Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.Se for uma boa história, compramo-la. Iam a um antiquário, viam uma chávena e diziam:
Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.Ze gaan dus naar een antiekzaak en ze kijken naar een kopje en vragen:
Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.Итак, они идут в магазин, смотрят на чашу и говорят:
Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.Отож, вони відвідували антикварну крамничку, і розглядали якусь чашу, і просили:
Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.כך שהם הלכו לחנות עתיקות, והם הסתכלו על הפריט הזה,
Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.لذا سوف يذهبون الى المحلات الاثريه ، وسوف ينظرون إلى هذه الكأس،
Bir gün yine antika dükkanına giderler ve bir kupa görürler.「これのこと聞かせてよ」
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Anh ấy sẽ đến các cửa hàng bán đồ cổ, và trò chơi sẽ như thế này:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Er ging immer in Antiquitätenläden und das Spiel ging dann so:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Ia a antiquários e o jogo era o seguinte:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Il allait chez des antiquaires, et le jeu était le suivant :
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:게임을 했답니다. 그 친구는 골동품 가게에 가곤 하는데 이런 게임이랍니다:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Mergea la magazinele de antichităţi, şi jocul era așa:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Régiségboltokba járt, a játékuk pedig a következő volt:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Він ходив по антикварних крамничках, а гра полягала в наступному:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Они шли в антикварный магазин и начинали играть.
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:Отиват в антикварен магазин, и играта беше следната:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:עם אשתו. הוא היה הולך לחנויות של עתיקות, והמשחק היה כזה:
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:كان يلعبها مع زوجته . هو يذهب الى المحلات الاثريه ، و اللعبه كانت عباره عن :
Birlikte bir antika dükkanlarına giderler ve oyunun tamamen şu şekilde olduğunu anlatıyorlar:アンティークのお店に行って 欲しいアンティークがあると
Bugün antika sahteciliği hakkındaki tüm detayları sizlere açıklayacağım.Hamis történetek voltak és azért vagyok itt, hogy tisztázzam a helyzetet.
Bugün antika sahteciliği hakkındaki tüm detayları sizlere açıklayacağım.Σήμερα θα αναφερθώ λεπτομερώς στο περιστατικό σχετικά με την πούληση των αντικών.
Bugün antika sahteciliği hakkındaki tüm detayları sizlere açıklayacağım.اليوم سأحدثكم اكثر عن التحف المزورة
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.De hecho, tenias que ir a tiendas de antiguedades o ir a Europa.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.Di fatto bisognava andarsene nei negozi di antiquariato. Bisognava andare in Europa.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.실제로 헌책방에 가야했어요. 유럽에 가야했죠.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.On devait aller aux magasins d'antiquités. On devait aller en Europe.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.Realmente, trebuia să mergi la anticariate. Trebuia să mergi în Europa.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.Trzeba było szperać w antykwariatach, albo wybrać się do Europy.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.Βασικά, έπρεπε να πάτε σε παλαιοπωλεία. Έπρεπε να πάτε στην Ευρώπη.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.Вам надо было походить по антикварным лавкам. Вам надо было поехать в Европу.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.Всъщност трябваше да отидеш в антиквариатите. Трябваше да отидеш в Европа.
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.צריך היה ללכת לחנויות ענתיקות. צריך היה לנסוע לאירופה
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.كان عليك أن تذهب إلى محلات التحف وكان عليك أن تذهب إلى أوروبا
Bulmak için antikacılara veya Avrupa'ya gitmeniz lazımdı.いろんな所にいかないと 何も見つかりませんでした
Evet antika.Sahibi gibi.Antique comme son propriétaire.
Evet antika.Sahibi gibi.Da, e anticã, precum proprietarul ei.
Evet antika.Sahibi gibi.-Du har självironi också.
Evet antika.Sahibi gibi.- Se on antiikkia, kuten omistajansa.
Evet antika.Sahibi gibi.- Sie ist uralt, wie ihr Besitzer.
Evet antika.Sahibi gibi.- Sie ist uralt, wie ihr Besitzer.
Evet antika.Sahibi gibi.Sí, es antiguo, como su dueño.
- Evet benim arabam. Antika gibi görünüyor.-Det är antikt också - liksom ägaren.
- Evet benim arabam. Antika gibi görünüyor.Parece antiguo.
Kyeong Gi Do bölgesinde... ...yapılan sahte antikalar, koleksiyonculara ve dağıtıcılara satılmış.Στη περιοχή του Κονγκ Τζι Ντο... Έφτιαχνε ψεύτικες αντίκες και τις πουλούσε σε συλλέκτες και έμπορους.
Kyeong Gi Do bölgesinde... ...yapılan sahte antikalar, koleksiyonculara ve dağıtıcılara satılmış.في محافظة كيونغ جي دو صناعة اثار مزيفة وبيعا لجامعي الاثار
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.점원에게 그 골동품의 배경 이야기를 해달라고 하는 겁니다. 그 이야기가 재미있으면 사는겁니다.
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.le preguntaban al dependiente la historia detrás de esa antigüedad, y si era una buena historia, la compraban.
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.היינו שואלים את בעל החנות על הסיפור שמאחורי הפריט, ואם זה סיפור טוב היינו קונים אותו.
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.نسأل صاحب المتجر عن القصة ما وراء هذه التحفه الاثريه و لو كانت قصه جيده ، سوف نشتريها .
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.その話が気に入れば 購入します 2人が店でカップを 見つけて尋ねます
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.Am făcut-o în stil modern, dar cu puţin aer vechi pe ici, pe colo.
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.La hicimos moderna, con toques antiguos bien distribuidos.
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.Modern met een vleugje antiek, het is zo'n mooie combinatie.
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.Modernre vettük a stílust, néhány antik darabbal itt-ott.
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.O desenho é moderno, com toques de antiguidades.
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.On a fait moderne, avec quelques bribes d'époque.
Modern ama antika da kullandı ufak tefek.لقد قمنا به عصرياً مع بضعة أثريات هنا و هناك
Ne zaman antika bir şey görsek hemen onu almak isteriz.자기가 원하는 골동품을 보면,
Ne zaman antika bir şey görsek hemen onu almak isteriz.כשהסתכלנו על פריט עתיק שרצינו,