Aralarındaki bu ilişki, zeki ve kabiliyetli şairin yeteneklerini padişaha göstermesine yardım etti.Hun har åbenbart fundet, at det var en fornøjelse at tale med den kloge og vittige Osten.
Bu arada Baron da aralarından çekilmiştir.Derudover var hertug af Asti.
Bu bir çakışma yaratır ve kartlar kimin ilk önce paketi göndereceğini kendi aralarında karar verir.Det hjælper, når der er en tvist om, hvem der fangede Lynet først.
Daha sonraları ise düzensiz olarak üç ile dört yıllık aralar verilerek organize edildi.Siden den gang har legene igen være arrangeret med fire års mellemrum.
Aralarında çalkantılı bir ilişki yaşanır.Lige meget hvor meget sammenarbejde der har været imellem dem.
Kanalda, Avrupa ve dünyadan haberler 30 dakikalık aralarla yayınlanmaktadır.Den New Zealand og Australien udgivelser af filmen er måneders mellemrum.
Siper aralarında süngü çarpışmaları görülüyordu.Mellem hullerne har man fundet spidse træpinde.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Parret finder trøst i hinanden og de bliver forlovet.
Fakat büyüdükçe aralarındaki arkadaşlık aşka dönüştü.De havde kendt hinanden siden barndommen og forholdet udviklede sig til kærlighed.
Aralarından en güçlüsüdür.Den stærkeste af alle jætter.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Men trods sådanne uenigheder forblev de venner til det sidste.
Yahudiler için Yehova ile aralarındaki özel bir bağı temsil eder.I jødedommene er der en særlig forbindelse mellem Gud og Zion.
Kendi aralarında kavga etmekten hoşlanırlar.De kan også godt lide et godt bad engang imellem.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Der findes et spektrum af egenskaber indenfor hver kategori, og det er ikke svært at se overlappende grænser.
Bunların aralarında en büyüğü Hollanda Diyanet Vakfı'dır.Den er den største hollanske mølle i Danmark.
Aralarında İngiliz ve diğer ülkeden ünlülerin de olduğu yaklaşık 170.000 kişi gömülüdür.På kirkegården ligger ca. 300.000 ukendte franske og tyske soldater begravet.
Bunlar aralarında eşleşirler.Til sammen har disse (pr.
Özgür vatandaşlar da kendi aralarında sınıflara ayrılmıştı.De frie borgerne var også delt inn i klasser.
Holmboe'nin iki küçük kardeşi de Abel'le birlikte eğitim aldı; bu üçlü de aralarında arkadaşlık kurmuştu.To av Holmboes yngre brødre studerte sammen med Abel, og de tre stod også på vennskapelig fot.
Bu olayı aralarında bir dizi husumet izledi.Han dømte blant annet dette (pr.
Davut ve Şaul aralarındaki hüsumetten dolayı düşman olur.David og Salomo opplever velsignelse, og de dårlige kongene etter dem forbannelse (unntatt Hisikia og Josjia).
Ancak aralarındaki yaş farkı, Nuri'nin evliliği ve toplum baskısı, önlerinde büyük bir engeldir.Slike forskjeller kan bli funnet i tawhhed (Gud er en), nubuwwah (profetdom) og imamene (lederskap).
Bu zaferden sonra kentleri aralarında paylaştılar.Deretter delte de det erobrede området mellom seg.
Olayda Aralarında Chicago belediye başkanı Anton Cermak'da olmak üzere toplam 5 kişi yaralanmıştır.Fire mennesker ble såret og borgermesteren i Chicago, Anton Cermak, ble drept.
Ancak aralarındaki anlaşmazlıklar yüzünden ayrılırlar.Dette er på grunn av uenigheter oss imellom.
Aralarında bir antlaşma yaptılar.Det finnes en pakt mellom disse.
Bu renkler de kendi aralarında çeşitli gruplara ayrılır (kuzguni yağız, donuk yağız, kirli yağız vb.).Tilsammen utgjør disse gruppa upartåede hovdyr (Perissodactyla).
Aralarında buzdan bir köprü vardır.Mellom disse ligger det isbreer.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.De søker alt oftere hverandres selskap og forlover seg til slutt.
Daha sonra mahalleliden özür dileyip tekrar aralarına dönmüştür.Han ba imidlertid ydmykt om unnskyldning, og de kom tilbake til hverandre.
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.Det ryktes at hun hadde et forhold til dem begge.
Pusuda 11 asker öldürülmüş, aralarında Er Jessica Lynch’in de bulunduğu 6 asker esir edilmiştir.Bare atten av fangene ble skånet, blant dem oberst Ramsay.
İğne deliği gözün üzerindeki şeffaf hücreler, aralarında bir sıvı bulunan iki katmana ayrıldı.Den var laget av smijern og hadde to buer som la seg over hverandre, fra den synsvinkelen hun hadde.
İkili daha sonra araları açıldı.Paret slo seg derfor ned der.
Sık sık aralarında savaşlar olurdu.Mellom gruppene var det ofte strid.
Howard'ın en iyi arkadaşıdır ve aralarında sevgili-arkadaş arası bir ilişki vardır.Han er Saras beste venn og dypt følelesmessig knyttet til henne.
Ion kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar.De ledet det religiøse og politiske fellesskapet i Medina.
İlk evliliğinden aralarında Lucius Calpurnius Bibulus'ın da olduğu üç oğlu olmuştur.Fra første ekteskap hadde han tre sønner; en av dem var den senere politikeren Lucius Calpurnius Bibulus.
Ukuleler kendi aralarında dört boyuta ayrılırlar, bunlar: soprano, konser, tenor ve baritondur.Ukulele bygges i fire vanlige størrelser: sopran, konsert, tenor og baryton.
Küçük bir grup uluslararası gönüllü birçok yerel gönüllüyü aralarına kattı.De hadde med seg en gruppe frivillige fra byen.
"Kayıt aralarındayken bazen kendimden şüphe ediyorum.I sammenheng med meningsmålinger blir dette av og til omtalt feil.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Delingene mellom alle disse gruppene er løselig og deres grenser er ikke absolutte.
Böylece, İzanami ile İzanagi'nin aralarındaki bağ kopmuş olur.Det vil si at forbindalsene mellom Island og Danmark ble brutt.
Anti-faşist grupların aralarında anlaşmazlık vardı.Blant islamske grupper fantes det misnøye med de sekulære partiene.
Fakat aralarındaki en önemli fark, Od İyesinin sadece belli bir ocağa veya ateşe bağlı olmasıdır.Han fikk valget mellom å bli brent på bålet eller bli garrotert (kvelt med en løkke rundt halsen).
Örneğin, 5 ve 11 seksi asal sayılardır, çünkü aralarındaki fark 6'dır.Tallene 6 og 10 stod for eksempel godt til hverandre fordi de reflekterer menneskekroppens proporsjoner.
Aralarındaki ilişki her zaman düşmanca değildi.Forholdet mellom dem var aldri bra.
Şeyh Zayid Caddesi, aralarında Emirates Kuleleri'nin de olduğu birçok gökdelen bulundurmaktadır.På Sheikh Zayed Road ligger de fleste av Dubais skyskrapere, inkludert Emirates Towers.
Süleyman ile arası çok iyidir ama Neşe olayından sonra araları bozulur.De gode deles inn etter hvor godt de fulgte Allah mens de var i live.
Aralarında Hrapp'ın da olduğu dört adam bu dövüşte öldürülür.Deretter får de drept fire, inkludert Hrapp.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.Fotonegativene, bl.a. portrettbildene, er gått tapt.
Aralarından becerikli olanları da sarayın sürülerinden sorumlu yaptı.Slaggsteinsveggene er blant de best bevarte på Bærums Verk.
Aralarında zaman geçirirler."På denne måten gikk det noen ganger mellom dem."
Aralarında 2003 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan Shirin Ebadi'ninde bulunduğu bir grupp tarafından savunuldu.Shirin Ebadi, vinner av Nobels fredspris i 2003, ble født i denne byen.
Ancak aralarında önemli bir fark vardır.Med én viktig forskjell.
Üç erkek kardeş babalarının vasiyeti uyarınca Roma İmparatorluğu'nu aralarında bölüştürdüler.De tre gjenværende delte farens rike.
Üstelik, aralarında kesinlike saptanmış ayırıcı bir çizgi yoktur. (...)Ingen av dem var trofaste mot hverandre, skjønt de skilte seg ikke.
İkisi böylece tanışıyorlar ve aralarında bir çekim de başlıyor.Etterhvert åpne de seg opp, og deler sine opprivende opplevelser til hverandre.
Aralarındaki küskünlüğü giderirler.Isåfall deles byttet mellom dem.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.Mellom dem var det ingenting.