Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Nepaisant to, įtampa tarp jų augo.
Onların üçü Ptolemy, Seleucus ve Antigonus krallığı kendi aralarında bölmeyi başardılar.Ptomelėjas, Seleukas ir Antigonas pasidalino imperiją.
Bu kent devletleri aralarında durmadan savaşırlar.Šios feodalinės valstybės nuolat kariavo.
Aralarından en güçlüsüdür.Įskaitomas greičiausias iš jų.
Merkez bankası yetkilileri kendi aralarında iki ayda bir toplanırlar.Leido draugijos Centro taryba kas du mėnesius.
Ölümü üzerine dört oğlu kendi aralarında mücadeleye başladı.Jo keturi sūnūs taip pat žuvo kovoje.
Ben aralarından geçtim.Tarp jų ir Skuodą.
Her şeyden önce aralarında sürekli savaş yapan küçük devletler sözkonusuydu.Kūrė nedidelius valstybinius darinius, kurie nuolat tarpusavyje kariavo.
Çerkesler de kültürlerini yaşatmakta ve aralarında Çerkezce konuşmaktadır.Sundus vienija jų kultūra ir kalba.
Aralarında çatışma oldu ve çatışmayı Raleigh kazandı.Jie varžėsi dėl jų ir Odisėjas laimėjo.
"High Hopes"un aralarında bulunduğu birkaç şarkıya söz yazdı.Last Cuts“, kuriame taip pat buvo ir keletas naujų dainų.
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.Jame yra daug kraujagyslių ir juntamųjų nervinių skaidulų rezginys.
Aralarında eklem yoktur.Autografo irgi nėra.
Bu dönemde bilgisayarları kendi aralarında iletişim de kurabiliyorlar.Kompiuteriai tarpusavyje sujungti, jei jie gali keistis informacija.
Vurmadan önce aralarında Rusça bir dialog geçer.Omavaheliste tülide käigus lastud ka üks venelane maha.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Nad olid seejuures alati meie vastu sõbralikud.
Ancak aralarında önemli bir fark vardır.On siiski üks oluline erinevus.
Aralarında çatışma başlar.Nende vahel puhkeb võitlus.
Kocası 1930'da ölünce Hitler'le aralarındaki yakınlık daha da arttı.Pärast ema surma kaugenes Hitler üha enam oma sugulastest.
Aralarındaki maç Ba-Vi (Bahia'dan "Ba" ve Vitória'dan "Vi") adıyla bilinmektedir.Vitória ja Bahia vahelised matšid on tuntud nime all Ba–Vi.
Kendi aralarında iletişim kurmak için çıkarttıkları sesler vardır.Samamoodi kasutavad nad helisignaale omavahelises suhtluses.
Marie kabul eder ve aralarındaki ilişkide böyle başlamış olur.Prints tegigi nii ja Mary oli nõus.
Üniversite öğrencisi Marius ile aralarında bir aşk doğar.Jean Valjean, Marius’u daima korur.Tänavavõitluses jätavad lõpuks elu kõik tudengid peale Mariuse, kelle päästab Jean Valjean.
Gelme ve kırılma açıları eşit değildir, fakat aralarında niceliksel bir ilişki vardır.Kõikteadmine ja eksimatus ei ole sama asi, kuid on omavahel seotud.
Aralarında birçok farklı sesler ile iletişim kurarlar.Nad teevad suhtlemisel mitmesuguseid häälitsusi.
Aralarında günde 18 sefere çıkabilen şoförler vardır.Veevahetus toimub 22 korda aastas.
Karakterlerin aralarında ne konuştuğuna ilişkin bazı tahminler yapılmıştır.Raskus tekib siis, kui vaadata, millistest omadustest on jutt.
5. kitapta aralarında çeşitli saldırı metotları hakkında bir konuşma geçer.Viiendas kohas mõeldakse välja mitmesuguste vahendite kombinatsioone ...
Aralarında çatışma çıkar.Nende vahel puhkeb tüli.
Aralarındaki uzaklık 2 km'dir.Nende vahemaa üksteisest on üheksa kilomeetrit.
Aralarında mantıksal ilişkiler vardır: Bazı görevler arka arkaya yerine getirilir.Kõik nad on lävimõjuga: ohtlik toime avaldub teatud kogusest.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ülestunnistustest hoolimata käivad nad siiski üksteisele närvidele.
Aralarında tam 399 karşılaşma oynandı.Lõpuks oli tal neid puukujusid 369 tükki.
4 ve 3 aralarında asaldır.4와 3은 같은 소인수가 없으므로
4 ve 3 aralarında asaldır.4 a 3 nemá společná čísla v jejich rozkladu na součin prvočísel.
4 ve 3 aralarında asaldır. Bu yüzden EKOK'ları, aynı zamanda kesirlerimizin paydası olacak olan 12'dir.4 en 3 delen geen priemfactoren dus de kleinste gemene deler van 4 en 3 is het product van de twee getallen
4 ve 3 aralarında asaldır.ですから 4 と 3 の LCM, 最小公倍数は2つの数の積です.
60'ı, 3 adet şeyin kendi aralarındaki farklı dizilimlerinin sayısına böleceğiz.이 결과를 우리가 3가지 물건을 배열할 수 있는 모든 경우의 수로 나눠주는 것입니다.
60'ın çarpanlarını yazıp aralarından uygun olanı seçebiliriz.절대값의 차는 4가 되야 합니다 6과 10이 될 수 있어 보입니다 하지만 여기 있는 수를 다 해봅시다
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğu한 사람의 여성 설립자가 미국의 뉴햄프셔에 모여
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğuואם מייסדת בודדה אחת, התאספו בניו-המפשייר, ארה"ב,
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğuو أمّ مؤسسة وحيدة، و اجتمعوا في نيو هامبشير، بالولايات المتحدة الأمريكية
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğuアメリカのニューハンプシャー州に 集結して ブレトンウッズ体制を設立し
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılar11 anderen worden beschuldigd, maar zij zitten nog niet vast.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah är den mest välkända bland dem. Ytterligare elva är anklagade men ännu inte fängslade.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah es el más destacado. Hay otros 11 acusados a los que no han encarcelado aun.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah est le plus connu d'entre eux. 11 autres civils sont accusés mais encore en liberté.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarوهنا ١١ مواطن متهمين ولم يحبسوا بعد
Alanları ve aralarındaki uzaklığı bilinen, biri +Q ve diğeri -Q yüklü iki levhanınבכל מקרה, עבור תצורה נתונה, המוגדרת על ידי השטח של הלוחות והמרחק ביניהם - עבור
Alanları ve aralarındaki uzaklığı bilinen, biri +Q ve diğeri -Q yüklü iki levhanınولكن لتكوين معين، والتكوين تعريف بالمنطقة من اللوحات والمسافة-
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›농부들이 그를 보고 서로 의논하여 가로되 이는 상속자니 죽이고 그 유업을 우리의 것으로 만들자 하고
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›וכראות אתו הכרמים נועצו יחדו לאמר זה הוא היורש לכו ונהרגהו ותהי לנו הירשה׃
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›فلما رآه الكرامون تآمروا فيما بينهم قائلين هذا هو الوارث. هلموا نقتله لكي يصير لنا الميراث.
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不 料 、 園 戶 看 見 他 、 就 彼 此 商 量 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 我 們 殺 他 罷 、 使 產 業 歸 於 我 們
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不料 、 園戶 看 見他 、 就 彼此 商量 說 、 這是 承受 產業 的 . 我 們殺 他 罷 、 使產業歸於 我們
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,Dar trecerea de la câteva cabluri peste acoperișurile din Boston
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,Doch es ist wesentlich einfacher,
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,하지만 보스톤의 지붕위에 전선을 휙 던져놓은 것과는 달리
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,las comunicaciones mundiales.
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,אבל לעבור מלהעיף חוט מעל גגות בבוסטון