Ana içeriğe geç
Sözlük

araba ile cümle

araba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ikinci el araba satıcısı adamlar tanınmış bir çetedir.Used car salesmen are a disreputable bunch.
Bütün bu arabaların havayı kirletmesini gerçekten istiyor muyuz?Do we really want all these cars polluting the air?
İki dakika içerisinde arabamızın benzini biter.Our car will run out of petrol in 2 minutes.
Ben arabadayım.I'm in the car.
Onun arabasını tamir ettirmelisin.You should get his car fixed.
Hangisi bizim arabamız?Which is our car?
Amcamın arabası benimkinden daha hızlı.My uncle's car is faster than mine.
Arabanın lastikleri kuru çamurla kaplanmıştı.The car's tires were caked with dried mud.
O bir araba sürecek kadar yaşlı.He's old enough to drive a car.
O araba onun.That car is his.
Bu ağaç, o arabadan daha yaşlı.This tree is older than that car.
Bu hafta sonu bir araba almak zorundayım.I have to buy a car this weekend.
Araba sürerken çukurlara dikkat etmelisin.You should look out for potholes when driving.
Arabam bir hırsız tarafından çalındı.My car was stolen by a thief.
Kyoto'ya arabayla gittim.I went to Kyoto by car.
Gelecek ay yeni bir araba alıyoruz.We're getting a new car next month.
Onlar arabalarını işe gitmek için kullanabilirlerdi.They could use their cars to drive to work in the city.
Binlerce Amerikalı araba sahibiydi.Thousands of Americans owned automobiles.
Kazadan beri onun arabası artık güçlükle ayırt edilebilir olmuştur.His car has barely been distinguishable anymore since the accident.
Bir polis, kızlara arabanın onlara ait olup olmadığını sordu.A policeman asked the girls if the car was theirs.
Araba kapısı uygun şekilde kapanmıyor.The car door doesn't close properly.
Geceleyin araba kullanırsanız sarhoş sürücülere dikkat etmeniz gerekir.If you drive at night, you should watch out for drunk drivers.
Dikkat! O araba neredeyse sana çarpıyordu.Watch out! That car almost hit you.
O, sevdiği arabasıyla Yokohama'ya gitti.He went to Yokohama in his beloved car.
Bu arabanın lastiklerinin yeterli havası yok.This car's tires don't have enough air.
O, şimdi araba sürebiliyor.He can drive a car now.
Bugün işe arabayla geldim.Today I came to work by car.
Erkek kardeşin nasıl araba süreceğini biliyor mu?Does your brother know how to drive?
Kardeşin nasıl araba sürüleceğini biliyor mu?Does your brother know how to drive?
Rahatsız ettiğim için özür dilerim, ama arabam bozuldu, yardım edebilir misin?Sorry to trouble you, but my car is broken, can you help me?
Geri döndüğümde arabam yok olmuştu.When I came back, my car had vanished.
Araba garajın önünde.The car is in front of the garage.
Japon arabaları çok popülerdir.Japanese cars are very popular.
Bu arabayı satın alayım!Let me buy this car!
Dün Derry'de bir araba aldım.I bought a car in Derry yesterday.
Bu dün Deri'de satın aldığım bir araba.It's a car that I bought in Derry yesterday.
Araba satın aldım.I bought the car.
Bu benim aldığım bir araba.It's a car that I bought.
Araba Brian'in.The car is Brian’s.
Araba yavaş.The car is slow.
Araba kullanmayı sever misin?Do you like to drive?
İki adam arabanın nesi olduğunu kontrol ediyor.Two men are checking on what's wrong with the car.
Bu araba bir külüstürdür.This car is a clunker.
Bu araba bir hurda.This car is a clunker.
Bir araba ödünç aldım.I've borrowed a car.
Asla bir arabayı ödünç alma.Never borrow a car.
Test sürüşünü geçtikten sonra bir araba aldı.After she had passed her driving test, she bought a car.
Kilisenin önünde bir araba var.There is a car in front of the church.
Bu araba siyah.This car is black.
Araba garajda.The car is in the garage.
Mavi araba pahalı.The blue car is expensive.
Birçok hayran şarkıcının arabasının önünde toplanıyor.Many fans are gathering in front of the singer's car.
O, ona arabasını sattı.She sold him her car.
O ona kullanılmış araba almamasını tavsiye etti fakat o onun tavsiyesini dinlemedi.She advised him not to buy a used car, but he didn't follow her advice.
Ona ona kullanılmış bir araba almamasını tavsiye etti.She advised him not to buy a used car.
O ona çok hızlı araba sürmemesini tavsiye etti fakat o onu dinlemedi.She advised him not to drive too fast, but he wouldn't listen to her.
O, ona çok hızlı araba sürmemesini tavsiye etti.She advised him not to drive too fast.
Eski arabayı ne yapacakları hususunda onunla anlaştı.She agreed with him on what to do with the old car.
Ona bir araba satın aldı.She bought him a car.
Kendisine yeni bir araba satın alması için onu ikna edemedi.She couldn't convince him to buy her a new car.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod