Tom ve benim aramdaki sır aydınlandı.Tom and my secret came to light.
Bu seninle benim aramda bir sır, bu yüzden ağzından kaçmasına izin verme.This is a secret just between you and me, so don't let it slip out.
Bu sizin ve benim aramda sır.This is secret between you and me.
Bu parayı seninle benim aramda bölüşelim.Let's divide this money between you and me.
Bu sadece senin ve benim aramda.This is just between you and me.
Senin ve benim aramda, şişman çirkin adam diyette.Between you and me, the fat ugly man is on a diet.
Senin ve benim aramda, o oldukça aptal.Between you and me, he is rather stupid.
Senin ve benim aramda, yeni takım kaptanımızı sevmiyorum.Between you and me, I don't like our new team captain.
Senin ve benim aramda, Tom'un fikri pek ilgimi çekmiyor.Between you and me, Tom's idea doesn't appeal to me very much.
Meg ile benim aramda oturuyorsun.You are sitting between Meg and me.
Yamada ve benim aramdaki kazanç-kayıp kaydı elli ellidir.The win-loss record between Yamada and me is fifty-fifty.
Babam ve benim aramdaki anlaşmazlığın farkında değil gibi görünüyor.He seems not to be aware of the conflict between my father and me.
Söylemek üzere olduğum şey kesinlikle seninle benim aramda.What I'm about to say is strictly between you and me.
Bir çılgınla benim aramdaki tek fark benim bir çılgın olmamamdır.The only difference between me and a madman is that I'm not mad.
Sadece senin ve benim aramda, kız kardeşimi seviyor musun?Just between you and me, do you love my sister?
O, babam ve benim aramdaki bir anlaşmazlığın farkındaymış gibi görünmüyor.He doesn't seem to be aware of the conflict between my father and me.
Sadece seninle benim aramda, o aslında bir ucube.Just between you and me, she is, in fact, a monster.
Bu seninle benim aramdadır.This is between you and me.
Bu seninle benim aramda kalır.This stays between you and me.
Çocuğum, karımla benim aramda uyumayı seviyor.My child likes to sleep between me and my wife.
Senin ve benim aramdaki fark budur.That's the difference between you and me.
Bunun Tom ve benim aramda işe yaramayacağını biliyordum.I knew it would never work between Tom and me.
Tom ve benim aramda devam eden bir şey yok.There is nothing going on between Tom and me.
Bu Tom ve benim aramda.That's between Tom and me.
Tom, bu babanla benim aramda.Tom, this is between your father and myself.
Bu onlarla benim aramdadır.This is between them and me.
Tom ile benim aramda hiç romantik bir şey yok.There is nothing romantic between Tom and me.
Senin ve benim aramda hiçbir şey olmayacak.You and I will have nothing between us.
Mary ve benim aramda devam eden bir şey yok.There is nothing going on between Mary and me.
Bu sadece onunla ve benim aramda özel bir şaka.It's just a private joke between him and me.
Bu sizin ve benim aramda bir sır.It's a secret between you and me.
Seninle benim aramda büyük bir fark var.Between you and me there is a big difference.
Reggie ile aramda geçen bir iki konuşmada onu kendi gözlerimle görmem konusunda ikna olmuştum.One or two conversations with Reggie convinced me that I ought at least to see for myself.
Ailenle aramda hiçbir mesele yok.My place isn't a competition to yours. So do not worry.
Babamla aramda hep ablam vardý. Caným benim.There was always my sister between me and my dad
Bu onunla benim aramda.It's all over between me and her.
Çevremle aramdaki bağ çok güçlüydü.I felt incredibly connected to the community around me.
Kendimi bildim bileli okyanus ve hayvanlar ile aramda derin bir bağ olmuştur.For as long as I can remember, I have felt a very deep connection to animals and to the ocean.
Sanmıyorum onunka benim aramda işlerin yürüceğini.I just don't think it'll work between me and him.
Onunla benim aramdaki büyük fark ne?How are they so much greater and different than me?
Ben kazanırsam, Gil Ra Im ile aramda ne olursa olsun... ...sözünden dönmeyeceksin.If you lose, you can't say anything about how I proceed with Gil Ra Im.
Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.I set my rainbow in the cloud, and it will be for a sign of a covenant between me and the earth.
Birbirimizle yaptığımız antlaşmaya gelince, RAB sonsuza dek seninle benim aramda tanık olsun.››Concerning the matter which you and I have spoken of, behold, Yahweh is between you and me forever."
Musa: "Bu seninle benim aramdadır.(Moses) said: "This is (agreed) between you and me.
O zat, işte dedi, seninle benim aramda artık ayrılık bu."This is the parting of our "ways," he said.
Sen, onlarla benim aramda hükmet ve beni de kurtar, inananlardan benimle beraber bulunanları da.So adjudge between me and them conclusively, and save me and the believers who are with me."
Musa, bu dedi, seninle benim aramda bir sözleşme.(Moses) said: "This is (agreed) between you and me.
Mûsa dedi: "Bu seninle benim aramda.(Moses) said: "This is (agreed) between you and me.
De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter.Say: "God is sufficient as witness between me and you."
Musa şöyle cevap verdi: Bu seninle benim aramdadır.(Moses) said: "This is (agreed) between you and me.
Musa şöyle cevap verdi: "Bu seninle benim aramdadır.(Moses) said: "This is (agreed) between you and me.
Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. O çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.He is sufficient as witness between you and me; yet He is forgiving, ever-merciful."
Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter.Sufficient is He for a witness between me and you!
De ki: “Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter!Say: "Sufficient is Allah for a witness between me and you.
O sizin yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter.It is sufficient that Heis the Witness between me and you.
<< Ebu Hureyre'nin rivayetiyle: Peygamber dedi ki: Onunla benim aramda yani İsa peygamber yok.Narrated Abu Hurayrah: The Prophet said: There is no prophet between me and him, that is, Jesus.
Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmamamdır.La seule différence entre un fou et moi, c'est que je ne suis pas fou.
Reggie ile aramda geçen bir iki konuşmada onu kendi gözlerimle görmem konusunda ikna olmuştum.Une ou deux conversations avec Reggie m’avait convaincu que je devais au moins voir par moi-même.
Reggie ile aramda geçen bir iki konuşmada onu kendi gözlerimle görmem konusunda ikna olmuştum.Una o dos conversaciones con Reggie me convencieron de que al menos debía verlo yo mismo.
Reggie ile aramda geçen bir iki konuşmada onu kendi gözlerimle görmem konusunda ikna olmuştum.Una o due conversazioni con Reggie mi convinsero che dovevo almeno incontrarlo.