Arabaların ani çoğalması her gün çok sayıda trafik kazasına neden oluyor.The sudden increase of cars is causing a large number of traffic accidents every day.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Genelde Japon arabaları denizaşırı ülkelerde daha popüler.Generally speaking, Japanese cars are popular overseas.
Genel olarak, Amerika'daki insanlar büyük arabaları tercih etme eğiliminde.In general, people in America tend to prefer bigger cars.
Bir arabaları yoksa, taksi ile gelirler.If they don't have a car, they'll come by taxi.
Devriye arabaları alanının tamamını kapsamaktadır.The patrol cars cover the whole of the area.
Onlar bizim arabalarımız.They are our cars.
Bu yol arabaların geçemeyeceği kadar çok dar.This road is too narrow for cars to pass.
İngiliz ve Japon arabalarında direksiyon sağ taraftadır.British and Japanese cars have steering wheels on the right side.
Onlar bizim öğretmenlerin arabalarıdır.Those are our teachers' cars.
Birçok Amerikalı hızlı arabaları sever.Many Americans like fast cars.
"Bunlar senin arabaların mı?" "Evet, öyle.""Are these your cars?" "Yes, they are."
Polisler genellikle caddede park etmiş arabaları görmezden gelirler.The police usually close their eyes to cars parked on the street.
Şehirde çalışan arabaların sayısı arttı.The number of cars running in the city has increased.
İngiliz arabalarını yabancı olanlara tercih ederim.I prefer English cars to foreign ones.
Ben arabaları çok severim.I am fond of cars.
Arabaların sayısı artmakta.The number of cars is on the increase.
Bagaj arabaları nerede?Where are the luggage carts?
İtfaiye arabalarının diğer araçlara göre önceliği vardır.Fire engines have priority over other vehicles.
Japon arabalarının yeni modelleri genellikle ilkbaharda çıkar.New models of Japanese cars usually come out in the spring.
Japon arabaları yurt dışında iyi satılır.Japanese cars sell well overseas.
Onun işi arabaları yıkamaktır.His work is washing cars.
Hem onun hemde karısının arabaları var.Both he and his wife have cars.
Onlar arabalarını tamir etmek zorundalar.They have to repair their car.
Onlar büyük arabaları seviyorlardı.They liked large cars.
Amerikan arabalarının direksiyon simitleri sol taraftadır.Steering wheels of American cars are on the left side.
Çok sayıda model arabalarım var.I have many model cars.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Onlar her cumartesi arabalarını yıkar.They wash their car every Saturday.
Arabaları satmak benim işimdir.Selling cars is my job.
Kırmızı spor arabalarının sahipleri daha yüksek sigorta oranları öder.Owners of red sports cars pay higher insurance rates.
Öfkeli kalabalık, arabaları devirdi ve mağazaların önündeki camları kırdı.The angry mob overturned cars and smashed storefront windows.
Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow.
Bütün bu arabaların havayı kirletmesini gerçekten istiyor muyuz?Do we really want all these cars polluting the air?
Onlar arabalarını işe gitmek için kullanabilirlerdi.They could use their cars to drive to work in the city.
Japon arabaları çok popülerdir.Japanese cars are very popular.
Polis, arabaları tek-tek kontrol ediyordu.The policeman was checking the cars one-by-one.
Alman arabaları çok popüler.German cars are very popular.
Birçok kişi antika arabaların pahalı olduğunu düşünüyor.Many people think that antique cars are overpriced.
Tom İtalyan arabaları hakkında var olan her şeyi bilir.Tom knows everything there is to know about Italian cars.
Tom arabalarından birini Mary'ye satmaya karar verdi.Tom decided to sell one of his cars to Mary.
O, arabalarımızdan birinin arkasına saklanırken bir ninja gibiydi!He was like a ninja hiding behind one of our cars!
Japon arabalarının çoğu oldukça güvenilir yapılmıştır.Most Japanese cars are reliable.
Arabalarından biri mavi, diğerleri ise kırmızı.One of her cars is blue and the others are red.
Alman arabaları en iyileri arasındadır.German cars are among the best.
İşçilere şirket arabalarını eve götürmelerine izin veriyoruz.We authorize the workers to take company cars home.
İkinci el arabaları nasıl alacağını biliyor.He knows how to buy used cars.
Yeni arabaları denemeyi severim.I like to try new cars.
Onların işi arabaları yıkamaktır.Their job is to wash the cars.
Onların işi arabaları boyamak.Their job is to paint cars.
Onlar büyük arabaları sevdi.They liked big cars.
Tüm polis arabaları kurşun geçirmez cam ile donatılmış.All the police cars were equipped with bulletproof glass.
Tom'un ne tür arabaları olduğunu bilmiyorum.I don't know what kind of car Tom has.
Marika Japon arabalarını sever mi?Does Marika like Japanese cars?
Genellikle, Amerikalılar büyük arabaları tercih ederler.Usually, Americans prefer big cars.
Onlar arabaları park etmek için bir alanı çitle ayırdı.They fenced off an area to park cars.
Tom ve Mary arabalarını boyamak zorunda.Tom and Mary have to paint their car.
Tom ve Mary arabalarına kadar yürüdü.Tom and Mary walked to their car.
Arabalarınızda kalın.Stay in your cars.
Er, ben sadece otomatik vitesli arabaları sürebilirim.Er, I can only drive cars with an automatic transmission.