arasına ile cümle

arasına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Bende izleyicilerin arasına sizler gibi oturdum.וישבתי כמוכם אי-שם בקהל.
Bende izleyicilerin arasına sizler gibi oturdum.وقد جلست مثلكم مع الجمهور.
Bende izleyicilerin arasına sizler gibi oturdum.自分の作品に 生命が吹き込まれていきました
Bhumi'nin ekolojik sürdürülebilirlik yasasına" diyenlerin arasına katıldı.Bhumi dla ekologicznego przetrwania".
Bhumi'nin ekolojik sürdürülebilirlik yasasına" diyenlerin arasına katıldı.la ley superior de Gaia, de la Pachamama, de Vasundhara De Bhumi para la sostenibilidad ecológica
Bhumi'nin ekolojik sürdürülebilirlik yasasına" diyenlerin arasına katıldı.من أجل الاستدامة البيئية
Bhumi'nin ekolojik sürdürülebilirlik yasasına" diyenlerin arasına katıldı.しかし生活様式がこの法則に反しているため
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Aztán egy nap, Emma bejött, az ölébe temette az arcát és majdnem egy egész órán át zokogott.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Bene, un giorno Emma entrò nello studio e tenendosi la testa tra le mani pianse per quasi un'ora.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Bueno, un día Emma llegó puso su cabeza sobre sus piernas y lloró durante casi toda la hora.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Eines Tages kam Emma sehr niedergeschlagen an und weinte fast die ganze Stunde lang.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.En dag kommer Emma ind, hun hænger hovedet nedaf, og så hulkede hun det meste af timen.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.En dag kommer Emma in, hon lägger huvudet i knät, och gråter större delen av timmen.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Într-o zi, Emma vine, își pune capul în poală și plânge în hohote aproape o oră.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Jedného dňa Emma znovu prišla, stočila sa do klbka a skoro hodinu mi plakala.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Jednoho dne Emma přišla se svěšenou hlavou a plakala skoro celou hodinu.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.어느날 엠마가 제게 와서는 무릎에 고개를 묻고 계속 흐느껴 울더라고요.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Nekega dne Emma vstopi, položi glavo v svoje naročje in joče večino najine ure.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Op een dag komt Emma naar de praktijk, haar hoofd hangt naar beneden. Ze snikt het grootste deel van het uur.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Pewnego dnia Emma weszła, zwiesiła głowę i łkała prawie całą godzinę.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Puis un jour, Emma est entrée elle a posé sa tête sur ses genoux et a sangloté pendant presque toute l'heure.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Và một ngày nọ, Emma đến, cúi gằm mặt xuống, và khóc nức nở hàng tiếng đồng hồ.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Един ден, Ема дойде при мен, подпря главата си в скута си и рида през по-голямата част от времето.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Однажды, придя ко мне, Эмма уронила голову себе на колени и проплакала почти целый час.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.Одного дня Емма зайшла, обхопивши голову руками, і ридала майже годину.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.ובכן יום אחד, אמה נכנסה וטמנה את ראשה בחיקה, ובכתה במשך רוב השעה.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.حسناً في أحد الأيام، دخلت إيما و قد دفنت رأسها في حضنها، و نحبت أغلب الجلسة.
Bir gün, Emma geldi, başını ellerinin arasına aldı ve bir saatin çoğunu hıçkırarak ağlayarak geçirdi.ひざを抱え うなだれて 診察時間の大半を むせび泣いていました 彼女はちょうど新しい連絡帳を買って
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.A pozůstavím některé z vás, kteříž by ušli meče, mezi pohany, když rozptýleni budete do zemí.
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.그러나 너희가 열방에 흩어질 때에 내가 너희 중에서 칼을 피하여 이방 중에 남아 있는 자가 있게 할지라
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.Tuttavia lascerò alcuni di voi scampati alla spada in mezzo alle genti, quando vi avrò dispersi nei vari paesi
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.Wel zal Ik enkelen van mijn volk sparen om te worden verspreid onder de volken van de aarde.
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.Но Я сберегу остаток, так что будут у вас среди народов уцелевшие отмеча, когда вы будете рассеяны по землям.
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.והותרתי בהיות לכם פליטי חרב בגוים בהזרותיכם בארצות׃
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.وابقي بقية اذ يكون لكم ناجون من السيف بين الامم عند تذرّيكم في الاراضي.
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.你 們 分 散 在 各 國 的 時 候 、 我 必 在 列 邦 中 、 使 你 們 有 剩 下 脫 離 刀 劍 的 人
‹‹ ‹Birkaç kişiyi ölümden kurtaracağım. Ülkelere, uluslar arasına dağılan bazılarınız kılıçtan kurtulacak.你 們 分散 在 各 國 的 時候 、 我 必 在 列邦 中 、 使 你 們 有 剩下 脫離 刀劍 的 人
Bir öğenin hücreleri arasına eklenecek boşlukPlass som er satt inn mellom cellene til et element
Boston'daki çeşitli evlerde tavan arasına atılmış yarım mil uzunluğunda bir kabloydu.반마일 길이의 전선이었습니다. 이 전선을 보스톤에 있는 몇몇 집의 지붕위에 늘어뜨려 놓았습니다.
Boston'daki çeşitli evlerde tavan arasına atılmış yarım mil uzunluğunda bir kabloydu.là một dây kim loại có chiều nửa dặm - khoảng hơn 900 m đã được ném qua nóc của nhiều ngôi nhà ở Boston.
Boston'daki çeşitli evlerde tavan arasına atılmış yarım mil uzunluğunda bir kabloydu.היה חוט באורך של 800 מטרים, אשר הושם מעל גגות של כמה בתים בבוסטון.
Boston'daki çeşitli evlerde tavan arasına atılmış yarım mil uzunluğunda bir kabloydu.كان يكمن في سلك طوله نصف ميل, والذي أُلقي به عبر اسطح لعدة منازل في بوستن.
Boston'daki çeşitli evlerde tavan arasına atılmış yarım mil uzunluğunda bir kabloydu.このワイアーはボストンの民家 数件の屋根にかけられました このラインは後で一般家庭でベルと
Bu bir açı, değil mi? x ekseni ve bu doğru arasına çizdim.OK. Así que vamos a llamar a esta recta de aquí -entonces esto es theta.
Bu bir açı, değil mi? x ekseni ve bu doğru arasına çizdim.Questo e' un angolo, giusto? Tra l'asse x e questa retta che ho appena disegnato qui.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.A nagy szíjtárcsa két régi CD-ből van, köztük egy gumiréteggel.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Aquí hay una polea grande, hecha de caucho entre dos CD.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.이것은 두개의 낡은 CD사이에 고무를 붙여서 만든 커다란 도르래입니다.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Das ist eine große Scheibe aus Radiergummi zwischen zwei alten CDs.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Đây là một ròng rọc lớn làm bởi miếng đệm cao su giữa 2 CD cũ.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Dette er en stor remskive med gummi mellem to gamle cd'er.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Dit is een grote katrol, gemaakt door rubber te klemmen tussen twee oude CD's.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Duży kołowrót to 2 płyty CD przedzielone gumą.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Il y a une grande roue faite en plaçant du caoutchouc entre deux vieux CD.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Tohle je velký kotouč sestavený z gumy mezi dvěma starými CD.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Toto je veľký kotúč zložený z gumy medzi dvoma CD.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Una grande puleggia fatta con gomma e due vecchi CD, uno per lato.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Αυτή είναι μια μεγάλη τροχαλία φτιαγμένη τοποθετώντας λάστιχο ανάμεσα σε δυο παλιά CD.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Большой подъемный блок, сделанный из резины и двух старых CD дисков.
Bu, iki eski CD'nin arasına lastik koyarak yapılmış büyük bir disk makara.Великий підйомний блок, зроблений з двох старих компакт-дисків і гуми.
İlgili Sayfalar