Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Albinele melifere nu sunt autohtone din America; ele au fost introduse de colonişti.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Amerikassa niitä ei ollut kotoperäisinä; ne tulivat siirtolaisten mukana.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.A mézelő méh nem őshonos Amerikában, a gyarmatosítók telepítették be.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.As abelhas do mel não são nativas da América; foram introduzidas pelos colonos.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Honigbienen sind in Amerika nicht heimisch. Sie wurden über die Siedler eingeführt.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Honingbijen waren niet inheems in Amerika; ze zijn geïntroduceerd door de kolonisten.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Honningbier er ikke hjemmehørende i Amerika; de blev introduceret men nogle kolonister.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.꿀벌은 아메리카대륙 원산이 아니라, 식민시대에 들여온 것입니다.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Las abejas no son nativas de América; fueron introducidas con los colonos.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Le api mellifiche non sono una specie indigena americana, furono introdotte dai colonialisti.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Les abeilles ne sont pas originaires d'Amérique, elles ont été introduites par les colons.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Nie są one rdzenne dla Ameryki, wprowadzili je kolonizatorzy.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Америка не является родиной медоносных пчёл, они были ввезены колонизаторами.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.Медоносните пчели не са родом от Америка, те са били въведени от колонистите.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.דבורי הדבש הן לא תושבות מקומיות של אמריקה; הן הגיעו עם הקולוניאליסטים.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.نحل العسل ليست أصلية في أمريكا ، بل أدخلت مع المستعمرين.
Bal arıları Amerika'ya özgü değiller; kolonicilerle ülkeye girdiler.ミツバチはアメリカ原産ではなく 植民地時代に導入されました ミツバチには実は哺乳類と鳥類を
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Así que la Red Abeja contruye sobre el recurso del que los pobres son ricos. ¿Y qué ocurrió?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Das Honey Bee Network baut auf reichen Resourcen der Armen auf. Und was geschah?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Deci Honey Bee Network construiește pe resursele în care oamenii săraci sunt bogați. Și ce s-a întâmplat?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Jadi Honey Bee Network dibangun dari sumber daya yang banyak dimiliki orang miskin. Dan apa yang terjadi?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.그래서 꿀벌네트워크가 가난한 이들이 부자가 될 수 있는 자원에 기반하여 구축됩니다. 그리고 어떻게 되었을까요?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Quindi l'Honey Bee Network si poggia sulle risorse delle quali le persone sono ricche. E cosa è successo?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Stąd Pszczela Sieć opiera się na tych zasobach, w które biedni ludzie są bogaci. I co się stało?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Ετσι το Δίκτυο της Μέλισσας λειτουργεί με την ιδέα ότι οι φτωχοί άνθρωποι είναι πλούσιοι. Και τι συνέβη;
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.Поэтому Пчелиный Рой создаётся за счёт ресурса, благодаря которому бедные люди — богаты. И что произошло?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.אז "רשת הדבורים" נבנית מתוך המשאבים שהאנשים העניים עשירים בהם. ומה קרה?
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.تُبنى شبكة نحل العسل على الموارد التي يعتبر الشعب غني بها. ثم ماذا حدث؟
"Bal Arıları iletişim Ağı", fakir insanların zengin olduğu bir kaynak üzerine kurulmuştur.何がおこるか 匿名で、顔も無く、名前も無い人が
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,85種類の魚がマンハッタンに生息していました
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,Abbiamo studiato i pesci, le rane, gli uccelli e le api,
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,Estudiamos los peces, las ranas, las aves y las abejas,
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,우리는 물고기, 개구리, 새와 벌을 조사했습니다.
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,Nous avons étudié les poissons, les grenouilles, les oiseaux et les abeilles,
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,וכך, למדנו את הדגים והצפרדעים והציפורים והדבורים,
Balıkları, kurbağaları, kuşları, arıları,أيضا، درسنا الأسماك والضفادع والطيور والنحل،
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Amit tudunk, hogy ez olyan, mintha a méhek elkapták volna az influenzát.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.E quello che abbiamo scoperto è che è come se le api abbiano preso l'influenza.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Et ce que nous savons c'est comme si les abeilles avaient attrapé une grippe.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.우리가 아는 것은 마치 벌이 독감에 걸린 것과도 같다는 것입니다.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Og det vi ved er, at det er som om disse bier har fået influenza.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Şi ceea ce ştim este că arată ca şi cum albinele ar fi făcut o gripă.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Só sabemos que é como se as abelhas tivessem apanhado uma gripe.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Tiedämme mehiläisten ikään kuin saaneen jonkin flunssan.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Und wir wissen dies: Es scheint, als hätten die Bienen Grippe bekommen.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Và điều ta hiểu ra đó là như thể loài ong đã mắc 1 dịch cúm.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Wat we weten is dat het lijkt alsof de bijen de griep hadden.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Wygląda to tak, jakby pszczoły zapadły na grypę.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Y lo que sabemos, es que es como si las abejas se hubiesen resfriado.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.А что мы знаем, так это то, что это как если бы пчелы поймали грипп.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.Това, което знаем е, че като че ли пчелите са хванали грип.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.אנחנו יודעים שנראה כאילו הדבורים תפסו שפעת.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.وما نعرفه هو أنه أن النحل اذا اصيب بالانفلونزا.
Bildiğimiz şey sanki arılar gribe yakalanıyor.このインフルエンザのせいで ミツバチの数が大幅に減りました
Birini okuyacağım. "Blackawton Arılarını yeni okudum.Et je vais juste vous lire une chose. " J'ai lu 'Les Abeilles de Blackawton' récemment.
Birini okuyacağım. "Blackawton Arılarını yeni okudum. Nasıl hissettiğimi anlatacak kelime bulamıyorum şu an.Зачитаю один із них. " Недавно я прочитав "Бджоли Блекотона".
Biz de insanlar ve arılar karmaşık problemleri aynı şekilde mi çözüyorlar diye sorduk.Allora ci siamo chiesti se uomini e api potessero risolvere problemi complessi allo stesso modo.
Biz de insanlar ve arılar karmaşık problemleri aynı şekilde mi çözüyorlar diye sorduk.Also fragten wir, ob Menschen und Bienen komplexe Probleme ähnlich lösten.
Biz de insanlar ve arılar karmaşık problemleri aynı şekilde mi çözüyorlar diye sorduk.Así, nos preguntábamos si humanos y abejas pueden resolver problemas complejos de la misma manera.
Biz de insanlar ve arılar karmaşık problemleri aynı şekilde mi çözüyorlar diye sorduk.A tak sme sa opýtali, či je možné, že ľudia a včely riešia komplexné problémy rovnakým spôsobom.