arızalı ile cümle

arızalı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Arızalı saat hemen onarılmalıdır.The clock that got broken must be repaired right away.
Bu saat arızalı görünüyor.This clock seems to be malfunctioning.
Arızalı bir araba yolun ortasında duruyordu.A broken-down car was standing in the middle of the road.
Arızalı TV yi yenisiyle değiştirdiler.They replaced the defective TV with a new one.
Bu hizmet geçici olarak arızalı.This service is temporarily out of order.
Benim TV tekrar arızalı.My TV is on the fritz again.
Saat arızalı.The clock is defective.
Termostat arızalı.The thermostat is defective.
Frenler arızalı.The brakes are out of order.
Bu asansör arızalıdır.This elevator is out of order.
Siren arızalı.The siren is broken.
Buz makinesi arızalı.The ice machine is broken.
Bilgisayar arızalı.The computer's malfunctioning.
Evet, bilgisayar arızalıdır.Yes, the computer is faulty.
Arızalı ekipmanı toplayıp fabrikaya gönderelim.Let's pack up the faulty equipment and return it to the factory.
Bu arızalı radyoyu onarabilir misin?Can you fix this broken radio?
Orada yerleşik arızalı bir bomba bulunmaktadır.You are looking at obviously a very disturbing live shot there.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.One torpedo hit, but did not explode.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.(Laughter) You know who you are.
Yağ olmaması, benzin olmaması, yakıt borusunun tıkanık olması, ya da marşın arızalı olması..like no oil, no gas, the fuel line might be blocked, or the starter may be broken.
Karbüratör arızalı.The carburetor's broken.[br]
ICP-AES analizi, parçaların arızalı olup olmadığını belirlemeye yardımcı olabilir.ICP-AES analysis can help to determine whether parts are failing.
Thornton daha sonra arızalı bir paraşütle uçaktan atladı ve öldü.Thornton then jumped out of the plane with a faulty parachute and died.
Kuzey Doğu yönlü Benue Çukuru, bu kavşağın arızalı koludur.[1]The NE-trending Benue Trough is the failed arm of this junction.[3]
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Es schoss, aber keines der Schiffe wurde getroffen.
Fiziki coğrafyası genellikle arızalı olup Batı Toros Dağlarının kuzey uzantıları ilçeye uzanmaktadırlar.Le virus semble s'être adapté aux conditions difficile du nord-est de la Sibérie.
Orada yerleşik arızalı bir bomba bulunmaktadır.Supongamos que hay una bomba debajo de esta mesa entre nosotros.
Frenler arızalı.Тормоза неисправны.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Танкер получил повреждения, никто не пострадал.
Topografik durum açısından fazla arızalı değildir.Прежде всего не соответствует топография местности.
Ses sistemi, o anda arızalı değilse, Springtrap'ı ofisten uzaklaştıracak sesler çalmak için kullanılabilir.O sistema de áudio pode ser usado para reproduzir efeitos sonoros que afasta Springtrap do escritório.
Topografik durum açısından fazla arızalı değildir.A história do manuscrito em si não é menos interessante.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Torpeda poszła zbyt głęboko i nie trafiła.
Bu evde, Londra'nın en parlak ve arızalı tipleri ile tanıştı.Він хотів, щоб цей будинок був найкрасивішим й незвичайним в посаді.
Çok arızalı olan bu kesimlerde sınır tepelik alanlardan geçmektedir.Ez a meglehetősen gyengén kijelölt határvonal pastu törzsi területeken halad keresztül.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Az összes kilőtt torpedójuk célt tévesztett, egyiküket pedig lelőtték.
Bunun arızalı topoğrafya ile yakın ilgisi vardır.Συνδέεται αισθηματικά με την μπερδεμένη Κάλα.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.3 torpedoer ble avfyrt, men ingen av dem traff.
Orada yerleşik arızalı bir bomba bulunmaktadır.Mereka menemukan rakit kosong di sana.
Bunun arızalı topoğrafya ile yakın ilgisi vardır.これがぐれんちの暴走のきっかけと大きく関わっている。
Bunun arızalı topoğrafya ile yakın ilgisi vardır.雖然如此,她與這爛攤子或許有密切關係。
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Бутонът беше натиснат, но нищо не се случи.
Arızalı bir şeyle eve gittiğimde,Đó là:
Arızalı bir şeyle eve gittiğimde,검사 항목들을 다 채우는 것보다
Arızalı bir şeyle eve gittiğimde,שכשאתם נוסעים הביתה עם משהו שנשבר,
Arızalı bir şeyle eve gittiğimde,أنه، حين تعود إلى البيت بشيء مكسور،
Arızalı bir şeyle eve gittiğimde,最初からテスト項目が
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.A dire il vero, tutta quella fila non è messa bene.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.De fapt, tot rândul nu-i în regulă.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.De hecho, toda esa fila no está bien.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.Die hele rij is niet goed snik.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.Eigentlich ist die gesamte Reihe hier nicht ganz normal.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.En fait, toute la rangée n'est pas normale.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.'Faktiskt är det något som inte stämmer med hela den raden.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı. (Kahkahalar)Sebenarnya, semua orang di barisan itu tidak benar.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı. (Kahkahalar)في الحقيقة هذا الصف كله ليس صحيحاً
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı. (Kahkahalar)良くないですね こっちを見ないでください(笑い)
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.사실, 저쪽 줄에 쭉 앉으신 분들 모두 정상이 아니에요.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.Thực ra thì, cả hàng này đều không ai ổn cả.
Aslında, bu sıranın tamamı arızalı.Valójában az egész sor nincs rendben.

İlgili Sayfalar