Aynı acil dönemi içinde iki kez apandisit atladım.Twice in one emergency shift, I missed appendicitis.
Buraya apar topar geldim.I came here so suddenly.
Cheongdamdong apartmanı, Villa Kimpo ve Jejudo Resort...Cheongdam-dong apartment complex, Kimpo villa, Jeju Island resort...
Öncelikle Paris'de apartman sahibi olmak çok kolay tek gereken şey ÇOK ŞANSLI olmak gerekTo have an apartment in Paris, it's really simple You just need to do one thing A LOT OF LUCK.
Biraz problemlerim var apartmanda kilit konusundaI don't have a cat either. I have a problem with this apartment because of the locks.
Buradaki yükseklik ise 4. Şimdi s'i bulmak için ne y apabileceğimize bir bakalım.So let's see what we can do to solve for s.
Tuvaletlerin olmayışı, apartheid'in tamamiyle erkek işi olduğunu gösteriyor.Which would seem to suggest that apartheid was entirely the business of men.
Bir sonraki daire dilimine gectigimizde apartmanlara geliyoruz.As we move to the next sector, we come to apartments.
Dönüşlerde dikkat etmeniz gereken bir başka şey, otobüslerin önündeki bisiklet taşıma aparatlarıdır.ANOTHER THlNG TO REMEMBER WHEN TURNlNG, IS THE BlKE RACK ON THE FRONT OF THE BUS.
Bu öne doğru uzayan aparat dönüş açısını değiştirecektir.HAVlNG THE BlKE RACK EXTENDED WlLL CHANGE THE TURNlNG RADlUS.
Ve yaya geçitlerini bisiklet taşıma aparatıyla engellememeye özen gösterin.AND BE CAREFUL NOT TO BLOCK CROSSWALKS
Bisiklet Taşıma AparatlarıWlTH THE BlKE RACK.
Bisiklet taşıma aparatları harikadır.- BlKE-AND-RlDE RACKS ARE GREAT.
Bisikletliler, kolu tutarak taşıma aparatını indirin.- LOWER THE RACK BY SQUEEZlNG THE HANDLE.
Ön tekerlek kaldırıma bakacak şekilde, öncelikle otobüse yakın olan aparata yükleyinLOAD THE RACK NEAREST THE BUS FlRST, WlTH THE FRONT WHEEL FAClNG THE CURB.
Bisikletinizi aparata kilitlemeyin.DO NOT LOCK YOUR BlKE TO THE RACK.
Otobüs şoförleri, bisikletli bisikletini aparata yüklerken dikkatli olun.- OPERATORS, PAY ATTENTlON WHlLE THE CYCLlST LOADS HlS OR HER BlCYCLE ONTO THE RACK,
Bisikletliler, taşıma aparatına bisiklet yüklediyseniz gözünüz onda olsun.- IF YOU HAVE YOUR BlKE ON THE RACK KEEP AN EYE ON IT.
-Merhaba, aparattan bisikletimi alacağım.- Hl, I'M GETTlNG MY BlKE OFF THE RACK.
Boşsa eğer aparatı katlayın.- RAlSE THE RACK BACK UP WHEN IT'S EMPTY.
Eve gelişiyse apayrı bir olaydı.And whenever he came home, it was a different case.
Kolu n'apacağız?What should we do with the arm?
Bunu y apalım.So let's set that up.
Müteahhitler, tamam o zaman, minicik apartmanlar inşa edelim diyor.Developers say, OK, we'll build little teeny apartments.
İnsanlarsa, bildiğimiz minik apartmanlarda yaşamak istemiyoruz diyor.People say, we don't really want to live in a little teeny conventional apartment.
Ve o ilacı hızlıca hazırlayıp almazsam apartmandan canlı çıkamayacaktım.I was dying, and if I didn't mix that stuff up fast,
Apachan ne yapmış?What has Appachan done?
I've started to look for an apartment in Istanbul.I've started to look for an apartment in Istanbul.
Boşver, apaçık belli.Never mind, make it obvious.
Apaçık bir soruydu bu.Pretty straightforward problem, don't you think?
Bir denklemin bir tarafına ne y aparsan diğer tarafa da aynısını yapman gerekir.Whatever you do to one side of the equation you have to do the other.
Saul, RABbin Davutla birlikte olduğunu ve kızı Mikalın onu sevdiğini apaçık gördü.Saul saw and knew that Yahweh was with David; and Michal, Saul's daughter, loved him.
Apaçıktır hepsi anlayana, Bilgiye erişen, doğruluğunu bilir onların.They are all plain to him who understands, right to those who find knowledge.
Andolsun, sana apaçık ayetler indirdik, onları yoldan çıkmışlardan başkası inkar etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter.See how they fabricate lies about God, which is a clear sin.
Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır?Have they not bethought themselves their companion is not mad? He is only a plain admonisher.
Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Bunların hepsi apaçık bir Kitaptadır.All things conform to a manifest law.
Andolsun biz Nuh'u da kavmine gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.
Bunlar apaçık Kitabın ayetleridir.These are the verses of the immaculate Book.
Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır!Surely Satan is man's acknowledged foe.
Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.These are the verses of the Book and the perspicuous oration.
Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.And say: "I am a distinct warner,"
İşte apaçık ziyan budur.This is indeed a palpable loss.
De ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım."Tell them: "O men, it's my duty to warn you clearly."
Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik;Then We sent Moses and his brother Aaron with Our miracles and clear proofs
Şunlar o apaçık Kitabın ayetleridir.These are the verses of the perspicuous Book.
(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.(Moses) said: "Even though I have brought to you something convincing?"
(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!So (Moses) cast his staff, and lo, it turned into a living serpent.
Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!"By God, we were plainly in error
Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.I am only a plain admonisher."
Apaçık Arapça bir dille.In eloquent Arabic.
Şunlar Kur'an'ın ve apaçık bir Kitabın ayetleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Allah'a tevekkül et, çünkü sen apaçık gerçek üzerindesin.So you place your trust in God. Certainly you stand on positive truth.
Şunlar, o apaçık Kitabın ayetleridir.These are the verses of the illuminating Book.
O, gerçekten apaçık, şaşırtıcı bir düşmandır.""He is certainly an enemy and a corrupter."
De ki: "Rabbim kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."Say: "My Lord knows who has come to guidance, and who is clearly in error."
Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.Whoever disobeys God and His Apostle has clearly lost the way and gone astray.