Doğu Roma İmparatorluğu'nda bilinen sekiz Praetor vardı, bunlar mali sorumluluğu aralarında paylaşırlardı.Ci sono noti otto Pretori nell'impero romano d'Oriente che hanno condiviso l'onere finanziario tra di loro.
Küçük bir grup uluslararası gönüllü birçok yerel gönüllüyü aralarına kattı.Un piccolo gruppo di volontariato internazionale fu in grado di reclutare numerosi volontari locali.
100 yıl boyunca Aang'le birlikte kapalı kalmıştır ve aralarında sıkı bir bağ oluşmuştur.È stato in ibernazione con Aang per cent'anni e ha un legame molto forte con lui.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Le divisioni tra tutti questi gruppi sono approssimative ed i loro confini non sono sempre chiari.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.I negativi delle sue foto, tra cui ritratti, sono andati perduti.
Aralarında küçük farklılıklar olmasına rağmen Marcus Aurelius üvey kardeşinin ölümüne çok üzüldü.A dispetto delle differenze fra loro, Marco Aurelio sentì molto la perdita del fratello adottivo.
Aralarında 2003 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan Shirin Ebadi'ninde bulunduğu bir grupp tarafından savunuldu.È rappresentato da un gruppo di avvocati, compreso il Premio Nobel per la Pace 2003 Shirin Ebadi.
Patlamalar genellikle birkaç aylık aralarla gerçekleşir.Tra un'esplosione e l'altra generalmente intercorrono alcuni mesi.
Bu aralarda, 24 Eylül'de Alman Güney Ukrayna Ordular Grubu, Güney Ordular Grubu olarak yeniden düzenlendi.Il 24 settembre il Gruppo d'armate Sud Ucraina sarebbe stato rinominato Gruppo d'armate Sud.
Aralarında düşmanlık olur.Tra i due è odio.
"Şarkının demosu hala bende var fakat o aralar meşguldüm.Non importa di cosa trattasse la canzone, li avevo già fuori.
Aralarındaki küskünlüğü giderirler.Tra loro scatta la scintilla.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.La tensione fra loro sale ancora.
Aralarında eşit olarak bölüşülecektir.'Division spareggiavano tra di loro.
Ayrıca aralarında bugünkü Atlantik Okyanusu görülmeye başlamıştır.Si formò in questo periodo il margine continentale Atlantico presente ancora oggi.
Hatta kendi aralarında vuruşabilirler.Può accadere anche che si attacchino tra di loro.
Daha sonra arkadaş lmuş ve aralarında iyi bir arkadaşlık oluşmuştur.«Se segui quel consiglio, lei ti diventa amica.
Üstelik, aralarında kesinlike saptanmış ayırıcı bir çizgi yoktur. (...)Non faccio una chiara distinzione tra di essi.
Ancak onlar da kendi aralarında savaş halinde oldukları için asker yardımında bulunmaları pek mümkün değildir.E quando Ottaviano avanzò contro di loro, fecero un'alleanza tra loro per darsi reciproco aiuto in guerra.
Aralarındaki ilişki hakkında çok fazla bilgi yoktur.Non si conosce quasi nulla sulle relazioni tra questi gruppi.
"All of the Lights", drum 'n' bass aralarına ve üflemelilere yer veren bir parçadır."All of the Lights" incorpora break drum and bass con squilli di ottoni.
Düzensiz galaksiler genellikle belirli aralarla starburst etkinliği sergilerler.Le galassie irregolari spesso mostrano i segni di attività starburst.
Bu arada Baron da aralarından çekilmiştir.Perciò, inoltre, le geniture divennero lontane (da lui).
Aralarındaki yaş farkı sebebiyle uluslararası düzeyde gençlerde yarışamadılar.Smise di gareggiare a livello nazionale da giovane.
Gözler yaklaşık olarak aynı boyutta ve aralarındaki uzaklıklar aynıdır.Gli incisivi superiori sono piccoli, della stessa lunghezza e separati tra loro.
Kendi aralarında iletişim kurmak için çıkarttıkları sesler vardır.Probabilmente i suoni erano anche utilizzati dai vari individui per comunicare tra loro.
Aralarında çatışma çıkar.Litigano tra di loro.
Aralarındaki yardımlaşma örnek seviyededir.Un esempio di questo tipo è Aide.
Dedim ki: Aralarında ne kadar süre var?Marco:"Tra quanto parti?"
Aralarındaki sürtüşmenin büyümesiyle birlikte işler karışır.Quello che avviene è che lo spaziotempo tra di loro si espande.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.I due dopo ciò diventano molto intimi, e alla fine si fidanzano.
Aralarında oynanan karşılaşmalara ayrı bir ilgi gösterilmektedir.La cosa strana è che questi sembrano essere in competizione tra loro.
Bu durumda aralarındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirmeye karar verirler.Nonostante ciò i due decidono di rivedersi.
Böylece aralarındaki romantik oluşum yok olma düzeyine gelir.Non resta, dunque, che perdonarci vicendevolmente le nostre follie.
Aralarında derin bir aşk doğar.Fra i due nasce un sincero amore.
Brooke da aralarını düzeltmek için eve geldiğinde onu da rehin alır.Anche quando esce con Rebecca, deve portarselo dietro.
Yarışlar kendi aralarında üç farklı biçime ayrılmıştır.La competizione attualmente è divisa in tre tornei distinti tra loro.
Bu üç üyenin kendi aralarında yaptığı seçimle bir başkan belirlenmekteydi.Infine i tre eletti sceglievano tra di loro un presidente.
Köpeklerin kuyruk ve kulaklarının kesimi günümüzde aralarında Türkiye'nin de olduğu pek çok ülkede yasaktır.Una tassa sui cani è o è stata presente in molti dei Paesi occidentali.
Bu nedenle aralarında bağlantı yoktur.Tuttavia, non c'è alcuna connessione tra i due.
İkisi böylece tanışıyorlar ve aralarında bir çekim de başlıyor.I due si baciano, e da lì incominciano una relazione.
Ancak aralarında bir şeylerin olduğu kesin.Evidentemente tra loro sta nascendo qualcosa.
591 yılında Childebert Lombardlar ve Bavarii ile aralarındaki ilişkiyi düzeltti.Nel 591, Childeberto riportò sullo stabile le relazioni tra Franchi e Longobardi.
Aralarındaki seyirci sayısı en yüksek karşılaşma ise 82.905 kişi ile 1935'te Stamford Bridge'de oynanmıştır.La visita dell'Arsenal il 12 ottobre 1935 attirò 82.905 persone a Stamford Bridge.
Kontes ile erkek kardeşi olan Kont kendi aralarında kiminle evelebilecekleri hakkında bir konuşma geçer.La Contessa e suo fratello, il Conte, discutono dei rispettivi corteggiatori.
Taraflar kendi aralarında uzlaşır ve bu uzlaşı da mahkemece teyîd edilir ise, başvuru sonuçlanmış olur.Le parti naturalmente possono aderire ed è rilevato dalla sottoscrizione comune del ricorso.
"Kayıt aralarındayken bazen kendimden şüphe ediyorum.Scarsissime e talvolta contraddittorie le notizie storiche a suo riguardo.
Aralarındaki en yaygın ve desteklenen görüştür.I cognomi più comuni sono Vi e Lo.
Irakeyn Seferi sırasında aralarındaki ilişki bozuldu.Anche le relazioni con l'Unione Europea si sono raffreddate per un periodo.
TSK'nın da aralarında bulunduğu birçok ordunun özel kuvvetleri bu silahı kullanmaktadır.Ovviamente anche numerose ditte private utilizzano questo elicottero.
Güzel kadına dayanamayan Bülent'te, Neriman'a karşı boş değildir, ve aralarında rekabet yine başlar.L’ironia presente in brani come Meno male che adesso non c’è Nerone e Vengo anch'io.
Ayrıca askere gidecek gençler kendi aralarında organize olup eglence tertip ederler.Anche ragazzini molto giovani partecipano alla lotta sfidandosi tra di loro.
Juliet ve Jack geldiğinde, kazazedeler kendi aralarında bir toplantı yapmaktadır.Ruth e George sembrano aver ritrovato la loro armonia insieme.
Müziği çok seven bu dörtlü kendi aralarında şarkılar yazmaya başladılar.Era come se queste quattro persone dovevano in qualche modo suonare quella canzone, era così essenziale.
Vedalaşmaları, aralarındaki gerilimden dolayı tuhaflaşır.Costoro si scontreranno tra loro per i loro desideri.
Aralarındaki tek fark Mion saçını at kuyruğu yapmasıdır.A differenza del manga, nel film Misa ha i capelli castani.
Bu bir çakışma yaratır ve kartlar kimin ilk önce paketi göndereceğini kendi aralarında karar verir.La connessione viene stabilita dal client, che invia il primo pacchetto.
Bunun ardından aralarında bir süre çekişme yaşanmıştır.Tra essi scoppiarono ben presto violenti scontri.
Kararlarının sonuçları ve aralarındaki anlaşmalar her ikisini de Amsterdam'a yönlendirir.Una lettera cambierà le sorti di entrambi...
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Nonostante l'episodio accaduto rimangono comunque in buona amicizia.