arabaların ile cümle
arabaların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Arabaların ani çoğalması her gün çok sayıda trafik kazasına neden oluyor.The sudden increase of cars is causing a large number of traffic accidents every day.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Bu yol arabaların geçemeyeceği kadar çok dar.This road is too narrow for cars to pass.
İngiliz ve Japon arabalarında direksiyon sağ taraftadır.British and Japanese cars have steering wheels on the right side.
"Bunlar senin arabaların mı?" "Evet, öyle.""Are these your cars?" "Yes, they are."
Şehirde çalışan arabaların sayısı arttı.The number of cars running in the city has increased.
İngiliz arabalarını yabancı olanlara tercih ederim.I prefer English cars to foreign ones.
Arabaların sayısı artmakta.The number of cars is on the increase.
İtfaiye arabalarının diğer araçlara göre önceliği vardır.Fire engines have priority over other vehicles.
Japon arabalarının yeni modelleri genellikle ilkbaharda çıkar.New models of Japanese cars usually come out in the spring.
Onlar arabalarını tamir etmek zorundalar.They have to repair their car.
Amerikan arabalarının direksiyon simitleri sol taraftadır.Steering wheels of American cars are on the left side.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Onlar her cumartesi arabalarını yıkar.They wash their car every Saturday.
Kırmızı spor arabalarının sahipleri daha yüksek sigorta oranları öder.Owners of red sports cars pay higher insurance rates.
Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow.
Bütün bu arabaların havayı kirletmesini gerçekten istiyor muyuz?Do we really want all these cars polluting the air?
Onlar arabalarını işe gitmek için kullanabilirlerdi.They could use their cars to drive to work in the city.
Birçok kişi antika arabaların pahalı olduğunu düşünüyor.Many people think that antique cars are overpriced.
Tom arabalarından birini Mary'ye satmaya karar verdi.Tom decided to sell one of his cars to Mary.
Japon arabalarının çoğu oldukça güvenilir yapılmıştır.Most Japanese cars are reliable.
Arabalarından biri mavi, diğerleri ise kırmızı.One of her cars is blue and the others are red.
İşçilere şirket arabalarını eve götürmelerine izin veriyoruz.We authorize the workers to take company cars home.
Marika Japon arabalarını sever mi?Does Marika like Japanese cars?
Tom ve Mary arabalarını boyamak zorunda.Tom and Mary have to paint their car.
Tom ve Mary arabalarına kadar yürüdü.Tom and Mary walked to their car.
Arabalarınızda kalın.Stay in your cars.
O, Avrupa arabalarının Amerikan arabalarından daha iyi olduğunu düşünüyor.She thinks that European cars are better than American cars.
Tom ve Mary arabalarını boyattı.Tom and Mary have to get their car painted.
Tom bir spor araba istedi ve aile arabalarına bakmakla bile hiç ilgilenmedi.Tom wanted a sports car and wasn't at all interested in even looking at family cars.
Birçok polis arabalarının kurşungeçirmez camları olmadığını duydum.I've heard that most police cars don't have bulletproof glass.
Otoparktaki arabaların üçü dışında hepsi beyazdı.All but three of the cars in the parking lot were white.
Onlar arabalarını daha çevre dostu yapmaya çalışıyorlar.They're trying to make their car more environmentally friendly.
Arabaların sayısı artıyor.The number of cars is increasing.
Tom ve Mary çabucak arabalarına bindiler ve uzaklaştılar.Tom and Mary quickly got into their car and drove away.
Tom hem Mary'nin hem de John'un arabalarından indiklerini gördü.Tom saw both Mary and John getting out of their cars.
Tom ve Mary arabalarına bindi.Tom and Mary got into their car.
Arabaların artışıyla hava kirliliği kötüleşti.With the increase of cars, the air pollution has gotten worse.
Onlar gerçekten arabalarını seviyorlar.They really like their cars.
Bu arabaların hiçbiri benim değil.None of these cars are mine.
Onlar arabalarını satmamaya karar verdiler.They decided not to sell the car.
Yabancıların arabalarına binmeyin.Don't take rides from strangers.
Tüm bu arabaların nereden geldiğini düşünüyorsun?Where do you think all these cars came from?
Arabalarının nerede olduğunu bilmiyorlardı.They didn't know where their cars were.
Patlamanın sonucu olarak arabalarında uyuyan iki Ekvador vatandaşı öldü.As a result of the explosion, two Ecuadorians who were sleeping in their cars died.
1918 yılında ise, ülkedeki arabaların yarısı Model T olmuştu.By 1918, half of all cars in America were Model Ts.
Son gruba çarpışan arabaların hızı sorulmadı.The final group was not asked about the speed of the crashed cars.
FIA GT'ye katılmak için yarış arabalarının en az 25 tane yol versiyonu üretilmesi gerekmektedir.At least 50 Challenger Drag Race Package Cars are being built to meet NHRA requirements.
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.The formula is a set of rules that all participants' cars must meet.
Tüm arabaların üstleri kendiliğinden açılır.The doors of each car could be opened independently.
Bu model Fiat'ın en fazla pazarda kalan arabalarındandır.Today, this model is one of the most valuable Ferrari road cars of all time.
Bu arabalarından dolayı Kaoçe (Çincede Yüksek araba anlamına gelir) olarak da anılmıştır.The performance of both cars (given their engine size) is praised.
Cena, kas arabalarından koleksiyon yapmaktadır ve yaklaşık 20'nin üzerinde kas arabalarına sahiptir.He is also a serious automobile collector with over 20 cars.
Yıllar önce,... ...Bay Ford uçan arabaların... ...mümkün olabileceğini tahmin etmişti.Mr. Ford predicted that flying cars of some form would be available. Now, 60 years later,
At arabalarının parçaları. en çok da parke taşlarını kullanmışlar.They were made of wagons. They were made especially of cobblestones.
Peki arabaların bir birine çarpmasını nasıl önleyeceksin.-That's good! how would you prevent cars from hitting each other?
Arabalarında buldukları da buydu.This was what they found on their car.
Ve insanlar arabalarını yanımda sürerdi, ve "John, ne yapıyorsun?" derlerdi.And people would drive up next to me and say, "John, what are you doing?"
Gün biterken, yük arabalarının sesini duyabiliriz.As the day closes, we can hear the rumble of wagons outside.
Bugün üzerinde durmak istediğim konu arabaların bir sanat olduğu düşüncesi.What I want to talk about is, as background, is the idea that cars are art.
İlgili Sayfalar