Anneannem yüz yaşına geldi.Mijn oma is honderd geworden.
Anneannesi sinema oyuncusu Judy Campbell, amcası da senaryo yazarı Andrew Birkin’dir.Jej babką ze strony matki była aktorka Judy Campbell, a wujem jest scenarzysta Andrew Birkin.
Bu arada Umur'u anneannesi (Tomris Oğuzalp) ile dedesinin (Mehmet Akan) evine bırakırlar.Zrzekł się również na rzecz jego rodziców swojego majątku rodzinnego w Bochni.
Anneannesi 25 yıldır UNICEF için çalışmaktadır.Synagoga służyła gminie przez 25 lat.
Erken yaşta öksüz kaldı ve anneannesi tarafından büyütüldü.Wcześnie osierocony, wychowywany przez babkę.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Dorastała w domu swojej babki.
Hayatının ilk yıllarında annesinin Almanya'ya gitmesi üzerine anneannesi tarafından büyütüldü.Przez pierwsze miesiące w rządach pomagała im zapewne matka, Anna.
Babanın annesine babaanne, annenin annesine anneanne de denir.Även farmors morfars mormors farfars far.)
Erken yaşta öksüz kaldı ve anneannesi tarafından büyütüldü.Han blev tidigt föräldralös och växte upp och fostrades av sin farbror.
Suadiye'nin ismi buradan gelmektedir ve bu adı ona anneannesi koymuştur.Sitt mellannamn, Hiley, bar han efter sin mormor.
Anneannesi, Gurage halkının mirasını taşır.Alltså betyder ortnamnet Værthers arvegods.
Erken yaşta öksüz kaldı ve anneannesi tarafından büyütüldü.Осиротівши у ранньому віці, він був вихований своєю старшою сестрою.
Bunlar üzerine ailece, Nietzsche'nin anneannesi ve iki bekar halası ile yaşayacakları Naumburg'a taşındı.Родина переїхала до Наумбурга, до бабусі та двох старших сестер матері.
Kız kardeşim anneanneme benzer.Моя сестра схожа на бабусю.
Çocuk anneannesini ziyaret eder.Хлопчик відвідує свою бабусю.
Geleneksel olarak ayla ilişkilendirilen Phoebe, Apollo ve Artemis'in anneannesidir.Je tedy tradičně spojována s Měsícem a je také babičkou Apollóna a Artemis.
Ailesi ona büyük anneannesi Anna Marie'nin ismini vermiştir.Zde dostal své nové jméno bratr Nuno od Panny Marie.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Čas a prostor pohádkové idyly v Babičce.
6 yaşına kadar Cezayir'de anneannesi tarafından büyütülmüştür.Do svých šesti let vyrůstal v Babicích.
Anneannesi de Çinli-Jamaikalıdır.Mama sa este de descendență engleză și chinezo-jamaicană.
Dedem ve anneannemin anlattığı masal ve öyküler hâlâ kulaklarımda.Mama și bunica rămân șocate de cele văzute și auzite.
Sofia'nın anneannesi Romanya asıllıydı.Una dintre bunicile lui Deutsch a fost româncă.
Kız kardeşim anneanneme benzer.Sora mea seamănă cu bunica mea.
Julianus anneannesi tarafından Bitinya'da büyütüldü.János a nagynénje burgundiai udvarában nevelkedett.
Sofia'nın anneannesi Romanya asıllıydı.Sen sijaan Chaplinin isänäidin tiedetään olleen romani.
Anneannesi 25 yıldır UNICEF için çalışmaktadır.Hän on työskennellyt Mesoamerikassa yli 25 vuotta.
Marie'nin velayetini anneannesi ve dedesi aldı.Maria antoi anteeksi serkkunsa aviomiehelle.
Eudoxia'nın anneannesinin ismi kaydedilmemiştir.Το όνομα της μητέρας του Αδρήστου δεν αναφέρεται.
Anneannesi 25 yıldır UNICEF için çalışmaktadır.Εργάστηκε στην ινδική ιατρική υπηρεσία για 25 χρόνια.
Erken yaşta öksüz kaldı ve anneannesi tarafından büyütüldü.Σε μικρή ηλικία έμεινε ορφανός από πατέρα και την ανατροφή του ανέλαβε η μητέρα του.
Bunlar üzerine ailece, Nietzsche'nin anneannesi ve iki bekar halası ile yaşayacakları Naumburg'a taşındı.Familien flyttede til Naumburg, hvor de boede hos Nietzsches farmor og hendes to ugifte døtre.
Fındıkzade’de anneannesinin evinde büyümüştür.Han voksede op i pleje hos sin moster i samme by.
Anne ve anneanneleri ile beraber yaşarlar.De lå sammen med mødrene og bestemødrene.
Erken yaşta öksüz kaldı ve anneannesi tarafından büyütüldü.Han ble tidlig foreldreløs, og ble oppfostret av sine morforeldre.
Mason'ın üvey anneannesi ve dedesi ona İncil ve av tüfeği hediye ederler.Kakek dan nenek tiri Mason memberinya Alkitab pribadi dan sebuah senapan kuno.
6 yaşına kadar Cezayir'de anneannesi tarafından büyütülmüştür.Dia kemudian dibesarkan di Massachusetts sejak usia 11 tahun oleh bibinya.
Helen 11 yaşındayken annesi ölmüş, kendisini dedesi ve anneannesi yetiştirmiştir.Ketika berusia 5 tahun, ayahnya meninggal dunia, dan ia dibesarkan oleh kakek dan ibunya.
Eysenck anneannesi tarafından yetiştirildi.Jaz lantas diasuh oleh neneknya.
Bunlar üzerine ailece, Nietzsche'nin anneannesi ve iki bekar halası ile yaşayacakları Naumburg'a taşındı.Sau đó, gia đình chuyển về Naumburg, nơi họ sống với bà nội của Nietzsche và hai người cô chưa lập gia đình.
Anneannesi tarafından büyütülmüştür.Cô đã lớn lên bởi ông bà của cô.
Bu arada Umur'u anneannesi (Tomris Oğuzalp) ile dedesinin (Mehmet Akan) evine bırakırlar.養父母は友人(実父と養父)と遠い親戚(実母と養母)にあたる。
Babanın annesine babaanne, annenin annesine anneanne de denir.父の兄弟を父、母の姉妹を母と呼ぶ。
Anneannesi 25 yıldır UNICEF için çalışmaktadır.カジオー軍団に25年勤めている。
Hem babaannem hem anneannem bu hediyeleri alırdı.おじいさんとおばあさんを捕まえ人質にしていた。
Anneannem yüz yaşına geldi.母方の祖母は百歳になった。
Anneannesi sinema oyuncusu Judy Campbell, amcası da senaryo yazarı Andrew Birkin’dir.她的外婆是演员朱迪·坎贝尔,舅舅是导演安德鲁·柏金。
Notio – Kvaçi’nin anneannesi.或孝事舅姑。
( Yumuşaklık ve iyilik kişiye anneannesinden mirastır. )由此可見,宜妃得寵令其家族蒙受極大的恩惠。
Anne ve anneanneleri ile beraber yaşarlar.與奶奶和姐姐同住。
Anneannesi tarafından büyütülmüştür.할머니 손에 자랐다.
Anneannesi Yunandı.“할머니의 분노”.
Evin anneannesi ve kayınvalidesidir.모두 성삼문의 손녀딸과 딸이다.
Bir dönem Sheldon'ın anneannesinin erkek arkadaşı olmuştur, ancak daha sonra terk edilmiştir.הייתה חברתו של לארי לפני שנעלם.
Anneannemin ölümü büyük bir şok oldu.המוות של סבתא שלי היה שוק גדול.
Anneannemin ölümü büyük bir şok oldu.מות סבתי גרם הלם גדול.
Erken yaşta öksüz kaldı ve anneannesi tarafından büyütüldü.Остава рано сирак и е отгледан от баба си.
Anneannesi 25 yıldır UNICEF için çalışmaktadır.Стоянова работи като медицинска сестра в продължение на 25 години.
Bir süre sonra anneannesi ve annesiyle birlikte İsveç'e göç etmişlerdir.S nepune dvije godine se zajedno s majkom i bakom preselila u Švedsku.
Julianus anneannesi tarafından Bitinya'da büyütüldü.Njezina ju je teta Cayetana odgojila.
Anneannesi 25 yıldır UNICEF için çalışmaktadır.U Kongu je kao misionar proveo 25 godina.