Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir.If they still turn away, your duty is to warn them in clear terms.
Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."He said: "You and your fathers were in clear error."
İşte bu, apaçık bir kayıptır.This is indeed a palpable loss.
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.Then We sent Moses and his brother Aaron with Our miracles and clear proofs
Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir."The duty of the Messenger is to convey the message clearly.
Bunlar, apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.These are the verses of the perspicuous Book.
(Musa) Dedi ki: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
"Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz,""By God, we were plainly in error
"Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."I am only a plain admonisher."
Artık o (azap), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan Kitab'ın ayetleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."This is a clear favour indeed."
Sen, artık Allah'a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.So you place your trust in God. Certainly you stand on positive truth.
Andolsun, Biz akledebilecek bir kavim için orada apaçık bir ayet bırakmışızdır.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde apaçık olan ayetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Fakat kendileri şuurunda olmadan, onlara kuşkusuz apansız geliverecektir.It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.
Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.Whoever disobeys God and His Apostle has clearly lost the way and gone astray.
Biz herşeyi, apaçık bir kitapta tespit edip korumuşuz.We keep an account of all things in a lucid register.
"Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."Our duty is to convey the message clearly."
"O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum."In that case I would surely be in clear error.
Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."You are only in palpable error.
O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.Even then he becomes an open contender,
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.That was indeed a trying test.
Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var?Or have you received some clear authority?
"Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir."Remember, this will be an all-too-evident loss.
İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.They wander (astray) in clear error.
Çünkü gerçekten onlar, Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirirdi; fakat onlar inkar ederlerdi.This was so because their apostles came with clear proofs to them, but they refused to believe.
Andolsun, Biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik;We sent Moses with Our signs and clear authority
Apaçık Kitab’a andolsun;I call to witness the lucent Book,
Apaçık Kitab'a andolsun;The perspicuous Book is witness
"Allah'a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum."Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.This will be a clear triumph.
Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."I only follow what is revealed to me. My duty is only to warn you clearly."
İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler."They are clearly in the wrong."
Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Oysa Biz apaçık ayetler indirdik.We have sent down very clear signs.
Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır;Many faces will that day be bright,
Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.He had surely seen Him on the clear horizon.
And olsun ki, sana apaçık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan çıkmışlar inkar eder.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir.So does God make His signs clear to men that they may take heed for themselves.
Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır.Do not follow in the footsteps of Satan your acknowledged foe.
İftira ederek ve apaçık günaha girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız?Would you take it away by slandering and using unjust means?
Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.See how they fabricate lies about God, which is a clear sin.
İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.We have given you a clear sanction against them.
Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?Do you want to proffer a clear proof of your own guilt before God?
Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi.But of Moses they had asked a bigger thing, and demanded: "Show us God face to face."
Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.To you has come light and a clear Book from God
O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.Whosoever is spared that Day will surely have mercy shown to him, and this will be a clear triumph.
Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi.And I told you that Satan was your open enemy.
Milletinin ileri gelenleri: "Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz" dediler.The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
Gerçek, katımızdan onlara gelince: "Doğrusu bu apaçık bir büyüdür" dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Her şey apaçık bir Kitaptadır.All things conform to a manifest law.
Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz" dediler.Bring to us then a clear proof."
Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."And say: "I am a distinct warner,"