Babasını sadece üç kez gören Schneider, annesinin soyadını aldı.Maria viu o pai apenas três vezes em encontros supervisionados pela mãe.
Beş yaşında annesinden piyano dersleri almaya başladı, sonraki yıllarda annesinin yerini babası aldı.Aprendeu piano aos cinco anos, ensinado pela mãe.
Theodor Mommsen, annesinin Anicia Juliana'nın kızı olabileceğini önermişti.Theodor Mommsen uitte de hypothese dat zijn moeder mogelijk een dochter van Anicia Juliana was.
Julie Manet, annesinin resimlerinin de kahramanı oldu.Julie Manet schilderde in de stijl van haar moeder.
Bu resminde, Van Gogh annesinin ağırbaşlı ve gururlu doğasını resmeder.In dit schilderij legde Van Gogh de waardige en trotse natuur van zijn moeder vast.
Annesinin Carlyle'i dört yaşındayken terk ettikten sonra babası tarafından büyütüldü.Carlyle werd opgevoed door zijn vader nadat zijn moeder hen verliet toen hij vier was.
Annesinin yaptığı iki evlilikten olan on çocuğun en büyüğüdür.Bij de familie zijn twee geslachten met negen soorten ingedeeld.
Annesinin adı Efide, babasının adı Recep’tir."Hoe heet je moeder?", vroeg Reve.
Yayın haklarını daha sonra 2pac'ın annesinin şirketi Amaru Entertainment Interscope'tan almıştır.Later gingen de rechten van het album naar Amaru Entertainment, van de moeder van 2Pac.
Annesinin kim olduğu biliinmemektedir.Het is onbekend wie zijn moeder was.
Annesinin dedesi Polonyalı II. August, Güçlü August olarak biliniyordu.Zijn moeder was een kleindochter van koning August II de Sterke van Polen.
Maria Anna'nın annesinin, Ferdinad'ın babasının kız kardeşi olmasından dolayı onlar ilk kuzendi.Zij waren volle neef en nicht, aangezien Maria's moeder een zus was van Ferdinands vader.
Annesinin kimliği bilinmemektedir.De identiteit van zijn moeder is niet bekend.
Anakin, annesinin yerini bulduğunda ne yazık ki çok geç kalmıştır.Alan tracht haar adres te vinden, voordat het te laat is.
Ölü bedeni annesinin yanına bırakıldı.Hij werd geplaatst door zijn moeder bij familie.
1988'de Su Çi, hasta olan annesinin yanında bulunman amacıyla Burma'ya geri döndü.In 1988 keerde ze terug naar Birma om voor haar zieke moeder te zorgen.
Küçük yaşta öz annesinin kendisini zehirlemek istemesinden dolayı çeşitli zehirler geliştirmiştir.Achteraf blijkt dat de moeder haar eigen kinderen wou vergiftigen.
Xander'ın babası ona neden gelmediğini sorup annesinin ağladığını söylüyor.Pas twintig jaar later zou zijn vader hem uitleggen waarom hij moest huilen.
Artık tam anlamıyla annesinin yerine geçmiştir ve annesinin sesiyle konuşmaktadır.Yusuf praat als gevolg daarvan niet meer met zijn moeder.
Artık onun için annesinin yanından ayrılma vakti gelmiştir.Moeders hadden daarom de plicht om hen daarin te begeleiden.
Carlos'a, annesinin ailesinden büyük bir vücud ve fiziksel güç miras geçmişti.Karel had zijn enorme geestelijke en lichamelijke kracht geërfd van de familie van zijn moeder, de Saksen.
Annesinin hayatına yön veren aşırı ilgisi ile yetişmiştir.Zij is erg ongelukkig met de manier van leven die haar moeder haar opdringt.
Büyükbaba veya dede, bir kimsenin annesinin ya da babasının babası.Een oom of nonkel is de broer van iemands vader of moeder.
İlk 18 ay anne sütü ile beslenir ve sonra da yine birkaç ay annesinin yakınında kalır.Tijdens de volgende 18 maanden wordt het jong gezoogd, waarna het nog enkele maanden bij de moeder blijft.
Babasının İbrahim, annesinin ise Hacer olduğu kaydedilmiştir.(Gelijk Hij gesproken heeft tot onze vaderen, namelijk tot Abraham, en zijn zaad) in eeuwigheid.
Bany 16 yaşındayken annesinin evinden, 14 yaşındaki kız kardeşini de alarak ayrıldı.Ze ging haar moeders huis uit toen ze 16 was en ze nam haar zus van 14 jaar mee.
Ara sıra kendisini Count de Farussi (annesinin kızlık soyadını kullanarak) diye tanıtırdı.Sindsdien gebruikte hij de titel van graaf van Molino (conde de Molina).
Beyoncé'nin adı, annesinin kızlık soyadından gelmektedir.De naam Beyoncé is een hommage aan de geboortenaam van haar moeder.
Annesinin intiharı üzerine babası perişan oldu.Haar moeder pleegde zelfmoord na haar vaders dood.
Tablonun ön orta bölümünde bir köpek, yere düşmüş annesinin kucağındaki ölü bir çocuğun yüzünü kemirir.In het midden is een hond afgebeeld die aan het gezicht van het kind knabbelt.
Taç, annesinin karnına konmuştu.De kroon werd op de buik van zijn moeder geplaatst om de opvolging te verzekeren.
Eğer süt emmek istiyorsa annesinin göğsüne ya da bacağına dokunur.Als een veulen wil drinken, blokkeert hij het pad van de moeder, en leunt hij tegen haar borstkas.
Ve annesinin beyninden Giles ile birlikte gençken birlikte olduklarını okumuştur.Nadat zijn ouders scheidden woonde Joss Whedon in zijn jeugd samen met zijn moeder.
Sharaf'ın tahminine göre annesinin intiharı buna neden olmuş olabilir.Hierdoor vreest Snow dat de zelfmoord deels haar schuld was.
Bu kılıç, aynı zamanda Lara 'nın annesinin yok oluşunu araştırmak için peşine düştüğü kılıçtır.Lara kan niet verhinderen dat haar moeder toch het zwaard uit de steen trekt.
Ayıldığında kendisini annesinin yanında bulur, kötü bir rüya gördüğünü söyler.Als ze wakker worden, vraagt de vrouw of hij mooie dromen heeft gehad.
Annesinin yeni eşinden iki çocuğu vardır (Emma'nın üvey kardeşleri) ve düzenli olarak onlarla kalmaktadır.Haar moeders partner heeft twee zonen, die regelmatig met haar optrekken.
Annesinin sert disiplini altında yetiştirildi.Ze is opgevoed door haar streng religieuze moeder.
Annesinin yanına döndüğünde, onun yerinde olmadığını fark eder.Maar bij zijn moeder aangekomen, hoort hij dat er geen probleem is.
Annesinin ölümünden sonra I. Henry kendi adına Kıbrıs Kralı oldu.Pas na diens dood kon de jonge Olaf de facto koning worden.
Annesinin adı bilinmiyor.De naam van zijn moeder is onbekend.
Jin annesinin isteği üzerine dedesi Heihachi'ye gider.Ze vertelt Jin om naar Heihachi te gaan indien er iets met haar gebeurd.
Üçüncü sınıftayken annesinin memleketi olan Takayama, Gifu'ya taşındılar.Als kind verhuisde hij naar Takayama, Gifu, de thuisstad van zijn moeder.
Neredeyse bir yıl boyunca Newcastle'daki evinde kaldı, orada bulunduğu süre içerisinde annesinin evini boyadı.Uciekła do swego domu w Newcastle na prawie rok, podczas którego malowała dom matki.
Annesinin adı Debbie'dir.Jego żona ma na imię Debbie.
White, annesinin evinin de bulunduğu Cicero'ya gömüldü.White jest pochowany w Cicero, w pobliżu domu jego matki.
Susan annesinin itirazlarını görmezden gelmiş, sonuç olarak Edward ile evlenmiştir.Susan nie usłuchała słów matki i poślubiła Edwarda.
Pissarro, annesinin hizmetçilerinden biri olan Julie Vellay ile evlendi.Pissarro poślubił Julie Vellay, pokojówkę swojej matki.
İsa, hiçbir surette kendisinin ve annesinin tanrı olduğunu öğretmemiştir.Obawiam się czym nie uczynił czegoś przeciw Matce Boskiej".
O elini annesinin tuttuğu kitaba uzatıyor.Doktor pyta jej co za kartę trzyma w ręku.
İlk haftalarını annesinin karnına tutunarak geçirir.Pierwsze tygodnie życia młode spędza chwytając się brzucha matki.
Annesinin kim olduğuna dair farklı rivayetler vardır.Zapytała matki do kogo one należały.
Lombard, annesinin 1922'den beri mensubu olduğu Bahai Dinini 1938 yılının başlarında resmi olarak kabul etti.Na początku 1938 Lombard przeszła na bahaizm, wiarę, którą jej matka wyznawała od 1922.
Annesinin kim olduğu biliinmemektedir.Nie wiadomo, kto jest jej matką.
Üç çocuklu ailenin tüm geçimi annesinin omuzlarına kalmıştır.Dziecko obejmuje matkę pod ramionami.
Annesinin kimliği bilinmemektedir.Tożsamość jego matki jest nieznana.
Annesinin ismi Grace ve babasının ismi Boyd'dur.Jego ojciec ma na imię Boyd, a matka Grace.
1946'da yeniden Dublin'e annesinin yanına gitti.Do Polski powrócił wraz z matką w 1946.
1929'da annesininin ölümünden sonra ülkesi ile bağını kaybetti.W 1992 przyjechał do kraju po śmierci matki.
Babasının adı Hıfzırrahman Raşit Öymen, annesinin adı Nezaket hanımdır.Dziewczyna wstydzi się pochodzenia swojego ojca, wszędzie posługuje się panieńskim nazwiskiem matki.