Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Nyilvánvalóan olyan dologra van szükségünk, ami hatékony a szúnyog populáció csökkentésében.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Offensichtlich brauchen wir etwas, das den Mückenbestand wirksam verkleinert.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Potrzebujemy czegoś skutecznego w zmniejszaniu populacji komarów.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Rõ ràng chúng ta cần một thứ gì đó hiệu quả trong việc thu nhỏ dân số loài muỗi.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Určitě chceme něco účinného, co sníží populaci komárů.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Совершенно ясно, что мы нуждаемся в эффективном средстве, которое позволит сократить всю популяцию комаров.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Щоб зменшити популяцію комарів, потрібне щось ефективне.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Ясно е, че ни трябва нещо, което е ефективно в намаляването на броя на комарите.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.אז ברור שאנו זקוקים למשהו יעיל שיצמצם את אוכלוסיית היתושים.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.من الواضح أن ما نحتاجه هو شيء فَعَّال في خفض عدد البعوض.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.必要としていることです 蚊を単に駆除するだけでは意味がありません
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.A Saul videl a poznal, že je Hospodin s Dávidom. A Míchaľ, dcéra Saulova, ho milovala.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.A vida Saul, nýbrž zkušené maje, že jest Hospodin s Davidem, a že Míkol dcera jeho miluje ho,
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.A widząc Saul, i bacząc, że Pan był z Dawidem, a iż Michol, córka jego, miłowała go,
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Demikianlah Saul menyadari bahwa Daud dilindungi TUHAN dan juga dicintai oleh Mikhal putrinya
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.In Savel je videl in spoznaval, da je GOSPOD z Davidom; in Mihala, hči Savlova, ga je ljubila.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Ja Saul näki ja ymmärsi, että Herra oli Daavidin kanssa, ja Saulin tytär Miikal rakasti häntä.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.여호와께서 다윗과 함께 계심을 사울이 보고 알았고 사울의 딸 미갈도 그를 사랑하므로
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Mas quando Saul viu e compreendeu que o Senhor era com Davi e que todo o Israel o amava,
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Men da Saul så og skønnede, at HERREN var med David, og at hele Israel elskede ham,
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Men Saul såg och förstod att HERREN var med David; Och Sauls dotter Mikal hade honom kär.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Mikor pedig Saul látta és megtudta, hogy az Úr Dáviddal van, és Mikál, a Saul leánya szereti õt:
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Nu så Saul og forstod at Herren var med David; og Mikal, Sauls datter, elsket ham.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Pero al ver y reconocer que Jehovah estaba con David y que Mical hija de Saúl le amaba
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Saul a văzut şi a înţeles că Domnul era cu David; şi fiică-sa, Mical, iubea pe David.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Sau-lơ nhìn biết Ðức Giê-hô-va ở cùng Ða-vít. Mi-canh, con gái của Sau-lơ, yêu mến Ða-vít.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Sau-lơ nhìn biết Ðức_Giê - hô-va ở cùng Ða - vít . Mi-canh , con_gái của Sau-lơ , yêu_mến Ða - vít .
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Saul si accorse che il Signore era con Davide e che Mikal figlia di Saul lo amava
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Saül vit et comprit que l`Éternel était avec David; et Mical, sa fille, aimait David.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Toen Saul zich realiseerde hoe de HERE David hielp en hoeveel zijn dochter Michal van hem hield,
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Und Saul sah und merkte, daß der HERR mit David war. Und Michal, Sauls Tochter, hatte ihn lieb.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Και ειδεν ο Σαουλ και εγνωρισεν οτι ο Κυριος ητο μετα του Δαβιδ και Μιχαλ η θυγατηρ του Σαουλ ηγαπα αυτον.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.И Саул видя и позна, че Господ беше с Давида; а Сауловата дъщеря Михала го обичаше.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.И увидел Саул и узнал, что Господь с Давидом, и что Мелхола, дочь Саула, любила Давида .
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.וירא שאול וידע כי יהוה עם דוד ומיכל בת שאול אהבתהו׃
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.فرأى شاول وعلم ان الرب مع داود. وميكال ابنة شاول كانت تحبه.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.掃 羅 見 耶 和 華 與 大 衛 同 在 、 又 知 道 女 兒 米 甲 愛 大 衛
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.掃羅見 耶和華 與 大衛 同在 、 又 知道 女 兒米甲愛 大衛
Sayının büyüklüğü apaçık görünüyor. "z"nin büyüklüğü, vektörün uzunluğudur.مباشر جداً، حجم z عبارة عن طول هذا المتجه
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.2011-ben már elértük azt a helyzetet, ahol kezd nyilvánvalóvá válni, hogy a gép legyőzte az embert.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.Alla fine siamo arrivati nel 2011 a un punto in cui è diventato ovvio che le macchine hanno battuto l'uomo.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.Am ajuns în cele din urmă într-un punct în 2011 când a început să devină evident că maşina a învins omul.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.- En 2011, nous sommes arrivés à un moment où il devient évident que la machine a vaincu l'homme.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.Olemme viimeinkin vuonna 2011 tilanteessa, jossa on selvää, että kone on voittanut ihmisen.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.Vi har slutligen kommit till en tidpunkt år 2011 där det är uppenbart att maskinen har överträffat människan.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.V letu 2011 smo končno prišli do točke, ko postaja očitno, da je stroj premagal človeka.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.V roce 2011 jsme se konečně dostali do fáze ve které se stává zjevným, že stroj předčil člověka.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.W roku 2011, doszliśmy w końcu do sytuacji w której jest oczywiste, że maszyna pokonała człowieka.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.Έχουμε φτάσει τελικά στο 2011 σε ένα σημείο όπου γίνεται φανερό ότι ή μηχανή έχει "νικήσει" τον άνθρωπο.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.В итоге, в 2011 году мы пришли к тому, что стало ясно - машина превзошла человека.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.През 2011 г. най-накрая започва да става очевидно, че машините надделяха над човека.
Sonunda 2011'de makinanın insanı yendiğini apaçık... ...görebildiğimiz bir noktaya ulaştık.وقد وصلنا أخيراً في عام 2011 إلى موضع أصبح فيه واضحاً أن الآلة هزمت الإنسان
Terliyordu. Mahcubiyeti apaçık belliydi.Sudava, era decisamente in imbarazzo.
Vajinadan bahsederken, vajina hakkında konuşurken şunu öğrendim: O apaçık ortadaydıMyślę, że dzięki rozmowom o pochwie nauczyłam się, że to rzecz oczywista.
Ve apaçık bir hata.C'est donc une erreur manifeste.
Ve apaçık bir hata.Deci e o greșeală evidentă.
Ve apaçık bir hata.Então é um erro óbvio.
Ve apaçık bir hata.Es ist ein offensichtlicher Fehler.
Ve apaçık bir hata.Het is dus een voor de hand liggende fout.
Ve apaçık bir hata.Kyse on ilmeisestä virheestä.