ara ara ile cümle
ara ara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer onu yapamıyorsanız, en kısa sürede bizi arayın.If you can't make it, call us as soon as possible.
Yerleştiğin zaman beni ara.Call me when you get settled in.
Senin yokluğunda Bay West adında biri aradı.A Mr West called in your absence.
Yolculuk boyunca John ve ben arabayı sırayla sürdük.During the trip, John and I alternated driving the car.
Onlar arasında belirgin bir fark var.There is a marked difference between them.
İkisinin arasında dikkate değer farklılıklar var.There are noticeable differences between the two.
Onlar arasında bağlantı yok.There is no connection between them.
Onlar arasındaki aralık daraldı.The gap between them has narrowed.
Araştırmayı tamamlamak için gereken mesleki hizmetler ücrete dahildir.The fee includes the payment for professional services needed to complete the survey.
Bizim ve komşunun avlusu arasındaki sınırı işaretlemek için bir çit vardır.There is a fence marking the boundary between our yard and the neighbor's.
Bazı insanlar tren diğerleri araba ile seyehat ederdi.Some people traveled by train, and others by road.
Trenler arasında uzun bir bekleme var.There is a long wait between trains.
Sendika ve yönetim arasındaki anlaşmazlık bir greve yol açabilir.The disagreement between the union and management could lead to a strike.
Yaşlı adam bir araba tarafından ezildi.The old man was run over by a car.
6:30'da beni ara lütfen.Call me at six-thirty, please.
Benimle konuşmak istiyorsan, lütfen beni ara.If you want to speak to me, please call me up.
Arabayı yarışa sokma.Biz mümkün olduğu kadar onu uzağa götürteceğiz.Don't race the car. We want to make it go as far as possible.
Neden bu öküz arabasının üstünde bir ada turu yapmıyoruz?Why don't we take a drive round the island on this ox carriage?
bu arada, ingilizcem kesinlikle ümit vaadetmiyorBy the way, my English is absolutely hopeless.
Pyongyang ve Washington arasında bir tür uzlaşmaya varılması zorunludur.It is essential that some kind of compromise be reached between Pyongyang and Washington.
Paul eli saçının arasında koştu.Paul ran his hand through his hair.
Uyandığımda arabadaydım.When I woke up, I was in the car.
Araba çamura saplandı.The car was stuck in the mud.
İnsanlar, bunun farkında olsun veya olmasın, sürekli mutluluk ararlar.Human beings, whether they realise it or not, continually seek happiness.
Koalisyon güçleri Bağdat'daki kontrol noktasında onun arabasına ateş ettiler.The coalition force fired at her car at the checkpoint in Bagdad.
O bir at arabası tekerleği yaptı.He did a cartwheel.
En geç saat kaçta arayabilirim?How late can I ring?
Bu görüşler arasında ikincisi önemlidir.Among these views, the second one is of importance.
Kuzenlerim arasında, bilirsiniz, en iri göğüsleri olan bir kız var.Among my cousins, you know, there's a girl with the most enormous breasts.
Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument.
Devletten aldığım yardımla geçiniyorum, ne arabam ne başka bir şeyim var.I'm living on welfare, without a car or anything.
Araba tarlaya daldı ve bir süre sarsıldıktan sonra durma noktasına geldi.The car dove into the field and, after bumping along for a time, came to a halt.
Romeo ve Juliet'te iki aile arasında kötü kan vardı.There was bad blood between the two families in "Romeo and Juliet".
Mrs. Bruce İngiltere ile Japonya arasında uçan ilk kadın pilottu.Mrs. Bruce was the first female pilot to fly between England and Japan.
O geceye kadar onların arasında herhangi bir kötü duygu yoktu.There had never been any ill-feeling between them until that night.
Araba çalışmazdı.The car wouldn't start.
Habarovsk, Rus Uzak Doğusu'nun en büyük şehirleri arasındadır.Khabarovsk is among the largest cities of the Russian Far East.
Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.Compared to yours, my car is small.
Bir çay için ara verelim.Let's break for some tea.
Arabam bozuk.My car is broken.
Biz Arabız.We are Arabs.
Biz Arab'ız.We are Arabs.
Önümdeki araba Karam'ın.The car that's in front of me is Karam's.
Arapça'yı seviyorum.I love Arabic.
Bu araba onunki gibi görünüyor.It looks like this car is his.
Yazın, sıcaklık otuzla kırk santigrat arasında değişkenlik gösterir.In the summer, the temperature ranges from thirty to forty degrees Celsius.
Kitabını arabada bıraktım.I left your book in the car.
İki gün içinde beni yeniden ara.Call me again in two days.
Yağmur yağarsa, beni ara.If it rains, call me.
Arabayla mı yoksa taksiyle mi gitmeliyiz?Should we go by car or by taxi?
Oraya gitmek için bir arabam olsa kütüphaneye giderim.I would go to the library if I had a car to get there.
Arabanı bu akşam ödünç alabilir miyim?Can I borrow your car tonight?
Eğer önce frenleri tamir ederlerse arabayı alacağım.I'll only buy the car if they fix the brakes first.
Onun arabası bir ağaca çarptı.His car ran into a tree.
O sağ ve sol arasındaki farkı bilmiyor.He does not know the difference between right and left.
O araba süremez.She can't drive a car.
Her birinin kendi arabası var.Each of them has his own car.
Sorun arabamızı nereye park etmemiz gerektiğidir.The question is where should we park our car.
Maciek karısını aralık ayında kaybetti.Maciek lost his life in December.
Ben yalnızca ruhun saflığını arayan bir gezginim.I am just a traveller who seeks the purity of the soul.