ara ara ile cümle

ara ara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Araba satın almak için karar verdi.He has made up his mind to buy the car.
O arabayı almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy that car.
Arabayı satmaya karar verdi.He decided to sell the car.
Yeni arabadan memnundu.He felt pleased with the new car.
O, o insanlar arasında iyi bir üne sahiptir.He is well spoken of by those people.
O, kırmızı arabada karar verdi.He decided on the red car.
Kırmızı arabaya karar verdi.He decided on the red car.
Kararı kırmızı arabadan yana oldu.He decided on the red car.
İkizler arasında hiçbir fark göremedi.He could not perceive any difference between the twins.
Arazinin mülkiyetinden vazgeçti.He renounced the ownership of the land.
O onları bir araya getirme sürecini açıkladı.He explained the process of putting them together.
O, açık ara farkla en iyi öğrencidir.He is by far the best student.
O, açık ara farkla takımda en iyi oyuncudur.He is by far the best player on the team.
O, hiç tereddüt etmeden kendi arabasını sattı.He sold his own car without hesitation.
Dört kapılı bir arabası var.He has a car that has four doors.
O, bazen araba ile işe gider.He sometimes goes to work by car.
İllede fark aranacaksa, o uzundur.He is, if anything, tall.
O çok hızlı araba sürer.He drives very fast.
O, açık ara farkla en mantıklıdır.He is by far the most sensible.
Kayıp anahtar için odayı aradı.He searched the room for the lost key.
O, New York'a taşındı, orada bir iş aradı.He moved to New York, where he looked for a job.
O sadece bir motosiklete değil fakat aynı zamanda bir arabaya da sahip.He's got not only a motorbike but also a car.
Hawaii'de bir araba kiralamak ona elli dolara mal oldu.It cost him 50 dollars to rent a car in Hawaii.
O arabayı eve süremeyecek kadar çok sarhoştu.He was too drunk to drive home.
O, Bay Black'in arabasını hatırlar.He remembers Mr Black's car.
Fransızcayı arada hatalar yapmadan konuşamıyor.He cannot speak French without making a few mistakes.
Başka yerde bilgi aramaya karar verdi.He decided to seek information elsewhere.
Cebinde çakmağını aradı.He felt in his pocket for his lighter.
O, konaklama için bir otel aradı.He called a hotel for accommodations.
O, araba ile otele doğru gitti.He drove down to the hotel.
O kendi arabasını tamir eder.He repairs his own car.
O, Mary ve Tom'un arasında oturuyordu.He was sitting between Mary and Tom.
Neredeyse bir araba tarafından eziliyordu.He came near being run over by a car.
O, daha fazla umutsuz kanıt arayışı içinde.He is in desperate search of further evidence.
O daha iyi bir yaşam aramak üzere Brezilya'ya göç etti.He immigrated to Brazil in search of a better life.
Radyoda müzik dinlerken araba kullandı.He drove the car, listening to music on the radio.
Elmaları beşimiz arasında böler.He divides the apples among five of us.
O, arabasını Yokohama'ya sürdü.He drove his car to Yokohama.
Karanlıkta kapı kolunu el yordamıyla aradı.He groped for the doorknob in the dark.
Tıbbi araştırmayla meşgul.He is engaged in medical research.
Bütün gün kayıp kedisini aradı.He hunted for his missing cat all day.
Bütün gün mektubu aradı.He searched all day for the letter.
O genel okuyucular arasında popüler.He is popular among general readers.
Sarhoşken araba sürdüğü için cezalandırıldı.He was punished for drunken driving.
O, yağmurdan dolayı sığınak aradı.He sought shelter from the rain.
O, sert araba sürer.He drives roughly.
O, araba sürmede iyidir.He is good at driving.
O, araba sürebilir.He can drive a car.
O, saatlerdir araba sürüyor.He has been driving for hours.
O, evde olmalı. Garajında arabasını görüyorum.He must be at home. I see his car in his garage.
O bir ev satın alabilir, bir araba da cabası.He can afford to buy a house, to say nothing of a car.
O, bilimsel araştırmamızda çok önemli bir rol oynadı.He played a very important part in our scientific research.
Benimle ne zaman karşılaşsa arabası hakkında övünür.Every time he meets me, he brags about his car.
O, ara sıra toplantılara katılır.He attends meetings off and on.
O, ofise arabayla gider.He goes to the office by car.
O, kırık bir vazonun parçalarını bir araya getirmeye çalıştı.He tried to put the fragments of a broken vase together.
O yabancı bir araba satın alma amacı için çok çalıştı.He worked hard for the purpose of buying a foreign car.
O yabancı bir araba almak için yeterince zengin.He is rich enough to buy a foreign-made car.
Neredeyse bir araba tarafından ezilecekti.He was nearly run over by a car.
Neredeyse bir araba tarafından çarpılıyordu.He came near being hit by a car.

İlgili Sayfalar