hayat, özgürlük ve mutluluk arayışı.Живот, свобода и стремеж към щастие.
Hayat, özgürlük ve mutluluk arayışı.Жизнь, свобода и стремление к счастью.
Her zaman fotoğraf çekmek kendimi estetik arayışları içinde tutmama imkan tanır ki bu çok özeldir.계속적으로 변하는 미적 가치를 재발견하고, 제 자신을 업데이트할 수 있죠.
Her zaman fotoğraf çekmek kendimi estetik arayışları içinde tutmama imkan tanır ki bu çok özeldir.Robienie zdjęć cały czas pozwala mi na poszukiwanie estetycznych aspektów życia, co jest dosyć indywidualne.
Her zaman fotoğraf çekmek kendimi estetik arayışları içinde tutmama imkan tanır ki bu çok özeldir.Scattare foto di continuo mi fa restare me stesso in questo stato di ricerca estetica, così particolare.
Her zaman fotoğraf çekmek kendimi estetik arayışları içinde tutmama imkan tanır ki bu çok özeldir.TENコレクションでは、テーマに ストリートアートを選び
Her zaman fotoğraf çekmek kendimi estetik arayışları içinde tutmama imkan tanır ki bu çok özeldir.Tirar fotos o tempo todo permite-me manter este estado de pesquisa estética, que é tão particular.
Her zaman fotoğraf çekmek kendimi estetik arayışları içinde tutmama imkan tanır ki bu çok özeldir.Фотография позволяет мне оставаться в процессе эстетического поиска, что крайне важно.
İkinci Bir Şiddetli Deprem Nepal'i Açık Alan Arayışına SürdüAumentan los muertos y daños con el segundo terremoto en Nepal
İkinci Bir Şiddetli Deprem Nepal'i Açık Alan Arayışına SürdüLe nouveau tremblement de terre précipite les Népalais sur les places publiques
İş modeli arayışında ilk olarak modelle başlayacak... ...ve modeli bulduktan sonra, onu yazacağız.비즈니스 모델을 찾아야 하니, 일단 모델부터 해결을 하고 모델을 찾은 다음에는 작성에 들어가는 거죠
İş modeli arayışında ilk olarak modelle başlayacak... ...ve modeli bulduktan sonra, onu yazacağız.У пошуках бізнес моделі ми починаємо з моделі, а коли її знайдемо, то запишемо.
İş modeli arayışında ilk olarak modelle başlayacak... ...ve modeli bulduktan sonra, onu yazacağız.وبالنسبة للبحث عن نموذج العمل، سنبدأ بالنموذج أولاً ثم نكتبه بعد إيجاده.
İş modeli arayışında ilk olarak modelle başlayacak... ...ve modeli bulduktan sonra, onu yazacağız.モデルを選択後 計画書を書きます
Kaos, sadece enerjinin yeni potansiyelleri arayışıdır.Chaos to tylko energia szukająca nowych potencjałów.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Am dat peste el, căutând căldura lipsă.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Csak belebotlottunk, mialatt a hiányzó hőt kerestük.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Kami tidak sengaja menemukannya saat mencari panas yang hilang.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.우리는 소실된 열을 찾는 일은 자꾸 지체되었습니다.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.L'abbiamo trovato per caso mentre cercavamo del calore mancante.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Natknęliśmy się na niego szukając brakującego ciepła.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Nos lo encontramos buscando el calor desaparecido.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Nous sommes tombés là-dessus, alors que nous cherchions de la chaleur manquante.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Vi snubblade över det när vi letade efter värme som saknades.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.We stuitten erop, op zoek naar wat ontbrekende hitte.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Wir stolperten darüber, als wir nach fehlender Hitze suchten.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Zakopli som oň, keď sme hľadali nejaké chýbajúce teplo.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Πέσαμε πάνω του τυχαία, ψάχνοντας για κάποια χαμένη θερμότητα.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Мы просто на неё наткнулись, пока искали недостающее тепло.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Натъкнахме се на нея търсейки липсваща топлина.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.נתקלנו בה, כשחיפשנו מעט חום חסר.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.لقد صادفتنا هذه الاكتشافات أثناء البحث عن الفقد في الحرارة.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.この探査プロセスを加速しようとしました
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.A reieşit că urmărirea plăcerii nu contribuie aproape deloc la satisfacţia vieţii.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Det visade sig att sökandet efter njutning nästan inte bidrar alls till livstillfredsställelsen.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Det viser sig at jagten på glæde næsten ikke har nogen indvirkning på livstilfredshed.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.E' risultato che la ricerca del piacere non da alcuna soddisfazione alla vita.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Het blijkt dat het nastreven van plezier bijna geen bijdrage levert aan levensgeluk.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Hóa ra những lạc thú gần như không đóng góp cho sự thỏa mãn với cuộc sống.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Izkazalo se je, da prizadevanje za užitek skoraj nič ne pripomore k višjemu zadovoljstvu z življenjem.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Kiderült, hogy az élvezetek hajhászásának szinte semmilyen hatása nincs az elégedettség érzésére.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.즐거움의 추구는 삶의 만족도의 거의 공헌하지 못하는 것으로 나타났습니다.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Okazuje się, że pogoń za przyjemnością prawie nie ma wpływu na zadowolenie z życia.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Osoittautuu, että nautintojen tavoittelu ei vaikuta melkein ollenkaan tyytyväisyyteen elämästä.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Resulta que la búsqueda de placer casi no contribuye a la satisfacción de vida.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Stellt sich heraus, dass Streben nach Vergnügen fast gar nichts zur Lebenszufriedenheit beiträgt.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Ternyata, pencarian kesenangan hampir tidak memiliki kontribusi apa pun terhadap kepuasan hidup.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Ukázalo se, že snaha o dosažení potěšení nemá skoro žádné přispění k životní spokojenosti.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Виявилося, що прагнення задоволення не має абсолютно ніякого впливу на те, наскільки людина задоволена життям.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Оказалось, стремление к удовольствию практически не влияет на удовлетворённость жизнью.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.Оказва се, че стремежът към удоволствие няма почти никакъв принос за удовлетворението от живота.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.התברר שהמרדף אחר הנאות כמעט ולא תורם לסיפוק בחיים.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.تبيّن لنا أن السعي وراء السعادة -تقريبا - لا يساهم في درجة الرضاء عن الحياة.
Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı.意味の追求が最も強力なものでした
Kızım için böyle bir macerayı destekliyorum ve oğlum için böyle bir arayışı destekliyorum.Gosto desse tipo de missão para a minha filha e gosto desse tipo de missão para o meu filho.
Kızım için böyle bir macerayı destekliyorum ve oğlum için böyle bir arayışı destekliyorum.Ik hou van dat soort zoektocht voor mijn dochter, en ik hou van dat soort zoektocht voor mijn zoon.
Kızım için böyle bir macerayı destekliyorum ve oğlum için böyle bir arayışı destekliyorum.Jag tycker det är bra att min dotter strävar efter sådant, och jag tycker om den typen av strävan för min son.
Kızım için böyle bir macerayı destekliyorum ve oğlum için böyle bir arayışı destekliyorum.J'aime ce genre de quête pour ma fille, et j'aime ce genre de quête pour mon fils.
Kızım için böyle bir macerayı destekliyorum ve oğlum için böyle bir arayışı destekliyorum.Jeg kan godt lide den slags søgen for min datter, og jeg kan godt lide den slags søgen til min søn.
Kızım için böyle bir macerayı destekliyorum ve oğlum için böyle bir arayışı destekliyorum.저는 제 딸이 그런 임무를 하기를 원하고 제 아들도 그러기를 원해요.

İlgili Sayfalar