20 Ocak - Yaser Arafat tekrar Filistin Ulusal Yönetimi başkanlığına seçildi.4. februar - Jaser Arafat je izvoljen za vodjo Palestinske osvobodilne organizacije.
Güneşle birlikte Arafat Dağı'nda vakfeye gidilir.Nendeks rituaalideks on: Käik Arafati mäele.
Filistin halkı müzakere süreci boyunca Arafat'ı destekledi.Samal ajal otsisid Palestiina poliitikud juba Arafati ametijärglast.
*Arafat grabs his arm, moves around and starts waggling his finger at Barak*Arafat nắm lấy cánh tay của B,gạt ra và bắt đầu vẫy tay trước mặt Barack
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işArafat je v zadnjih 25 ven hvala za ustavitev zaradi česar je moja poslovne donned temo
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işArafat là cuối cùng 25 ra cảm ơn bạn làm cho nó của mình kinh doanh mặc một chủ đề
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işDe Klerk que beaucoup plus Haley organisées pour faire obsessionnel Vous m'excusez ne peut pas
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işHaley szervezett tenni megszállott akkor elnézést nem
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim iş날 수없는 변명 아라파트 지난 이십오입니다
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işUrsäkta mig kan inte Arafat är de senaste tjugofem ut tack att sluta göra det mitt affärer tog på sig ett ämne
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işVerbrecher wie nackt de Klerk, dass viel mehr haley organisiert zu tun obsessiv Entschuldigen Sie mich nicht
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işАрафат е последните двадесет и пет извън благодаря ви да спрете да го е направила бизнес облякъл тема
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işلك عذر لي لا يمكن عرفات هو مشاركة 25
Bana değil. mazereti arafat son yirmi beş dışarı yapmayı durdurmak için teşekkür ederiz benim işアラファト 最後の25です 。 外にすることをやめるためにありがとう私の 経営
*Barak reaches for Yasser Arafat.*Barak tóm lấy( reaches for )Yasser Arafat.
*Ehud Barak and Yasser Arafat, out before the press* *during peace negociations.*Ehud Barak and Yasser Arafat, out before the press(trước ống kính) trong quá trình đàm phán hoà bình.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.Arafat dostával procenta z pašováni Hašiše z údolí Bekáa, které leží mezi Libanonem a Sýrií.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.Arafat otrzymywał procent od haszyszu przemycanego z Doliny Bekaa, położonej między Libanem a Syrią.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.Arafat plejede at få en procentdel af hashsmuglingen fra Bekáa dalen, som er en dal mellem Libanon og Syrien.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.Arafat získaval percentá za pašovanie hašišu z údolia Bekáa medzi Libanonom a Sýriou.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.아라파트는 레바논과 시리아 사이의 베카 밸리에서 밀수된 해시시의 상당 부분을 장악하게 됩니다.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.Так, Арафат отримував відсоток від контрабанди гашишу з долини Бекаа, яка між Ліваном і Сірією.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.Так, Арафат получал процент от контрабанды гашиша из долины Бекаа, которая между Ливаном и Сирией.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.ערפאת היה מקבל אחוזים מהברחת חשיש מהבקעה, שהוא העמק שבין לבנון וסוריה.
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.وهكذا , عرفات إعتاد أن يأخذ نسبة من تهريب الحشيش من سهل البقاع , الذي هو ممتد بين لبنان و سوريا .
Örnek olarak, Arafat; Lübnan ve Suriye arasındaki Bekaa Vadisi'ndeki haşhaş kaçakçılığından yüzde alıyordu.レバノンとシリアの間にあるベッカー高原からの ハシシの密輸で利益を得ていました 北アイルランドにある民営の輸送システムを支配する
*Then grabs Arafat, holds him by the arm and shoves him through the door.*Sau đó chộp lấy Arafat, giữ ông bằng cánh tay và xô ngã ông qua cánh cửa.
Yaser Arafat ile görüştüm.Conocí a Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.Ho incontrato Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.Ich traf Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.Ik ontmoette Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.J'ai rencontré Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.야서 아라팟을 만나고
Yaser Arafat ile görüştüm.L-am cunoscut pe Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.Potkal jsem Jásira Arafata.
Yaser Arafat ile görüştüm.Poznałem Jasera Arafata.
Yaser Arafat ile görüştüm. Saddam'ın Birleşmiş Milletler'deki diplomatları ile müzakereler yaptım.Negociei com os diplomatas de Saddam, nas Nações Unidas.
Yaser Arafat ile görüştüm.Találkoztam Yasser Arafattal.
Yaser Arafat ile görüştüm.Tôi đã gặp Yasser Arafat.
Yaser Arafat ile görüştüm.Γνώρισα τον Γιασέρ Αραφάτ.
Yaser Arafat ile görüştüm.Зустрічався з Ясером Арафатом.
Yaser Arafat ile görüştüm.Срещнах Ясер Арафат.
Yaser Arafat ile görüştüm.Я встречался с Ясером Арафатом.
Yaser Arafat ile görüştüm.פגשתי את יאסר עראפת.
Yaser Arafat ile görüştüm.التقيتُ بياسر عرفات.
Yaser Arafat ile görüştüm.国連で