Ana içeriğe geç
Sözlük

aralarında ile cümle

aralarında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
12
ORT. KELİME
Aralarında birçok farklı sesler ile iletişim kurarlar.Nad teevad suhtlemisel mitmesuguseid häälitsusi.
Aralarında günde 18 sefere çıkabilen şoförler vardır.Veevahetus toimub 22 korda aastas.
Karakterlerin aralarında ne konuştuğuna ilişkin bazı tahminler yapılmıştır.Raskus tekib siis, kui vaadata, millistest omadustest on jutt.
5. kitapta aralarında çeşitli saldırı metotları hakkında bir konuşma geçer.Viiendas kohas mõeldakse välja mitmesuguste vahendite kombinatsioone ...
Aralarında çatışma çıkar.Nende vahel puhkeb tüli.
Aralarındaki uzaklık 2 km'dir.Nende vahemaa üksteisest on üheksa kilomeetrit.
Aralarında mantıksal ilişkiler vardır: Bazı görevler arka arkaya yerine getirilir.Kõik nad on lävimõjuga: ohtlik toime avaldub teatud kogusest.
Kendi aralarında kırgınlıkları olsa da zorda birbirlerini tutan insanlardır.Ülestunnistustest hoolimata käivad nad siiski üksteisele närvidele.
Aralarında tam 399 karşılaşma oynandı.Lõpuks oli tal neid puukujusid 369 tükki.
4 ve 3 aralarında asaldır.4와 3은 같은 소인수가 없으므로
4 ve 3 aralarında asaldır.4 a 3 nemá společná čísla v jejich rozkladu na součin prvočísel.
4 ve 3 aralarında asaldır. Bu yüzden EKOK'ları, aynı zamanda kesirlerimizin paydası olacak olan 12'dir.4 en 3 delen geen priemfactoren dus de kleinste gemene deler van 4 en 3 is het product van de twee getallen
4 ve 3 aralarında asaldır.ですから 4 と 3 の LCM, 最小公倍数は2つの数の積です.
60'ı, 3 adet şeyin kendi aralarındaki farklı dizilimlerinin sayısına böleceğiz.이 결과를 우리가 3가지 물건을 배열할 수 있는 모든 경우의 수로 나눠주는 것입니다.
60'ın çarpanlarını yazıp aralarından uygun olanı seçebiliriz.절대값의 차는 4가 되야 합니다 6과 10이 될 수 있어 보입니다 하지만 여기 있는 수를 다 해봅시다
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğu한 사람의 여성 설립자가 미국의 뉴햄프셔에 모여
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğuואם מייסדת בודדה אחת, התאספו בניו-המפשייר, ארה"ב,
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğuو أمّ مؤسسة وحيدة، و اجتمعوا في نيو هامبشير، بالولايات المتحدة الأمريكية
ABD'nin New Hampshire eyaletinde toplandığı ve aralarında Dünya Bankası'nın da bulunduğuアメリカのニューハンプシャー州に 集結して ブレトンウッズ体制を設立し
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılar11 anderen worden beschuldigd, maar zij zitten nog niet vast.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah är den mest välkända bland dem. Ytterligare elva är anklagade men ännu inte fängslade.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah es el más destacado. Hay otros 11 acusados a los que no han encarcelado aun.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah est le plus connu d'entre eux. 11 autres civils sont accusés mais encore en liberté.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarوهنا ١١ مواطن متهمين ولم يحبسوا بعد
Alanları ve aralarındaki uzaklığı bilinen, biri +Q ve diğeri -Q yüklü iki levhanınבכל מקרה, עבור תצורה נתונה, המוגדרת על ידי השטח של הלוחות והמרחק ביניהם - עבור
Alanları ve aralarındaki uzaklığı bilinen, biri +Q ve diğeri -Q yüklü iki levhanınولكن لتكوين معين، والتكوين تعريف بالمنطقة من اللوحات والمسافة-
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›농부들이 그를 보고 서로 의논하여 가로되 이는 상속자니 죽이고 그 유업을 우리의 것으로 만들자 하고
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›וכראות אתו הכרמים נועצו יחדו לאמר זה הוא היורש לכו ונהרגהו ותהי לנו הירשה׃
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›فلما رآه الكرامون تآمروا فيما بينهم قائلين هذا هو الوارث. هلموا نقتله لكي يصير لنا الميراث.
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不 料 、 園 戶 看 見 他 、 就 彼 此 商 量 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 我 們 殺 他 罷 、 使 產 業 歸 於 我 們
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不料 、 園戶 看 見他 、 就 彼此 商量 說 、 這是 承受 產業 的 . 我 們殺 他 罷 、 使產業歸於 我們
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,Dar trecerea de la câteva cabluri peste acoperișurile din Boston
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,Doch es ist wesentlich einfacher,
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,하지만 보스톤의 지붕위에 전선을 휙 던져놓은 것과는 달리
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,las comunicaciones mundiales.
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,אבל לעבור מלהעיף חוט מעל גגות בבוסטון
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,ولكن الإنتقال من قذف بعض الأسلاك عبر الأسطح في بوستن
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,数本のワイヤーをかけることから始まって 大西洋に何千マイルもの
Amaçları ampul üretimini idare altına almak ve dünya pazarını aralarında bölüşmek.Il loro obiettivo era controllare la produzione di lampadine e spartirsi il mercato mondiale.
Amaçları ampul üretimini idare altına almak ve dünya pazarını aralarında bölüşmek.Scopul lor a fost sa controleze productia de becuri electrice si sa imparta piata mondiala intre ei.
Amaçları ampul üretimini idare altına almak ve dünya pazarını aralarında bölüşmek.Účelem byla kontrola produkce žárovek a rozdělení si světového trhu mezi sebou.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Ale s troma chlapcami máte slušnú pravdepodobnosť, že aspoň jeden z nich sa nebude správať tak, ako by sa mal.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.De három fiú esetében elég nagy az esélye annak, hogy legalább egyikükkel nem nem nagyon bír az ember.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.그러나 남자 아이가 세 명이면, 적어도 그 중 한 명은 반드시 행해야하는대로 처신하지 않을 가능성이 상당히 많습니다.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Maar met drie jongens heb je veel kans dat er minstens één gedrag vertoont dat niet helemaal naar behoren is.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Но с три момчета, има голяма вероятност, че поне един от тях няма да се държи точно така, както би трябвало.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.אבל עם שלושה בנים, ישנו סיכוי סביר שלפחות אחד מהם לא יתנהג בדיוק כמצופה.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.少なくとも1人は 行儀よくせずに ぐずっているのです AV:期待と現実のギャップがどう生まれたのかお分かりでしょう
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Ale přijdouť dnové, a když odjat bude od nich ženich, tehdážť se budou postiti v těch dnech.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Ale prijdú dni, a keď bude odňatý od nich ženích, potom sa budú postiť v tých dňoch.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››De eljõnek a napok, és mikor a võlegény elvétetik õ tõlök, akkor majd bõjtölnek azokban a napokban.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Dias virão, porém, em que lhes será tirado o noivo; naqueles dias, sim hão de jejuar.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Es wird aber die Zeit kommen, daß der Bräutigam von ihnen genommen wird; dann werden sie fasten.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››그러나 그 날에 이르러 저희가 신랑을 빼앗기리니 그 날에는 금식할 것이니라
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Lecz przyjdą dni, gdy oblubieniec odjęty będzie od nich; tedy w one dni pościć będą.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Les jours viendront où l`époux leur sera enlevé, alors ils jeûneront en ces jours-là.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Maar er komt een dag dat de bruidegom gedood zal worden. Dan zullen ze niet willen eten."
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Men de dager skal komme da brudgommen blir tatt fra dem; da skal de faste, i de dager.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Men der skal komme Dage, da Brudgommen bliver tagen fra dem; da skulle de faste i de Dage."
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Men en annan tid skall komma, och då, när brudgummen tages ifrån dem, då, på den tiden, skola de fasta.» --
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod