araştırma ile cümle
araştırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Hayvan hareket biyomekaniği üzerine olan araştırmamız, bizi bir ayak şablonuna yöneltiyor.Our research on the biomechanics of animal locomotion has allowed us to make a blueprint for a foot.
Bu sadece neden araştırma tabanlı merakın desteğine ihtiyacımız olduğunun bir örneği.It's just an example of why we need to support curiosity-based research.
Son manşet bir kamuoyu araştırma şirketinden geliyor.That particular headline comes to me from a market research firm.
Bazen bu tür araştırmalar yaparken çok güzel fikirlerle karşılaşıyorsunuz.And sometimes by doing this kind of research, you encounter such beautiful ideas of design.
Stanford Universitesi'nde arastirma profesoruyum ve Google uyesiyim.I'm a research professor at Stanford University and a Google fellow.
Olanakları, ne kadar öğrenci ve araştırmacı mevcut olduğuna bakarak değerlendirin.Judge opportunity by how few other students and researchers are on hand.
Herhangi bir günde, araştırmalar gösteriyor ki 10 ila 200 sefer arasında yalana maruz kalıyoruz.On a given day, studies show that you may be lied to anywhere from 10 to 200 times.
Bunlar Kaliforniya'da araştırmacı David Matsumoto tarafından ortaya çıkartıldı.And these were surfaced by researcher David Matsumoto in California.
Avusturalya' da yaptılar bunu - araştırma şirketi, SymbioticA.In Australia they did it -- this research company, called SymbioticA.
NFL'in yaptirdigi arastirmayi belki duymussunuzdur.You guys may be familiar with this research that's coming out of the NFL.
Bu arastirmayi baslatan sporcularin eslerinin sorulari,What you may not be familiar with is that this research was spearheaded by NFL wives who said,
("İyi günlerç Benim adım Russell ...") (".. ve ben 54cü kavimdeki Vahşi Dünya Araştırmacısıyım.")(Video) Good afternoon. My name is Russell, and I am a Wilderness Explorer in Tribe 54."
Veya bu sonsuza dek araştırma mıdır, nedir ?Or is this research forever, or what?
Tabiatıyla, kimse araştırmamı finanse etmek istemedi.Naturally, nobody wanted to fund my research.
Şirketimi satıp, araştırmamı kendim finanse ettim.I sold my company, and funded the research myself.
Düşme ve bunla alakalı diğer problemleri biliyorum. Bu konu benim araştırma konumun bir parçası.I'm smart about falls and fall-related injuries -- it's an area of research that I work on.
Shimmer dediğimiz bir küçük teknoloji ürünü var üzerimde, bir araştırma platformu.I've been wearing a little technology that we call Shimmer. It's a research platform.
Ama kimin için araştırma yapacağımı bilmiyorum.This show is Lord of the Rings but with titties galore.
Yani temel olarak bu araştırma eksikliği ile alakalı.So it's about the lack of research, basically.
Araştırma merkezimizde kocaman bir aile.An entire family at our research centre.
Uzun araştırmalar yaptı ve "Sebastian, hasta değilsin prostatın mükemmel.He made a long examination, and told me, "Sebastian, you are not sick, your prostate is perfect.
Ama doğal olarak, bunu küçük bir pazar araştırması yapmadan yapamazsınız.But, naturally, you can't do this kind of thing without a little bit of market research.
Fakat doğrusal cebir araştırması bu fikirleri çoklu boyutlara soyutlamaktadır. -But the whole study of linear algebra is abstracting these ideas into multi-dimensional space.
Dünya'nın çapıdır. Cisimlerin havada yüzmelerini sağlamak için, araştırma yapıyordum.I was exploring, really early on, wanting to make things float in the air.
Sonra bu konuda araştırma yapılmış mı adam akıllı araştırayım dedim.So I decided to do a literature search to see if there's any research on this.
Ve sonra sil baştan bu tür bir araştırma yapmaya karar verdim.And so I decided to switch and start doing this sort of research.
ABD Federal Araştırma Bürosu, Garvey'i, " öncü Zenci eylemcilerden biri" olarak adlandırmıştı.The U.S. Bureau of Investigation labeled Garvey, "one of the prominent Negro agitators."
Şu anda sizin karşınızda yürüyen bir araştırma merkezi var.What you have in front of you, is a walking research center.
2001 yılında, bir araştırma yapmak ve onları ziyaret etmek için izin aldım.And in 2001, I took a research leave to visit them.
Araştırmamız çoğunlukla çok kolay bir soruyla başlar.Our research often starts with a very simple question.
Ben insanların ne taşıdığına bakarak bu araştırmayı beş yıl kadar sürdürdüm.So I've probably done about five years' research looking at what people carry.
Biz bu konuda birçok araştırma yapıyoruz.So, we've been conducting a lot of research.
Okuma-yazma bilmeyiş hakkında yaptığımız araştırmadan, ve bu bir çayhanedeki bir adam.It's from a study we did into illiteracy, and it's a guy in a teashop.
O yüzden, geri dönünce biraz araştırma yaptım, ve işte bunu buldum.So I did some research when I got back, and here's what I found.
"Biliyorsun sen araştırmanla uğraşırken," -tepeden bakan tonlamaya dikkat edin-"Well while you were, you know, doing your research," -- notice the condescending tone --
Tabi ki' bir internet girisimcisi olarak, arastirmaya basladim.It could be cancer, serous, less serious, or a venous malformation etc.
'Araştırma Fonlarındaki Kesintiler Hepimizi Mahvedecek'"Science Research Cuts Will Ruin Us All"
Yaşlanma karşıtı araştırmalar için fon bulmak neden bu kadar zor?Why is it difficult to get funding for anti-aging studies?
Karikatürü yapmadan önce birçok araştırma yapıyor.You know, he does a lot of research before he writes a cartoon.
Discover Magazine'de ben de bir araştırmacı puzzle tasarımcısıyım.In Discover Magazine, I'm an investigative puzzle maker.
Hükümet uzmanlardan oluşan bir takım kurdu araştırmamın geçerliliğini değerlendireceklerdi.So our government formed a team of experts to evaluate my research.
Şimdi doğal değişkenliği araştırmak için birçok yolumuz var.Now, we have many ways to study natural variability.
Gerçek şu ki, son araştırmalar onu destekliyor.And the truth is, recent research backs him up.
Bu arada, araştırmalar da bunun böyle olduğunu söylüyor.And by the way, research backs this up too.
Emory'deki araştırmacılar çocuklara basit birResearchers at Emory gave children a simple
Oh, arastirma yaptim -- aklimda olanlari koymak istiyordum, birseyin uzerine baglamak icin.Oh, and I went in search -- I wanted to put what I had in mind, hitch it onto something.
"Google, 1996 yılında bir araştırma projesi olarak başladı.""Google began as a research project in 1996."
O zaman biz de, yeni ve farklı içerik biçimlerini nasıl arayabileceğimizi araştırmaya başladık.And so we started looking at how we could search new and other forms of content.
Araştırmayı yaptık.We've done the research.
Ve bu dünyadaki en büyük biyomedikal atılım araştırması.And this is the biggest biomedical enterprise research in the world.
Ve benim de araştırmamnın çoğunu karşılıyor.And it funds a lot of my research.
Her yerde araştırmaları karşılıyor.It funds research all over the place.
Bu araştırma için seçtik.We selected this for the research.
Hepsi devletin araştırma paraları, ve biraz da onlardan.It's all government research dollars, and very few of those.
Ben bir niteliksel araştırmacıyım.I'm a qualitative researcher.
Bana neden sadece araştırmacı-hikaye anlatıcı demiyorsun?"Why don't you just say I'm a researcher-storyteller."
Ve ben de araştırmayı bıraktım ve bunun ne olduğunu anlamam gerekiyor dedim.And so I pulled back out of the research and thought, I need to figure out what this is.
Sorun şu - ve bunu araştırmamdan öğrendim - duyguyu seçici bir şekilde uyuşturamazsınız.The problem is -- and I learned this from the research -- that you cannot selectively numb emotion.
Araştırmada suçluluk duygusunun nasıl tanımlandığını biliyor musunuz?You know how blame is described in the research?
Bu resmi göstermek istedim, bu kişi Kamerun'da ki araştırmalarımıza öncülük eden Ubald Tamoufe.I like to show this shot -- this is Ubald Tamoufe, who's the lead investigator in our Cameroon site.