aramızda ile cümle
aramızda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,A pro ty, kteří zde nebyli,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Dan untuk anda yang tidak hadir pada saat itu,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Dla tych, których wówczas nie było,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,E per quelli che l'altra volta non c'erano,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Et pour ceux qui n'y étaient pas,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Och för de av er som inte var med då,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Si pentru cei care nu au fost aici,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Za vse tiste, ki vas takrat ni bilo -
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,Для тех из вас, кто не присутствовал на предыдущем,
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,И за тези от вас, които не бяха там
Daha önce aramızda olmayanlar için özetlemek gerekirse,І для тих із вас, хто не був там,
'Dedi. 'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."Je možné, že nějaký smysl v klepání," lokaj pokračoval, aniž by účasti k ní, "kdybychom měli dveře mezi námi.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Avevamo un rapporto particolare. Un rapporto speciale.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Byliśmy sobie całkiem bliscy. Sądzę, że może nawet łączyła nas specjalna więź.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick dan saya memiliki semacam hubungan. Saya pikir hubungan yang kami miliki cukup spesial.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick e eu tínhamos uma certa ligação. Penso que talvez tenha sido uma ligação especial, a que tínhamos.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick en ik hadden een bepaalde, een beetje speciale verhouding.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick és én köztem összhang volt. Azt hiszem, ez egy különleges összhang volt.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick et moi avions pas mal d'affinités. Je pense que nous avions une relation spéciale.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick och jag hade ett slags samförstånd. Jag tror att det kan ha varit ett speciellt samförstånd vi hade.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Él y yo teníamos una buena relación. Pienso que era un entendimiento muy especial el que teníamos.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.딕과 저는 약간은 친밀한 관계였습니다. 그와 저 사이에는 특별한 관계를 유지하고 있었죠.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Ο Ντικ κι εγώ είχαμε μια κάποια συμπάθεια. Νομίζω ότι μπορεί να ήταν μια ιδιαίτερη συμπάθεια αυτή που είχαμε.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Дик и аз си имахме наше си разбирателство. Мисля, че може би разбирателството между нас беше специално.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Між нами був певного роду зв'язок, думаю, це мав бути особливий зв'язок між нами.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.У нас с Диком было взаимопонимание. Думаю, у нас было особенное взаимопонимание.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.דיק ואני הייתה ביננו מערכת יחסים. אני חושב שבאמת הייתה מערכת יחסים מיוחדת ביננו.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.كان هناك ألفة معينة بيني وبين " ديك " اعتقد ان هناك ألفة مميزة بيننا
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.特別な信頼関係であったと思います お互いが好きで 同じようなものが好きでした
Diğer uluslarla aramızdaki farklılıkları, barışçıl yollarla gidermek için gereken cesareti göstereceğiz.우리는 용맹을 선보일것이며 다른 국가와의 의견차를 평화로이 좁혀나가는 노력을 이어나갈 것입니다.
Diğer uluslarla aramızdaki farklılıkları, barışçıl yollarla gidermek için gereken cesareti göstereceğiz.Vamos a mostrar iniciativa para tratar de resolver nuestras diferencias con otras naciones en paz.
Diğer uluslarla aramızdaki farklılıkları, barışçıl yollarla gidermek için gereken cesareti göstereceğiz.直面する危機を甘く見ているからではなく
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:Điểm khác biệt giữa loài khủng long và chúng ta
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:공룡과 우리의 차이점은 우리에게는
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:Não tem de nos acontecer a nós.
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:זה קרה להם. זה לא חייב לקרות לנו.
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:الفرق بيننا وبين الدينصورات
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:宇宙計画
Dinazorlarla aramızdaki fark şu:我地同恐龍嘅差別在於
Direnirsen... ...aramızdaki mesafeyi 50 santime düşürürüm. Anladın mı?Ha lázadozol, akkor a távolság 50 cm-re csökken, megértetted?
Direnirsen aramızdaki mesafeyi 50 santime düşürürüm demiştim.Mondtam, hogy ha lázadozol, akkor a távolság 50 cm-re csökken, igaz?
Direnirsen aramızdaki mesafeyi 50 santime düşürürüm demiştim.Σου έχω ήδη πει ότι αν αντισταθείς, θα μειώσω την απόσταση σε 50 εκατοστά.
Direnirsen aramızdaki mesafeyi 50 santime düşürürüm demiştim.لقد اخبرتك, اذا قاومتي سأنقص المسافة الى 50 سنتمتر
Direnirsen... ...aramızdaki mesafeyi 50 santime düşürürüm.Αν αντισταθείς... θα το μειώσω στα 50 εκατοστά.
Direnirsen... ...aramızdaki mesafeyi 50 santime düşürürüm.اذا قاومتي
DNA dizilerini, mesela bu odada, kendi aramızdakileri karşılaştırırken bazı mutasyonlar görebiliriz.여러분의 DNA 서열을 비교해 보면 그런 돌연변이의 결과를 볼 수 있죠.
DNA dizilerini, mesela bu odada, kendi aramızdakileri karşılaştırırken bazı mutasyonlar görebiliriz.של מוטציות כאלה כשמשווים בין רצפי DNA בין היושבים כאן בחדר, לדוגמא.
DNA dizilerini, mesela bu odada, kendi aramızdakileri karşılaştırırken bazı mutasyonlar görebiliriz.جراء ذاك الخطأ عندما نقارن الحمض النووي الموجود في داخلنا نحن هنا في هذه القاعة
DNA dizilerini, mesela bu odada, kendi aramızdakileri karşılaştırırken bazı mutasyonlar görebiliriz.この部屋にいる皆さんの DNA配列を比較したら分かるでしょう 私と皆さんの遺伝子を比べたなら
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.Beh, non il design migliore del mondo per quelli tra noi che sono designer per davvero.
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.그건 세계에서 가장 훌륭한 디자인 솔루션은 아니겠지만 우리 같이 진짜 전문적인 디자이너가 보기에도
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.Nicht wirklich das allerbeste Design für diejenigen unter uns, die wirklich Hardcore-Designer sind.
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.To nie idealny design, nie dla prawdziwego designera.
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.Ну, не самое лучшее в мире дизайнерское решение, особенно для тех из нас, кто и вправду крутой дизайнер.
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.לא הפיתרון העיצובי הכי טוב בעולם לאלה מאיתנו שהם מעצבים בנשמה.
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.ليس بالضروري أفضل تصميم في العالم بالنسبة لمن هو، نوعاً ما ، مصمم مخضرم.
Dünyadaki en şahane tasarım olmayabilir, özellikle de aramızdaki gerçek, su katılmamış tasarımcılar için.世界一すばらしいものではないと思います しかし 人びとにとっては すばらしくまた共感できるアイディアです
Dünyada öyle bir noktadayız ki artık "ilerleme" ile aramızdaki ilişki eskiden olduğu gibi değil.Chegámos a um ponto neste mundo em que não temos a mesma relação com o progresso que já tivemos.
Dünyada öyle bir noktadayız ki artık "ilerleme" ile aramızdaki ilişki eskiden olduğu gibi değil.Dospeli sme k bodu, keď náš vzťah k pokroku už nie je to, čo býval.
Dünyada öyle bir noktadayız ki artık "ilerleme" ile aramızdaki ilişki eskiden olduğu gibi değil.Egy olyan korban élünk ezen a világon, amikor már nem ugyanaz a kapcsolatunk a haladással, mint régen.
İlgili Sayfalar