İstinye'de sokak aralarında pek çok tarihi bina vardır.Κατά μήκος της οδού υπάρχουν πλήθος ιστορικών κτηρίων.
Aralarında derin bir aşk doğar.Εκεί θα γεννηθεί ένας μεγάλος έρωτας.
Keşke aralarında bu kadar aralık olmasa."Jeg ville ønske, der ikke var så lange ophold mellem dem."
Yapısal olarak aralarında aşağı düşmüş bir blok olan iki normal faydan oluşmuşlardır.Strukturelt består de af to almindelige forkastninger med en nedfaldet blok imellem.
Aralarındaki yazışmalar, Calvin sonlandırana kadar daha fazla hararetlenerek devam etti.Med tiden udviklede deres korrespondance sig mere og mere ophedet, til Calvin afbrød den.
1977'de tüm anlaşmazlıkların neticesinde, ATAS ve NATAS aralarındaki bağı ayrımak konusunda anlaştılar.I 1977, grundet forskellige konflikter valgte ATAS og NATAS at afbryde samarbejdet.
Rus İmparatorluğu 4,380 askerini kaybetmiş ve aralarında iki amiral olmak üzere 5,917 asker esir düşmüştür.Russerne havde 4.380 dræbte og 5.917 fangne, heriblandt to admiraler med 1.862 interneret.
Onun fikirleri Hans Jenny'nin de aralarında bulunduğu birkaç toprak bilimcisi tarafından hızla sahiplenildi.Hans ideer blev hurtigt taget op af en række jord forskere, herunder Hans Jenny.
Örneğin, 5 ve 11 seksi asal sayılardır, çünkü aralarındaki fark 6'dır.Eksempelvis er tallene 5 og 11 sexede primtal da 11 subtraheret med 5 lig med 6.
Aralarından Trajan'ın en iyi generallerinden Lusius Quietus ve İmparator Macrinus çıkmıştır.En af Trajans bedste generaler, Lusius Quietus, stammede ligesom den senere kejser Macrinus fra området.
İki grup kendi aralarında anlaşırlar ve birisi oyuna başlar.Hvert medlem af banden har nogle af delene, og det er her spillet begynder.
Ayrıca askere gidecek gençler kendi aralarında organize olup eglence tertip ederler.Arbejdsløse samlet i hæren kan og vil selv.
Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar.Nu begyndte de at kriges indbyrdes.
Aralarındaki tek fark Mion saçını at kuyruğu yapmasıdır.Ægte maiko har deres eget hår sat op.
Aralarında mantıksal ilişkiler vardır: Bazı görevler arka arkaya yerine getirilir.Gensidigt bebyrdende skyldforhold er særlige på flere måder: Fordringerne hænger sammen.
2004-2005 senesinde ise aralarındaki en gerilim dolu maç oynandı.I perioden 1992-2004 lykkedes det dog at være i den bedste række uafbrudt.
Bunu bir Pokémon maçı ile kararlaştırmaya anlaşmış ve aralarında bir müsabaka düzenlemiştir.Du vælger en Pokémon og gør klar til kamp.
Aralarında günde 18 sefere çıkabilen şoförler vardır.Vi Bilägare udkommer 18 gange om året i trykt form.
Kontes ile erkek kardeşi olan Kont kendi aralarında kiminle evelebilecekleri hakkında bir konuşma geçer.Grevinden og hendes bror, greven, diskuterer deres respektive bejlere.
Çoğunlukla POSIX uyumlu, ve aralarında GCC'ın da bulunduğu GNU araçlarının çoğunu içerir.Det understøtter stort set POSIX-standarden, og kommer med størstedelen af GNU-værktøjerne, bl.a.
Bu durumda aralarındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirmeye karar verirler.Trods dette, beslutter de at komme sammen igen, for alvor.
Aralarında arkadaşlık öteye ilişki bulunmamaktadır.Det var udover venskab for os.
Aralarındaki bu ilişki, zeki ve kabiliyetli şairin yeteneklerini padişaha göstermesine yardım etti.Hun har åbenbart fundet, at det var en fornøjelse at tale med den kloge og vittige Osten.
Bu arada Baron da aralarından çekilmiştir.Derudover var hertug af Asti.
Bu bir çakışma yaratır ve kartlar kimin ilk önce paketi göndereceğini kendi aralarında karar verir.Det hjælper, når der er en tvist om, hvem der fangede Lynet først.
Aralarında çalkantılı bir ilişki yaşanır.Lige meget hvor meget sammenarbejde der har været imellem dem.
Siper aralarında süngü çarpışmaları görülüyordu.Mellem hullerne har man fundet spidse træpinde.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.Parret finder trøst i hinanden og de bliver forlovet.
Fakat büyüdükçe aralarındaki arkadaşlık aşka dönüştü.De havde kendt hinanden siden barndommen og forholdet udviklede sig til kærlighed.
Aralarından en güçlüsüdür.Den stærkeste af alle jætter.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Men trods sådanne uenigheder forblev de venner til det sidste.
Yahudiler için Yehova ile aralarındaki özel bir bağı temsil eder.I jødedommene er der en særlig forbindelse mellem Gud og Zion.
Kendi aralarında kavga etmekten hoşlanırlar.De kan også godt lide et godt bad engang imellem.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Der findes et spektrum af egenskaber indenfor hver kategori, og det er ikke svært at se overlappende grænser.
Bunların aralarında en büyüğü Hollanda Diyanet Vakfı'dır.Den er den største hollanske mølle i Danmark.
Aralarında İngiliz ve diğer ülkeden ünlülerin de olduğu yaklaşık 170.000 kişi gömülüdür.På kirkegården ligger ca. 300.000 ukendte franske og tyske soldater begravet.
Bunlar aralarında eşleşirler.Til sammen har disse (pr.
Özgür vatandaşlar da kendi aralarında sınıflara ayrılmıştı.De frie borgerne var også delt inn i klasser.
Holmboe'nin iki küçük kardeşi de Abel'le birlikte eğitim aldı; bu üçlü de aralarında arkadaşlık kurmuştu.To av Holmboes yngre brødre studerte sammen med Abel, og de tre stod også på vennskapelig fot.
Bu olayı aralarında bir dizi husumet izledi.Han dømte blant annet dette (pr.
Davut ve Şaul aralarındaki hüsumetten dolayı düşman olur.David og Salomo opplever velsignelse, og de dårlige kongene etter dem forbannelse (unntatt Hisikia og Josjia).
Ancak aralarındaki yaş farkı, Nuri'nin evliliği ve toplum baskısı, önlerinde büyük bir engeldir.Slike forskjeller kan bli funnet i tawhhed (Gud er en), nubuwwah (profetdom) og imamene (lederskap).
Bu zaferden sonra kentleri aralarında paylaştılar.Deretter delte de det erobrede området mellom seg.
Olayda Aralarında Chicago belediye başkanı Anton Cermak'da olmak üzere toplam 5 kişi yaralanmıştır.Fire mennesker ble såret og borgermesteren i Chicago, Anton Cermak, ble drept.
Ancak aralarındaki anlaşmazlıklar yüzünden ayrılırlar.Dette er på grunn av uenigheter oss imellom.
Aralarında bir antlaşma yaptılar.Det finnes en pakt mellom disse.
Bu renkler de kendi aralarında çeşitli gruplara ayrılır (kuzguni yağız, donuk yağız, kirli yağız vb.).Tilsammen utgjør disse gruppa upartåede hovdyr (Perissodactyla).
Aralarında buzdan bir köprü vardır.Mellom disse ligger det isbreer.
Ancak aralarında sık yanlış anlaşılma olur ve en sonunda nişanlanırlar.De søker alt oftere hverandres selskap og forlover seg til slutt.
Sanki onunla aralarında bir soru-cevap yaşanmış gibi.Det ryktes at hun hadde et forhold til dem begge.
Pusuda 11 asker öldürülmüş, aralarında Er Jessica Lynch’in de bulunduğu 6 asker esir edilmiştir.Bare atten av fangene ble skånet, blant dem oberst Ramsay.
İğne deliği gözün üzerindeki şeffaf hücreler, aralarında bir sıvı bulunan iki katmana ayrıldı.Den var laget av smijern og hadde to buer som la seg over hverandre, fra den synsvinkelen hun hadde.
Sık sık aralarında savaşlar olurdu.Mellom gruppene var det ofte strid.
Howard'ın en iyi arkadaşıdır ve aralarında sevgili-arkadaş arası bir ilişki vardır.Han er Saras beste venn og dypt følelesmessig knyttet til henne.
Ion kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar.De ledet det religiøse og politiske fellesskapet i Medina.
İlk evliliğinden aralarında Lucius Calpurnius Bibulus'ın da olduğu üç oğlu olmuştur.Fra første ekteskap hadde han tre sønner; en av dem var den senere politikeren Lucius Calpurnius Bibulus.
Ukuleler kendi aralarında dört boyuta ayrılırlar, bunlar: soprano, konser, tenor ve baritondur.Ukulele bygges i fire vanlige størrelser: sopran, konsert, tenor og baryton.
"Kayıt aralarındayken bazen kendimden şüphe ediyorum.I sammenheng med meningsmålinger blir dette av og til omtalt feil.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Delingene mellom alle disse gruppene er løselig og deres grenser er ikke absolutte.
Böylece, İzanami ile İzanagi'nin aralarındaki bağ kopmuş olur.Det vil si at forbindalsene mellom Island og Danmark ble brutt.