Ana içeriğe geç
Sözlük

apa ile cümle

apa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."I am only a plain admonisher."
Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.THESE are the verses of the Qur'an, and collection of explicit laws,
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."This is a clear favour indeed."
Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.Certainly you stand on positive truth.
Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık ve (çalışsınlar diye) gündüzü apaydınlık yaptık.Do they not see that We made the night for them to rest, the day to make things clear?
Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.These are the verses of the illuminating Book.
O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi."He is certainly an enemy and a corrupter."
Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.Verily We have left a clear sign of this for people of sense to see.
Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."I am only a warner, plain and simple."
Fakat o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.Surely the evil-doers are in clear error.
"Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."Our duty is to convey the message clearly."
"Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."In that case I would surely be in clear error.
Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.You are only in palpable error.
O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.This is nothing but a reminder and illuminating discourse,
İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?Does not man see We created him from a drop of semen? Even then he becomes an open contender,
Ve diyorlar ki: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir."And say: "This is only magic.
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)That was indeed a trying test.
İşte bunlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.They wander (astray) in clear error.
O, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler.This was so because their apostles came with clear proofs to them, but they refused to believe.
Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.I call to witness the lucent Book,
Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.Man is surely most ungrateful.
Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.He is your open enemy.
Allah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.Do not think yourselves to be above God: I have come to you with clear authority.
Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.And sent them tokens to bring out the best in them.
Din hususunda onlara apaçık deliller verdik.And gave them a clear exposition of Our laws.
Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık.We have put you on the right way in the matter (of divine law).
Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.My duty is only to warn you clearly."
İşte onlar apaçık bir sapıklık içerisindedirler.They are clearly in the wrong."
Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik.WE HAVE GIVEN you a splendent victory
Musa'nın kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.As (there was) in Moses when We sent him to the Pharaoh with clear authority.
Gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."I give you a clear warning from Him.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.In that case we shall he in error and insane.
Biz apaçık âyetler indirmişizdir.We have sent down very clear signs.
Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Biz sana apaçık âyetler indirdik. Onları yoldan çıkan sapıklardan başkası inkâr etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Gerçekleri iyice bilmek isteyenler için delilleri apaçık gösterdik. [74;52; 6,124; 51,52-53]But to those who are firm in their faith We have shown Our signs already.
Orada apaçık alâmetler ve deliller, İbrâhimin makamı vardır.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
De ki: “Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım.Tell them: "A clear proof has come to me from my Lord, and Him you deny.
Bütün bunlar apaçık bir kitaptadır.[2,44; 29,17; 6,59]{KM, Mezmurlar 104, 11-12; 155,15-16}All things conform to a manifest law.
Kendilerine gerçekleri apaçık gösteren o kitabı verdik.We gave them the explicit Book,
Halbuki Biz onlara apaçık âyetler de indirmiştik.We have sent down very clear signs.
Cehennem her görene, apaçık görünür.And Hell made visible to him who can see,
O, vahyi getiren elçi Cebrail'i, apaçık ufukta görmüştü. [53,13-16]He had surely seen Him on the clear horizon.
Sana apaçık ayetler indirmekteyiz. Yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkar etmez.We have sent clear signs to you, such as none can deny except those who transgress the truth.
Şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.Do not follow in the footsteps of Satan your acknowledged foe.
İsrailoğullarına sor, onlara nice apaçık ayetler verdik!Ask the children of Israel how many a clear sign We had given them.
Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik.And to Jesus, son of Mary, We gave tokens, and reinforced him with divine grace.
Orada apaçık işaretler var: İbrahim'in (putperestliğe karşı) duruş yeridir.It contains clear signs, and the spot where Abraham had stood.
Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.We have given you a clear sanction against them.
Kim ALLAH yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır.He who holds Satan as friend in place of God will assuredly be damned to perdition.
Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya taptılar.Even then they made the calf, when clear signs had reached them.
Onları yine affettik. Musa'ya da apaçık bir yetki verdik.Still We forgave them and gave Moses clear authority.
ALLAH'tan bir ışık ve apaçık bir kitap da geldi size.To you has come light and a clear Book from God
Seni ve halkını tümüyle apaçık bir sapıklık içinde görüyorum."I certainly find you and your people in error."
Halkının ileri gelenleri, "Seni apaçık bir sapıklık içinde gürüyoruz," dediler.The elders of his people replied: "We see clearly that you have gone astray."
İnkarcılar, "Bu, apaçık bir büyücüdür," dediler.(Yet) the unbelievers say: "He is a clear sorcerer."
Sonra onun ardından, elçiler gönderdik, halklarına apaçık deliller getirdiler.Afterwards We sent many messengers who brought clear proofs to their peoples.
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod