2003 yılına kadar bina dünyanın en yüksek apartmanı idi.Den sistnämnda var fram till 2003 världens högsta bostadsbyggnad.
Lopez doğduğu sırada ailesi küçük bir apartman dairesinde yaşıyordu.När Lopez föddes flyttade familjen till en liten lägenhet.
Henry Townshend, Ashfield kasabası'nın güneyinde 302 numaralı orta büyüklükte bir apartman dairesine taşındı.Henry Townshend bor i lägenheten 302.
Saldırganlar muhtemelen bir apartman dairesinde Makar'a tecavüz ettiler.Vid något tillfälle skulle More till och med ha låtit tortera en misstänkt i sitt eget hem.
Polanski'nin Apartman Üçlemesinin Repulsion ve Rosemary'nin Bebeği filmlerini takip eden son filmidir.Ingår i Polanskis trilogi av "lägenhetsfilmer", där Rosemary's Baby och Repulsion utgör de två första.
Şişli’de bir apartman dairesinde görüşürler.De bor tillsammans i en lägenhet i Fruängen.
Merkezi ısıtma, genel olarak, soğuk iklimlerdeki özel apartman veya kamu binalarında kullanılır.Detta gäller särskilt för direkt användning i form av uppvärmning av hus och andra byggnader.
Fakat apartmanda yaşadığı için köpeğini Basri Amca'ya emanet eder.De rekommenderar att de för Sophies skull ska bo tillsammans i hennes föräldrahem.
Apartmanda garip sesler ve olaylar olmaktadır.У готелі постійно відбуваються дивні та жахливі події.
Koval, 31 Ocak 2006 tarihinde Moskova'daki apartman dairesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.Коваль помер у своїй московській квартирі 31 січня 2006 року у віці 92 роки.
Üstelik büyük kentteki apartman dairesinde doğadan çok uzakta tek başına yaşamaktadır.Попри велику родину живе один у власній квартирі.
Eski bina, apartman binası olarak kullanılmaya devam edildi.Стара будівля банку стала використовуватися як житловий будинок.
Rastgele yapılan apartmanlar kentin görünümünü önemli ölçüde değiştirdi.Стрімка індустріалізація значно змінила обличчя міста.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Добре переносить життя в квартирі.
Fakat daha sonraki yıllarda yerlerini lüks apartmanlar aldı.В той час його друзі заледве беруть необхідні прохідні бали.
Evlendiklerinin ertesi günü İstanbul'a Avrupa Apartmanı'na taşınırlar.Після одруження батьки переїхали у Западинку.
Benim apartman yakındır.Моя квартира знаходиться неподалік.
İşte benim apartmanın anahtarı.Ось ключ від моєї квартири.
Eli yakın bir zamanda Håkan adlı yaşlı bir adamla Oskar'ın yaşadığı evin yanındaki apartmana taşınmıştır.Eli se nedávno přistěhovala do vedlejšího bytu, kde žije se starším mužem jménem Håkan (Per Ragnar).
1960'larda ise gecekonduların yanında, apartmanlaşma başladı.Ty na začátku 60. let doplnilo sídliště obytných domů.
Güngör: Fırat'ın oturduğu apartmanın altındaki berberdir.Uvádí se bytem Brezová pod Bradlom.
Ruskin Arms'ın üstündeki apartmanda bir kadın oturmaktadır.V Russellově bytě mají spolu sex.
Apartmanda rahatlıkla yaşayabilir.Do bytu se ještě stihnou schovat.
Central Park during Autumn, New York.jpg New York'ta Central Park'a bakan lüks apartmanlar.Pe timpul verii există zboruri directe din JFK, New York.
Seyit büyük bir apartmanda kapıcıdır.Winston trăiește într-un apartament foarte modest.
Gregory House'un yaşadığı apartman dairesinin numarası 221, daire kodu B'dir.Dr. Gregory House, protagonistul serialului Dr. House, locuiește în apartamentul 221B.
Afgan Tazısı apartman hayatı için pek uygun bir köpek türü değildir.Bichonul maltez este un câine de apartament, care nu are standarde înalte.
Yaşadığı apartmanın önüne hatıra tabelası vurulmuştur.Acest lucru este menționat de placa memorială așezată pe casa unde a locuit.
Barselona'da kiralamak için bir apartman bulmam gerek.Trebuie să găsesc un apartament de închiriat în Barcelona.
Eski bina, apartman binası olarak kullanılmaya devam edildi.A régi banképületet ezután apartmanházként használták tovább.
Apartmanda rahatlıkla yaşayabilir.Lakásban nehezen tartható.
Yaşadığı apartmanın önüne hatıra tabelası vurulmuştur.Volt lakása közelében róla készült szobor őrzi emlékezetét.
Bahçeye ihtiyaç duymadıkları için apartman hayatına çok rahat uyum sağlarlar.Nagy helyigénye miatt állatkertben nem könnyű tartani.
1960'ların başında Paris'ten bir apartman satın aldı.1960-as évek legelején Párizsban telepedett le.
Apartman da kendi apartmanının aynısıdır.Alváza mindenben azonos a kocsiéval.
Hatta Walter ayrı bir apartman dairesinde oturmaya başlamıştır.Ted kezd hozzászokni ahhoz, hogy egyedül van egy lakásban.
Dickie'nin arkadaşı Freddie, Dickie'nin apartmanda olduğunu sanarak ziyarete gelir.Freddie Miles, Dickie régi barátja, találkozik Ripleyvel Dickie római lakásában.
Üst kat altı odalı bir apartman ve bir bekar odası şeklindedir.A felső szintet egy nagy lakosztály foglalta el hat szobával.
Apartman dairesinin bir bahçesi var mı?Tartozik a lakáshoz kert?
House'ın apartman numarası olan 221B, Holmes'un sokak numarasına bir atıfdır.Housen asunnon numero, 221B, on viittaus Holmesin kotiosoitteeseen.
Şimdi bir apartmana dönüştürülmüştür.Nyt se on saneerattu asunnoiksi.
Nick, Schmidt, Winston ve koç apartman dairesindeki ilk dört oda arkadaşıdır aslında.Asunnon alkuperäiset neljä kämppäkaveria ovat siis hän, Nick, Schmidt ja Winston.
Uzaklarda modern apartmanlar görünür.Nykyisin paikalla on moderneja asuinrakennuksia.
Apartman kapıcı dairesi kendi içinde karakterlere sahiptir.Sen kattohuoneisto on hänen henkilökohtaisessa käytössään.
Apartmanda garip sesler ve olaylar olmaktadır.Aukiolla järjestetään monenlaisia tapahtumia ja näyttelyitä.
Zamanla konut amaçlı kullanılan apartmanlar iş yerine dönüştü.Purkutyöstä säilynyt toimistorakennus muutetaan asunnoiksi.
O, apartmanda yaşıyor.Hän asuu kerrostaloasunnossa.
Apartman sözcüğünün kökeni İtalyanca appartamento sözcüğüdür.Αυτό το λήμμα αφορά το δημοτικό διαμέρισμα της Ιταλίας.
Nüfusun büyük çoğunluğu kent merkezinde apartmanlara yerleşmiş biçimde yaşardı.Οι περισσότεροι από αυτούς κατοικούσαν σε μικρά δωμάτια στο κέντρο της πόλης.
Çift New York'ta yeni apartmanlarına taşınırlar.Πολύ σύντομα το ζευγάρι μετακόμισε στη Νέα Υόρκη.
Ülke nüfusunun %80'i bu dönemde yapılan yeni apartmanlara taşınmıştı.Υπολογίζεται ότι τα τρία τέταρτα του πληθυσμού της Αυστραλίας την είχαν δει σε αυτήν την περιοδεία.
Nüfusun büyük çoğunluğu kent merkezinde apartmanlara yerleşmiş biçimde yaşardı.Størsteparten af befolkningen levede i under trange kår i byens centrum i lejlighedskomplekserne.
Kızıl Çeşme'de bir apartman.Det har et sadeltag i røde teglten.
2003 yılına kadar bina dünyanın en yüksek apartmanı idi.I en årrække var det verdens højeste bygningsværk.
Zamanla konut amaçlı kullanılan apartmanlar iş yerine dönüştü.I stedet blev faciliter omdannet til apartments.
Çift New York'ta yeni apartmanlarına taşınırlar.Paret flyttet inn til New York.
Uzun sahil şeridi boyunca yükselen apartmanlar ise çarpık bir kentleşme sergilemektedir.Samlivet om bord i den trange kahytten blir et helvete.
Apartman oluşumu seyrektir.PELAKSANAAN PENATAAN RUANG.
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Ia sangat senang ketika bisa pindah asrama.
Üzerinde pek çok kafe, lokanta ve lüks apartmanlar bulunur.Di mal ini terdapat banyak restoran, lounge, dan cafe.