Bir sanat olarak arabalardan bahsetmek istiyorum.I want to talk about cars as art.
Arabaları yağmur yağarken, kar yağarken yapman gerekiyor.You've got to do cars in the rain; you've got to do cars in the snow.
Dışardaki arabaları görmek istemez misiniz?You want to know cars outside?
Ülkeyi boydan boya gidebildiğimiz arabalarımız var.We have cars that we take across country.
Yani hepimiz arabalarımızı severiz.And we all love our cars, and I do.
Arabalar üzerine şarkılar yazılmıştır.Songs are written about cars.
Benim de arabalar ile iligil en favori şarkım daimaAnd one of my favorites has always been,
İkincisi, bu tarz arabalar etrafta ne zaman görülebilecek?And secondly, when are these kinds of cars going to be available?
Bence, arabalarımızın birbirleriyle konuşmasını sağlayarak sürüş deneyimini değiştirebiliriz.I think we can transform the driving experience by letting our cars talk to each other.
Arabalarla, imkansız değil.With cars, it's not impossible.
Arabalar, üç boyutlu nesnelerdir. sabit bir konum ve hıza sahiplerdir.Cars are three-dimensional objects that have a fixed position and velocity.
Arabaların nasıl davranacaklarına ilişkin mantıklı tahminlerde bulunabilirsiniz.You can make reasonable predictions about how cars behave.
Aynısı diğer arabalar için de geçerli.And same with the other cars.
Bu arabalar nasıl fısıldaşabilir, "Yoldan çekilmen gerekiyor?"How can these cars whisper, "You need to get out of the way?"
Bence arabalar arkamızdan bizi çekiştirebilir.I believe our cars can talk about us behind our backs.
Yani bırakın arabalar dedikodunuzu yapsın.So let your car gossip about you.
Farz edin ki, eskiden kıyafet satan bir insan artik Nano arabaları satacak.Imagine that a fellow who sells cloth, for example, will be selling Nano.
Uçan arabalar nedir?What is it about flying cars?
Çocukken arabaları çok severdim.As a boy, I loved cars.
Orada 100 takım olmasına rağmen arabaların hiçbiri doğru düzgün ilerleyemiyordu.And even though a hundred teams were there, these cars went nowhere.
Bazen arabalarımız o kadar çılgınlaşıyor ki bize gösteri bile yapıyorlar.Sometimes our cars get so crazy, they even do little stunts.
Paralar, pullar, elbiseler, arabalar, ţirketler...Someone showed up 4 years ago all of a sudden
Seçtikleri arabalar içi boşaltılmış polis arabaları gibi gözükmüyordu.The cars they picked didn't look like ex-cop cars that were hollowed out or something.
Seksi arabalar seçtiler.They picked these sexy cars.
Bu güzel bir deneyimdi. Arabalar temiz ve güvenilirdi ve hepsi arızasızdı.It was a very nice experience, and the cars were clean and reliable, and it all worked.
Ve öğrendim, biliyor musunuz, arabalar, motosikletler ve filler, bunlar özgürlük değil.And I have learned, you know what, cars and motorbikes and elephants, that's not freedom.
Ve iki, bugünkü arabalardan daha hesaplı olmalı.And two, it has be more affordable than today's cars.
Yani hayal edin ki yollarda galon başına 40 mil giden arabalar var.Imagine only 40 miles per gallon cars would be on the road.
"Sayın Peres, araba benden olacak, arabaları ben yaparım.""I have the car, Mr. Peres; I will build you the cars."
Benzinli arabalara yüzde 180 vergi koydular ve sıfır emisyonlu arabalara sıfır vergi.They put 180 percent tax on gasoline cars and zero tax on zero-emission cars.
Ama bizim arabalarımız benzinli arabalardan daha ucuz olacak.But our cars are actually going to be cheaper than gasoline cars.
Arabaların rüzgar değirmenleriyle eşleştiği bir dünyaya bakıyoruz.You're looking at a world where cars are matched with windmills.
Danimarka'da, bu arabaların yakıtı rüzgar değirmenleri olacak, petrol değil.In Denmark, we will drive all the cars in Denmark from windmills, not from oil.
Arabalar ve kamyonlar CO2 salınımının yüzde 25'i kadarından sorumlular.Cars and trucks add up to about 25 percent of the world's CO2 emissions.
Hem bu konu da arabalarla ilgili sayılır. Şimdi Phillip Tricolla'nın bir sorusu olacak. Phillip:And we want to get a question from Phillip Tricolla.\ QUESTlON:
Çünkü postacı arabalarının alıcısı yok.Because there's no market for post-office trucks.
Ayrıca kendi büyüklüğündeki arabalar arasında en düşük sürtünme katsayısına sahipAnd then it also has the lowest drag coefficient of any car of its size.
[Rüzgâr; Elektrik ve Güneş enerjisi, Arabalar; Biyogaz][Wind; Electric & Solar Cars; Biogas]
Arabalar da kayboldu.The cars disappeared as well.
Arabaları, motosikletleri ve bisikletleri ya da her gün kullandığınız araçları düşünür.They think about cars and motorcycles and bicycles, and the vehicles that you use every day.
- Arabalar da malvarlığıdır çünkü bize ulaşım kolaylığı sağlarlar. -Cars are assets because they provide us some transportation.
Bir ya da iki euro yoğun saatlerde arabaların yüzde yirmisinin ortadan kaybolması için yeterliydi.One or two euros was enough to make 20 percent of cars disappear from rush hours.
Caddedeki arabaların yüzde 20'sini ortadan kaldırdığımızda olan bu.This is what happens when you take away 20 percent of the cars from the streets.
Bütün arabalar tekrar geri geldi ve siz araba sürücülerini bile takdir etmelisiniz.All the cars were back again, and you even have to admire the car drivers.
Arabalarda daha çok kazanıyorum.The pay is the best in a car.
Yollardaki arabaların sayısı iki, üç hatta dört katına çıkarsa ne olur?What happens when the number of vehicles on the road doubles, triples, or even quadruples?
Ama ondan sonra gerçekten arabaları sevmeye başladım.But I really began to love cars then.
Ama arabalar benim için tutkudan daha büyüktü; tam anlamıyla damarlarımdaydı.But cars are really more than a passion of mine; they're quite literally in my blood.
Elektirikli arabaları satmaya başladık, harika bir şey.We're starting to sell electric cars, which is great.
Nüfusun artışına arabalar açısından baktığımızda, daha da açık bir hale geliyor.When we look at the population growth in terms of cars, it becomes even clearer.
Fakat yakın bir gelecekte, arabaların birbirleriyle konuştuğu günleri de göreceğiz.But very soon we're going to see the days when cars are essentially talking to each other.
Benim yüzümden polis arabaları bile geldi.The police cars even had to come because of me.
Buradaki Loma Prieta depreminde arabalar aşağı yukarı zıplıyordu.So this right over here, so cars were jumping up and down at Loma Prieta earthquake.
Araç yoluna paralel olarak raylar üzerinde ilerliyor, altından da arabalar.It travels on rails down a suburban road, and the cars travel underneath it.
Ben tekerlekli sandalyelerin kullanılmış arabalar gibi alınıp satılışını görüyorum.I see wheelchairs bought and sold like used cars.
Geldiğiniz uçaklar, arabalar, oturduğunuz koltuklar...The plane you came in, cars, the seats that you're sitting on.
Ferrariler motorları olan arabalardır.Ferraris are cars that have engines.
Kullandığım arabaların çoğu ibre 80'i gösterdiğinde hırlıyordu.Most of the cars that I drive, if I get up to 80 they start to rattle.
Arabalar yoktu, bu yüzden bir bakıma iyi görünüyordu.There were no cars, so it seemed even better, in some ways.
Ve Reuther karşılık veriri: 'Hey Henry, peki arabalar almak için bunları nasıl alacaksın?'And Reuther shoots back, "Hey Henry, how are you going to get them to buy cars?"