araları ile cümle
araları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Afrika'nın geleceğini, bu konferansı-- biraraya koysan ne tür bağlantılar yapabiliriz, eğer varsa,aralarında?아프리카의 미래, 이 컨퍼런스와 같은 것을요 - 이것들 사이에서 우리가 만들어낼 수 있는 연관성은 무엇일까요?
Afrika'nın geleceğini, bu konferansı-- biraraya koysan ne tür bağlantılar yapabiliriz, eğer varsa,aralarında?¿qué conexiones pueden hacerse, si es posible, entre ellas?
Afrika'nın geleceğini, bu konferansı-- biraraya koysan ne tür bağlantılar yapabiliriz, eğer varsa,aralarında?Was für Verbindungen können wir dazwischen sehen?
Afrika'nın geleceğini, bu konferansı-- biraraya koysan ne tür bağlantılar yapabiliriz, eğer varsa,aralarında?העתיד של אפריקה, הכנס הזה -- איזה קישורים אנחנו יכולים לעשות, אם בכלל, ביניהם?
Afrika'nın geleceğini, bu konferansı-- biraraya koysan ne tür bağlantılar yapabiliriz, eğer varsa,aralarında?مستقبل أفريقيا ، وهذا المؤتمر -- هل يمكن ايجاد صلات ، إن وجدت ، بينهما؟
Afrika'nın geleceğini, bu konferansı-- biraraya koysan ne tür bağlantılar yapabiliriz, eğer varsa,aralarında?我々はそれらをどう結びつけることができるでしょう。 クァベナ・ボアヘン: はい、最初に言ったように
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılar11 anderen worden beschuldigd, maar zij zitten nog niet vast.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah är den mest välkända bland dem. Ytterligare elva är anklagade men ännu inte fängslade.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah es el más destacado. Hay otros 11 acusados a los que no han encarcelado aun.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarAlaa Abdel Fattah est le plus connu d'entre eux. 11 autres civils sont accusés mais encore en liberté.
Alaa Abdel Fattah aralarındaki en önde geleni 11 kişi daha sanık durumundalar, ama henüz hapise atılmadılarوهنا ١١ مواطن متهمين ولم يحبسوا بعد
Alanları ve aralarındaki uzaklığı bilinen, biri +Q ve diğeri -Q yüklü iki levhanınבכל מקרה, עבור תצורה נתונה, המוגדרת על ידי השטח של הלוחות והמרחק ביניהם - עבור
Alanları ve aralarındaki uzaklığı bilinen, biri +Q ve diğeri -Q yüklü iki levhanınولكن لتكوين معين، والتكوين تعريف بالمنطقة من اللوحات والمسافة-
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›농부들이 그를 보고 서로 의논하여 가로되 이는 상속자니 죽이고 그 유업을 우리의 것으로 만들자 하고
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›וכראות אתו הכרמים נועצו יחדו לאמר זה הוא היורש לכו ונהרגהו ותהי לנו הירשה׃
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›فلما رآه الكرامون تآمروا فيما بينهم قائلين هذا هو الوارث. هلموا نقتله لكي يصير لنا الميراث.
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不 料 、 園 戶 看 見 他 、 就 彼 此 商 量 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 我 們 殺 他 罷 、 使 產 業 歸 於 我 們
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不料 、 園戶 看 見他 、 就 彼此 商量 說 、 這是 承受 產業 的 . 我 們殺 他 罷 、 使產業歸於 我們
Ama bazen de... ...aralarından su sızmıyor sanki.Αλλά αν το βλέπεις... Και σε κάποιες άλλες φορές, φαίνεται να τα πηγαίνουν καλά.
Ama bazen de... ...aralarından su sızmıyor sanki....لكن في احيان اخرى يكونان في وفاق تام
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,Dar trecerea de la câteva cabluri peste acoperișurile din Boston
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,Doch es ist wesentlich einfacher,
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,하지만 보스톤의 지붕위에 전선을 휙 던져놓은 것과는 달리
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,las comunicaciones mundiales.
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,אבל לעבור מלהעיף חוט מעל גגות בבוסטון
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,ولكن الإنتقال من قذف بعض الأسلاك عبر الأسطح في بوستن
Ama Boston'ın tavan aralarından kablo çekmekten başlayarak,数本のワイヤーをかけることから始まって 大西洋に何千マイルもの
Amaçları ampul üretimini idare altına almak ve dünya pazarını aralarında bölüşmek.Il loro obiettivo era controllare la produzione di lampadine e spartirsi il mercato mondiale.
Amaçları ampul üretimini idare altına almak ve dünya pazarını aralarında bölüşmek.Scopul lor a fost sa controleze productia de becuri electrice si sa imparta piata mondiala intre ei.
Amaçları ampul üretimini idare altına almak ve dünya pazarını aralarında bölüşmek.Účelem byla kontrola produkce žárovek a rozdělení si světového trhu mezi sebou.
Ama, eski Mısır'da ise bunların... ...aralarında gerçekten de yakın bir ilişki ve büyük bir bütünlük var.Natomiast tu, w starożytnym Egipcie, istnieje między nimi bliższy związek, większe poczucie integracji.
Ama, eski Mısır'da ise bunların... ...aralarında gerçekten de yakın bir ilişki ve büyük bir bütünlük var.Ve starém Egyptě, byl mezi obrazem a písmem blízký vztah.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Ale s troma chlapcami máte slušnú pravdepodobnosť, že aspoň jeden z nich sa nebude správať tak, ako by sa mal.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.De három fiú esetében elég nagy az esélye annak, hogy legalább egyikükkel nem nem nagyon bír az ember.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.그러나 남자 아이가 세 명이면, 적어도 그 중 한 명은 반드시 행해야하는대로 처신하지 않을 가능성이 상당히 많습니다.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Maar met drie jongens heb je veel kans dat er minstens één gedrag vertoont dat niet helemaal naar behoren is.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.Но с три момчета, има голяма вероятност, че поне един от тях няма да се държи точно така, както би трябвало.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.אבל עם שלושה בנים, ישנו סיכוי סביר שלפחות אחד מהם לא יתנהג בדיוק כמצופה.
Ama evde üç oğlan olunca aralarından hiç değilse birinin istenen şekilde davranmaması ihtimali epeyce yüksek.少なくとも1人は 行儀よくせずに ぐずっているのです AV:期待と現実のギャップがどう生まれたのかお分かりでしょう
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Ale přijdouť dnové, a když odjat bude od nich ženich, tehdážť se budou postiti v těch dnech.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Ale prijdú dni, a keď bude odňatý od nich ženích, potom sa budú postiť v tých dňoch.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››De eljõnek a napok, és mikor a võlegény elvétetik õ tõlök, akkor majd bõjtölnek azokban a napokban.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Dias virão, porém, em que lhes será tirado o noivo; naqueles dias, sim hão de jejuar.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Es wird aber die Zeit kommen, daß der Bräutigam von ihnen genommen wird; dann werden sie fasten.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››그러나 그 날에 이르러 저희가 신랑을 빼앗기리니 그 날에는 금식할 것이니라
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Lecz przyjdą dni, gdy oblubieniec odjęty będzie od nich; tedy w one dni pościć będą.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Les jours viendront où l`époux leur sera enlevé, alors ils jeûneront en ces jours-là.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Maar er komt een dag dat de bruidegom gedood zal worden. Dan zullen ze niet willen eten."
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Men de dager skal komme da brudgommen blir tatt fra dem; da skal de faste, i de dager.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Men der skal komme Dage, da Brudgommen bliver tagen fra dem; da skulle de faste i de Dage."
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Men en annan tid skall komma, och då, när brudgummen tages ifrån dem, då, på den tiden, skola de fasta.» --
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Mutta päivät tulevat, jolloin ylkä otetaan heiltä pois, ja silloin, niinä päivinä, he paastoavat."
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Pero vendrán días cuando el novio les será quitado. Entonces, en aquellos días ayunarán
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Pridejo pa dnevi, in ko se jim ženin odvzame, tedaj se bodo postili, v tistih dnevih.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Song đến ngày nào chàng rể phải đem đi khỏi họ , thì trong những ngày ấy họ mới kiêng ăn vậy .
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Song đến ngày nào chàng rể phải đem đi khỏi họ, thì trong những ngày ấy họ mới kiêng ăn vậy.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Tetapi akan tiba saatnya pengantin laki-laki itu diambil dari mereka. Pada waktu itulah mereka akan berpuasa.
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Verranno però i giorni in cui lo sposo sarà strappato da loro; allora, in quei giorni, digiuneranno»
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››Vor veni zile cînd va fi luat mirele dela ei; atunci vor posti în acele zile.``
Ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, onlar işte o zaman, o günler oruç tutacaklar.››θελουσιν ομως ελθει ημεραι, οταν αφαιρεθη απ' αυτων ο νυμφιος τοτε θελουσι νηστευει εν εκειναις ταις ημεραις.
İlgili Sayfalar