Üstelik, aralarında kesinlike saptanmış ayırıcı bir çizgi yoktur. (...)Zij zouden elkaar ook in het dagelijkse leven nimmer getutoyeerd hebben.
Basket atanlar kenara ayrılır ve atamayanlar kendi aralarında yarışırlar.Ieder danst individueel; de dansers raken elkaar niet aan.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.De negatieven van zijn foto’s, de portretten incluis, zijn verloren gegaan.
Togo, aralarında Our Country's Goodun da olduğu çok sayıda oyunda sahneye çıktı.Jonathan Togo heeft in verschillende theaterstukken gespeeld, waaronder Our Country's Good.
Sonraki kupalarda da aralarında ciddi bir rekabet oluştu.Ook in de daaropvolgende wedstrijden had Real moeite om het verschil te maken.
Aralarında ufak farklılıklar vardır.Er zijn enkele kleine verschillen.
Bu olaylar eski takım arkadaşlarının aralarında geçen uzun bir hikâyenin başlangıcıydı.Deze historie betekende het begin van een lange vete tussen de broers Hart.
Bu nedenle aralarında sürekli büyüklü küçüklü çarpışmalar gerçekleşmektedir.Daardoor kwam het tot weinig openlijke gevechten.
Sürekli Freddie ve Sam'in aralarını düzeltmeye çalışır.De relatie tussen Freddie en Sam verloopt niet altijd even goed.
Üstelik aralarındaki bir didişme sonucunda onu ofisten bile kovmuştur.In een van de tussenstukjes belden ze hem zelfs op.
Soygun, Vladimir Lenin ile Josef Stalin'in de aralarında bulunduğu kişilerce organize edildi.In het boek wordt verder uitgehaald naar het bewind van Vladimir Lenin en Jozef Stalin.
Öteki onu takip eder ve aralarında oyunun en uzun diyaloğu geçer.Ook zweeft hij langer en is hij het op een na snelste karakter van het spel.
Aralarında herhangi bir eşitlik yoktur.Wij maken geen onderscheid tussen hen.
Sonrasında ise aralarında özel bir ilişki başlar.Later starten ze ook een relatie met elkaar.
Aralarında şu ana kadar 29 resmi maç oynandı.De landen hebben tot op heden 29 keer tegen elkaar gespeeld.
Fakat aralarındaki en önemli fark, Od İyesinin sadece belli bir ocağa veya ateşe bağlı olmasıdır.God is de enige die beslist over het lot, of een mens uiteindelijk in de hel of de hemel komt.
Bu kent devletleri aralarında durmadan savaşırlar.Het bestond uit stadstaten die elkaar voortdurend bevochten.
Mammuthus cinsi aralarında çok tanınmış olan tüylü mamut da dahil olmak üzere çeşitli türlere ayrılmıştır.Mammuthus evolueerde tot vele soorten zoals de welbekende wolharige mammoet.
Aralarında bir evlilik olmamıştır.Een van beide huwelijken heeft dus niet plaatsgevonden.
Hiçbiri, Yağmur’un, intikam almak için aralarına sızdığını bilmiyor.Geen partij is toegelaten het bestand te schenden voor vergeldingsacties. e.
Kemerleri Test ve Booker T'ye kaybettikten sonra, aralarındaki rekabet kaldığı yerden devam etti.Later verloren ze hun titel aan Test en Booker T en zetten hun vete opnieuw voort.
Yıllar sonra ikili ‘’Man on the Moon’’ filminde aralarında geçen feudu sahnelemişlerdi.Tot voor enkele jaren lag de aankomst van 2 semi-klassiekers boven op deze 'berg'.
Aralarında büyük bir kovalamaca başlar.Hier begint een langdurige strijd tussen de twee.
Başlarda Nichols ile çalışan grup, daha sonra Geezer'ı aralarına almıştır.Later voegden eerst Marlon en toen Michael zich bij de groep.
Daha sonra arkadaş lmuş ve aralarında iyi bir arkadaşlık oluşmuştur.Ze komen samen terug en blijken goed bevriend.
Araları mazgallı olan sekiz burç ikişer katlıdır.Acht opvarenden verdrinken hierbij.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Er gebeuren leuke en slechte dingen en uiteindelijk gaan ze trouwen.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Huwelijken werden gewoonlijk geregeld door de ouders.
Unaslar kendi aralarında anlaşabilecekleri az kelime haznesine sahip kendilerine özgü bir dili konuşmaktadır.In plaats daarvan hebben ze onderling een eigen geheimtaal, die alleen zij begrijpen.
Bir aralar Kellan Lutz ile beraberdim.Ze had een relatie met Kellan Lutz.
Ayrıca aralarında büyük ve küçük ağızlı alabalıklar diye bir ayrım yapılır.In het oog wordt een onderscheid gemaakt tussen de grote en de kleine zenuwknopen.
Aralarında ilişki kurmak olanaksız.Er is geen touw aan vast te knopen.
Aralarında bağlantı kurmak olanaksız.Er is geen touw aan vast te knopen.
Emre'yi görünce aralarında bağrış çağrış olur.Nikomedes widząc to ruszył na nich i wywiązała się między nimi walka.
Aralarındaki ilk lig maçı 9 Kasım 1907'de Stamford Bridge'de oynanmıştır.Pierwsze ligowe spotkanie między obydwoma zespołami odbyło się 9 listopada 1907 na Stamford Bridge.
Aralarında Er Jessica Lynch’in de bulunduğu diğer askerler esir edilir.Wśród jeńców była Jessica Lynch.
Aralarında ABD Ticaret Sekreteri Ron Brown'ın da olduğu uçaktaki 35 kişi öldü.W katastrofie zginęło 35 osób, wśród nich Sekretarz Handlu Ron Brown.
Aralarında çeşitli tık ve ıslık sesleri ile anlaşırlar.W tym czasie są oni agresywni i hałaśliwi.
Bunun ardından aralarında bir süre çekişme yaşanmıştır.I powątpiewali o Nim.
Aralarında bir evlilik olmamıştır.Do małżeństwa pomiędzy nimi nigdy nie doszło.
Bu bir çakışma yaratır ve kartlar kimin ilk önce paketi göndereceğini kendi aralarında karar verir.Gracze ustalają który z nich będzie wykładał karty pierwszy.
Ölümü üzerine dört oğlu kendi aralarında mücadeleye başladı.Czterech jej synów walczyło po stronie Unii.
Aralarında ciddi telaffuz ve anlam farkları bulunur.Jest między nimi silna więź i głębokie uczucie.
Benzer kenarlar bulunarak aralarındaki benzerlik oranı elde edilir.Dolne są podobne do tych z przyziemnej rozety.
Aralarında arkadaşlık öteye ilişki bulunmamaktadır.Nadal jednak łączy ich wyłącznie przyjaźń.
Aralarında çok güçlü bir bağ bulunmaktadır.Obiecuje jednak, że zostanie pomiędzy nimi silna więź.
Sonraki haftalarda aralarındaki rekabet, Jericho, Fandango'yu Extreme Rules'ta yenene kadar devam etti.Ich rywalizacja trwała przez kolejny miesiąc, gdzie Jericho pokonał Fandango na gali Extreme Rules.
Bunun batısında, aralarındaki küçük bir eşikle bağlanan bir bölümü daha vardır.Południowo-zachodnia część niziny (na południe od Narwi) jest mało urozmaicona.
Aralarından en güçlüsüdür.Najsilniejsza z nich wszystkich.
Sık sık aralarında savaşlar olurdu.Często dochodzi między nimi do konfliktów.
Gelgelelim aralarında çıkan bir kavgadan ötürü Romulus, Remus'u öldürür.Miał zginąć przypadkową śmiercią, gdy usiłował rozdzielić walczących między sobą Romulusa i Remusa.
Aralarında sadece Fırat Nehri vardır.Pomiędzy nimi znajduje się zabagniona wyspa rzeczna.
Ertesi hafta Strowman ve Reigns, Fastlane'deki maç için sözleşme imzalarken aralarında yine kavga çıktı.Tydzień później Strowman i Reigns podpisali kontrakt na walkę na Fastlane.
Genellikle evlilikler ebeveynlerin kendi aralarında yapılan müzakereler sonucunda gerçekleştiriliyordu.Małżeństwa były kojarzone zazwyczaj przez rodziców.
Daha sonra arkadaş lmuş ve aralarında iyi bir arkadaşlık oluşmuştur.Poznali się tam i stali dobrymi przyjaciółmi.
Aralarında G.Saray da varmış.Można tam spotkać m.in. sarny.
Bu, köyler arasındaki ilişkileri geliştirmek ve aralarındaki savaşı önlemek için yapılır.Miało to na celu polepszenie stosunków między osadami a w dalszym rozrachunku uniknięcie przyszłych walk.
Gelinin arkadaşları kendi aralarında kına gecesi yaparlar.Wieczorem narzeczeni rozmawiają ze sobą.
3. sezonda Carol ile aralarında bir ilişki başlamıştır.Od 3 sezonu ma dziewczynę – Carrie.
Evler genel olarak birbirine bitişiktir ya da aralarında az bir mesafe bulunmaktadır.Obie części stykają się ze sobą lub są nieznacznie oddzielone.