Ana içeriğe geç
Sözlük

apa ile cümle

apa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?Therefore it is binding on the prophets to convey the message in clearest terms.
Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.Verily Satan sows dissensions: Satan is indeed the acknowledged enemy of mankind.
And olsun ki, Musa'ya dokuz tane apaçık mucize verdik.We gave Moses nine clear signs; so ask the children of Israel.
İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:He said: "You and your fathers were in clear error."
İşte apaçık kayıp budur.This is indeed a palpable loss.
"Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım" de.Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın.When Our clear messages are read out to them you can see denial on the faces of unbelievers.
Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.The duty of the Messenger is to convey the message clearly.
Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.These are the verses of the perspicuous Book.
Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi.(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.Which the trusted spirit descended with
Ayetlerimiz gözlerinin önüne serilince: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Doğrusu bu apaçık bir lütuftur" dedi.This is a clear favour indeed."
Allah'a güven, şüphesiz sen apaçık gerçek üzerindesin.So you place your trust in God. Certainly you stand on positive truth.
"Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır" dedi."This is of Satan's doing," he said. "He is certainly an enemy and a corrupter."
De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir."Say: "My Lord knows who has come to guidance, and who is clearly in error."
Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.The duty of the apostle is to convey the message clearly."
And olsun ki, Biz, düşünen kimseler için oradan apaçık bir belgeyi geride bırakmışızdır.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.Surely the evil-doers are in clear error.
Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.Whoever disobeys God and His Apostle has clearly lost the way and gone astray.
Öyleyse doğru yolda veya apaçık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz."Surely either you or we are on guidance, or are lost in clear error."
"Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum."In that case I would surely be in clear error.
Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.You are only in palpable error.
Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.That was indeed a trying test.
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.We gave them the explicit Book,
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?Or have you received some clear authority?
"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."Only this has been revealed to me that I am a distinct warner.
Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur.Remember, this will be an all-too-evident loss.
And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir.To Pharaoh, Haman and Qarun.
Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.I call to witness the lucent Book,
İnsan gerçekten apaçık nankördür.Man is surely most ungrateful.
Sakın şeytan sizi bu yoldan alıkoymasın; şüphesiz o size apaçık bir düşmandır.Let not Satan misdirect you. He is your open enemy.
"Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim."Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
İşte bu, apaçık kurtuluştur.This will be a clear triumph.
Doğrusu Biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.As (there was) in Moses when We sent him to the Pharaoh with clear authority.
Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır.For unbelievers there is a shameful punishment.
Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."My duty is only to warn you clearly."
Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."You will now realise who is in manifest error."
O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."He said: "O my people, I warn you clearly
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.He had surely seen Him on the clear horizon.
Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik. Onlara, ancak kötü işlerde bulunanlar kafir olur.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Gerçeği iyice bilmek isteyenlere ayetlerimizi apaçık gösterdik.But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.
Şeytan'ın izini izlemeyin. Şüphe yok ki o, size apaçık bir düşmandır.Do not walk in the footsteps of Satan, your acknowledged enemy.
İnsanlar, sakınıp korunsunlar diye Allah, delillerini bu suretle apaçık bildirir.So does God make His signs clear to men that they may take heed for themselves.
Sor İsrail oğullarına, onlara nice apaçık deliller getirdik.Ask the children of Israel how many a clear sign We had given them.
Anarlar, hatırda tutarlar diye de insanlara delillerini apaçık bildirmededir.And He makes His signs manifest that men may haply take heed.
İşte Allah, aklınız ersin diye size ayetlerini böyle apaçık bildirir.So does God pronounce His decrees that you may understand.
Meryemoğlu İsa'ya apaçık deliller verdik, onu, RuhulKudüs'le kuvvetlendirdik.And to Jesus, son of Mary, We gave tokens, and reinforced him with divine grace.
Gerçekten de doğru yolla azgınlık apaçık meydana çıkmıştır.Distinct is the way of guidance now from error.
Oradadır apaçık deliller ve İbrahim'in durağı ve kim oraya girerse emin olur.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
İftira ederek ve apaçık günaha girerek alır mısınız onu hiç?Would you take it away by slandering and using unjust means?
Allah'ı bırakıp Şeytan'ı dost edinen, apaçık bir zarara düşmüş, ziyana uğramıştır.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
İster misiniz kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil veresiniz?Do you want to proffer a clear proof of your own guilt before God?
De ki: Ben, sizin yalan saydığınız apaçık, bellibeyan deliline uydum Rabbimin.Tell them: "A clear proof has come to me from my Lord, and Him you deny.
Bilen topluluğa delillerimizi apaçık anlatmadayız.Distinct have We made Our signs for those who recognise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod