ant ile cümle

ant kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Antisosyal olabilirim fakat bu insanlarla konuşmadığım anlamına gelmez.I may be antisocial, but it doesn't mean I don't talk to people.
Antigua'da arkadaşların var mı?Do you have friends in Antigua?
Benim için sürpriz oldu, antropolog cinayetle suçlandı.To my surprise, the anthropologist was accused of murder.
Birçok karışıklıktan sonra, antlaşma sonuçlandırıldı.The treaty has been concluded after many twists and turns.
Uzaktaki antik kalıntıları görebilirsiniz.You can see the ancient ruins in the distance.
Bana en yakın antikacının nerede olduğu söyler misiniz?Can you tell me where the nearest antique shop is?
Antik uygarlıkların kalıntılarını korumaya çalışmalıyız.We must try to preserve the remains of ancient civilizations.
Londra'da Anderson Antik dükkanında bilgi arıyorum.I'm looking for information on the Anderson Antique Shop in London.
Roma antik mimarisi ile ünlüdür.Rome is famous for its ancient architecture.
Roma bir sürü antik yapılara sahiptir.Rome has a lot of ancient buildings.
İyi bir antrenör bu takımı eğitir.A good coach trains this team.
Piramitler antik çağda inşa edildiler.The pyramids were built in ancient times.
Lütfen bana kendinizden söz edin Bay Anthony.Tell me about yourself, please, Sir Anthony.
Sir Anthony'nin sekseninci doğum günü konseriydi ve herkes bir bilet istedi.It was Sir Anthony's eightieth birthday concert and everybody wanted a ticket.
Antropolog bölgede tuhaf geleneklerin devam ettiğini söylüyor.The anthropologist says odd customs do persist in the region.
Adam kendi antenini kurmaya çalıştı.The man tried to install his own antenna.
Antlaşma artık ölü bir evrak.The treaty is now a dead letter.
Oğlan bir Antarktika seferine gitmeyi hayal ediyordu.The boy dreamed of going on an Antarctic expedition.
İki ülke bir barış antlaşması yaptı.The two countries negotiated a peace treaty.
İki ülke barış antlaşmasını görüşüyor.We have a good negotiator on the staff.
Bu kitap antropoloji ile ilgilenir.This book deals with anthropology.
Bu antika saat bin dolar değer.This antique clock is worth one thousand dollars.
Bu tablo paha biçilmez antikadır.This table is a priceless antique.
Antrenör oyuncuları günde beş mil koşturdu.The coach made the players run five miles a day.
Antrenör Bob'ı iyi bir oyuncu olarak düşünüyor.The coach considers Bob a good player.
Antrenör takımını galibiyete yönlendirdi.The coach steered his team to victory.
Antrenör bana bazı tavsiyeler verdi.The coach gave me some advice.
O kale eski antik çağda inşa edilmiştir.That castle was built in ancient times.
Achilles antik bir Yunan kahramanıydı.Achilles was an ancient Greek hero.
1978 yılında Japonya ve Çin arasında bir barış antlaşmasına varıldı.In 1978 a peace treaty was concluded between Japan and China.
Antik bir çanak çıkarıldı.An antique pot was dug out.
Antik halılar özellikle kıymetlidir.Antique carpets are especially valuable.
Antika halılar özellikle değerlidir.Antique carpets are especially valuable.
Babamın öldüğünde bıraktığı antikalar değersiz hurdalardan başka bir şey değildi.The antiques my father left when he died turned out to be nothing but worthless junk.
Görünüşe göre benim anti-virüs yazılımım yetersiz.Apparently my anti-virus software is not up to snuff.
Bu antlaşmanın dünya barışına katkı sağlayacağını umuyorum.I hope this treaty will contribute to peace in the world.
Antrenman yapamadım.I could not make the train.
Ona hiç antipati duymuyorum.I don't dislike him at all.
Antlaşma, kimyasal silah kullanımını yasaklar.The treaty bans the use of chemical weapons.
Antlaşma atom bombası ve hidrojen bombasını yasaklıyor.The treaty bans atomic bombs and hydrogen bombs.
Bu antik paraya bir antikacı dükkanında rastladı.He came across this old coin in an antique shop.
O, modern antropolojinin babası olarak kabul edilir.He is hailed as the father of modern anthropology.
O, antik tarihi iyi bilir.He is well acquainted with ancient history.
O, antik efsanelere dayanan bir roman yazdı.He wrote a novel based on ancient myths.
Onun antikalarda gözü var.He has an eye for antiques.
O, okullarda kullanım için bir Japon folklor antolojisi derledi.He compiled a Japanese folklore anthology for use in schools.
Onlar Antartika'yı araştırdı.They explored the Antarctic.
Antartika'ya bir sefere gittiler.They went on an expedition to the Antarctic.
O, antikanın iyisinden anlar.She has an eye for antiques.
Onun böceklere karşı güçlü bir antipatisi var.She has a strong dislike of insects.
Onun bazı antik halıları var.She has some beautiful antique furniture.
Babam antik tarihle ilgileniyor.My father is interested in ancient history.
Duvarda Sir Anthony'nin piyanoda büyük bir resmi vardı.On the wall there was a big picture of Sir Anthony at the piano.
Demokrasi Antik Yunanistan kökenlidir.Democracy originated in Ancient Greece.
Gözükara insanlar Antartika seferleri sırasında donarak öldü.The reckless men froze to death during their expedition to the Antarctic.
İki ülke bir antlaşmayı görüştü.The two countries negotiated a treaty.
O bazı antibiyotikler alırsa ve uyursa, o daha iyi olacak.If she gets some antibiotics and sleeps, she'll get better.
Antlaşmanın ruhu göz ardı edildi.The spirit of the treaty was ignored.
Onları yenmek için, çok sıkı antrenman yaparız.In order to beat them, we practice very hard.
Anthony'ye Mısırlılar tarafından saygı gösterilirdi.Anthony was respected by the Egyptians.

İlgili Sayfalar