Komünist Parti apartheid'a karşı kurtuluş hareketi içinde, üye sayısına oranla aktif bir rol oynadı.The organisation welcomed the launch of Left Unity, in which its members played an active part.
Yaşam ve radyoaktif çekirdek arasındaki bağ apaçıktır.Connection between life and radioactive nuclei is straightforward.
Şimdi n'apabiliriz?Now what can we do?
Sonra apartmanın kapısında bir yüzük vardı.Then there was a ring at the door of the apartment.
Okulu sallayýp yeni bir apartman dairesine taţýndý.So Aaron drops out of school, moves to this apartment...
Bebeğinizi kucağınıza alabilirsiniz, ana kucağı denilen taşıma aparatını kullanabilirsiniz.You can put the baby in your arms, put the baby in a carriage, or in the crib, and they look up.
Hikaye yönünden bunun da ilginç olmadığı apaçık ortada.Obviously this is not interesting at all in the sense of the narrative.
Herhangi bir şeyin kendinden %100 daha fazla olamayacağı apaçık.So it's a truism that things can't be more than 100 percent of themselves.
Stay in touch. Don't be so apart.Thank you abiciğim.
Bu apaçık ortada.This is almost trivially obvious.
İnsanlar bu apartmanlara tıka basa doldurulmuş, (Homurdanmalar) ki bu da yüksek risk taşıyor.The tenants of these apartments are crammed in, (Grunting) which poses considerable risk.
Ve Malezya'da inşa ettiğimiz proje bir müteahhid için apartman binaları.And the project that we're building in Malaysia is apartment buildings for a property developer.
Louis'nin böyle apaçık bir şeyi nasıl göremediğini anlayamamıştım.And I didn't understand how Louis could not see what seems so self-evident.
Acayip,... ...acayip bir yer. <i>İlk iş apansız geliverdi.</i>Weird... weird company. <i>The first job came without a warning.</i>
Basit, apaçık, mantıklı, aynı zamanda test edilmemiş birşey.Simple, straightforward, commonsensical -- also, largely untested.
Hadi y apalım 2 ye 2 için hesaplamak bayağı kolay. --So let's do that. And we'll see calculating it for a 2x2 is fairly straightforward.
Ţey, yalnýzca karţýdaki apartmanýn anteni.Well, just the aerial on the building opposite mine.
Bir tanesi apaçıktı.So one of them was fairly straightforward.
Bu Apache sunucusunun pazar payıdırThis is market share of Apache Web server
Hiç basket y. apamıyorumSo I make no shots at all.
- Sizi apar topar getirdiğimiz için özür dilerim. - Özür mü?Listen, on behalf of all of us, I'd really like to apologize...
Beni apar topar buraya getirdiniz.Let me get this straight.
Örnek olarak APA stili kullanılan bir bibliyografya nasıl biçimlendirilir.How to format the bibliography, using the APA style as an example.
Ama, sanmam. O kadýnýn yeri bu dünyada apayrýdýr.We let Ezel play with us by her referral
Bu işler de, yiyeceğimi ve apartman kiramı ancak karşılıyor.They\'92re just barely enough to pay for my food and pay for an apartment.
Ve apaçık bir hata.So it's an obvious mistake.
From now on we're never going to be apart.A partir de ahora estamos nunca vamos a estar separados.
Mahcubiyeti apaçık belliydi.He was clearly embarrassed.
Bilirsin, başında bahsettim mi bilmiyorum. ama bu iyi çünkü apaçık değil.And you know, I don't if I mentioned in the beginning, this is good because it's not obvious.
Benim apartmanım buradan 10 dk uzaklıkta...Gelmek ister misin?My apartment is 10 min away from here... You wanna come?
Apar topar kimya bölümüne gittik ve dedik ki,We rushed over to the chemistry department and said,
Hırslı olduğu apaçık ortadaydı.He was obviously ambitious.
Yetenekli olduğu apaçık ortadaydı.He was obviously competent.
Yani, ipin en uzun parçası apaçık 3. parçadır.Well, the longest piece of rope is clearly piece 3.
Apartman toplantısında.Apartment meeting.
Evet, ayrıca orada yeni hiçbirşey öğrenmedim, apaçık ortada.And OK, I didn't learn anything new there as well -- that's pretty obvious.
Apandisit olabilir?It might be appendicitis.
Apandisitinizde sorun varsa onu alırlar ve böylece tedavi edilirsiniz.If you have appendicitis, they take your appendix out, and you're cured.
Bu benim apartmanım.This is my apartment.
Bir park yeri kompleksi ve ona komşu bir apartman inşa edeceğini söyledi.And he said that he was going to do an apartment block next to a parking structure.
Ve park yeri özellikle apartmanların altındaki derinlemesine boşlukta yer alıyor.And essentially the parking is sort of occupying the deep space underneath the apartments.
Apartmanımızın doğraması bir cephe olarak dışarıya doğru devam ediyor.The wood of your apartment continues outside becoming the facades.
Bu kararlar apaçık Oyuncu'nun hareket biçimininin bir yansıması.These decisions are clearly a reflection of the Actor's policy.
Bir apartmanın sıradan asansörü 1.5 ton ağırlık taşıyabiliyor. .A standard elevator in a mid-rise building can hold a maximum weight of 1 and 1/2 tons.
Bu araçlar apaçık belli ve insanlar da bu araçları istiyor.It's not rocket science. These tools are obvious and people want them.
Pekala, apaçık belli ki biz sivrisinek nüfusunu azaltacak etkili bir şey istiyoruz.Well we clearly need something that is effective at reducing the mosquito population.
Ya apartman dairemiz?What about our apartment?
Şansa bak ki, sadece apandis iltihabıymış.Luckily, it was only appendicitis.
Yani bütün bunların işe yarayabilmesi için apaçık bir şekilde güven noktasında durmam gerekiyor.So in order for all this to work, obviously I have got to be in a position of trust.
Bu orbite sahip olan gezegen yada rocketin daha fazla enerjiye sahip oldugu apacik ortada.One, obviously, the planet or the rocket that has this orbit has more energy.
Evrenle mütemadi olduğunuz size... ...apaçık oluveriyor.It becomes absolutely obvious to you that you are continuous with the universe.
Bunlar bir apartman dairesi için yapılmış robotlardı, değil mi?And these were robots engineered for a flat world, right?
Apartmanımı ancak kiramı gönderdiğimde terk ediyorum.I only leave my apartment to put the rent in the mail.
Bu sizin için apaçık olabilir, ama sadece bu durumda değil, yararlı olabilir.This might be obvious to you, but just in case it's not, it might be helpful.
Minsk'de, çok küçük bir apartman dairesinde yaşıyan bir aileydik.We were a family, who lived in a very, very small apartment in Minsk.
Barbie ve Fulla apayrı dünyalara aitler.Barbie and Fulla occupy these completely separate spheres.
Apayrı değer yargıları var.They have divergent values.
Apaçık, kimse henüz bunu düşünmediği için.Simply because nobody thought of it yet.
Bir gecede yaklaşık 5,000 apartman.Around 5,000 apartments in one night.
Tombul patilerinle apatmanın etrafında dolaşmaya başlamışsan, çok mutlu olucam.Ever since you started padding around our apartment with your fat paws, I've been so happy.