İçeri gir ve annene yardım et.Go inside and help your mother.
Annenin bakkaliyeleri kaldırmasına yardım et.Help your mother put away the groceries.
Annem gölette patenle kaymamı istemiyor.My mother doesn't want me to go skating on the pond.
Babam iyi şarkı söyleyebilir, ancak annem söyleyemez.My father can sing well, but my mother can't.
Babam Fransızca konuşabilir, ancak annem konuşamaz.My father can speak French, but my mother can't.
Tom anne ve babasını gençken kaybetti.Tom lost his parents when he was young.
Annem ve babama doğum günümde flüt istediğimi zaten söyledim.I've already told my parents that I want a flute for my birthday.
Tom'un annesi ona o kadar çok çikolata yememesi gerektiğini söyledi.Tom's mother told him that he shouldn't eat so much chocolate.
Tom ve Mary kötü bir anne babadır.Tom and Mary are bad parents.
Tom ve Mary iyi bir anne babadır.Tom and Mary are good parents.
Ben sadece üç aylıkken annem öldü.My mother died when I was just three months old.
Anne odana git ve ben gelene kadar orada kal.Anne, go to your room and stay there until I come up.
Umarım öfkeni kontrol etmeye çalışırsın, Anne.I hope you'll try to control your temper now, Anne.
Tom, annesinin cenaze töreni için para ödemeyi göze alamadı.Tom couldn't afford to pay for his mother's funeral.
Bana neden itaat etmediğini bilmek isterim, Anne.I'd like to know why you didn't obey me, Anne.
Anne itiraf etmeyi kararlılıkla reddetti.Anne steadfastly refused to confess.
Bugün piknik yapmayacaksın, Anne Shirley. Bu cezanız olacak.You'll go to no picnic today, Anne Shirley. That shall be your punishment.
Anne uzun bir nefes çekerek "Ne muhteşem bir gün!" dedi."What a splendid day!" said Anne, drawing a long breath.
Anne kararlı bir şekilde "Gilbert Blythe'ı asla affetmeyeceğim" dedi."I shall never forgive Gilbert Blythe," said Anne firmly.
Anne'yi şimdi ikna etmeye çalışmanın yararı yok.There's no use reasoning with Anne now.
Onun annesi onun nefesini kokladı ve onun sarhoş olduğunu biliyordu.Her mother smelled her breath and knew she was drunk.
Tom Mary'nin bir ev hanımı anne olmasını istedi.Tom wanted Mary to be a stay-at-home mom.
Annem vefat etti.My mom passed away.
Aptal olma, Anne.Don't be foolish, Anne.
Anne'in moral bozukluğu Gilbert'in memnuniyeti kadar belirgindi.Anne's mortification was as evident as Gilbert's satisfaction.
"O zaman ben de Muhafazakarım" dedi Anne kararlı bir şekilde."Then I'm Conservative too," said Anne decidedly.
Diana "Oh, Anne, çabuk gel" diye gergin biçimde yalvardı."Oh, Anne, do come quick," implored Diana nervously.
Sanırım Anne'in gitmesine izin vermelisin.I think you ought to let Anne go.
Anne pişman bir şekilde "Ah, çok üzgünüm" dedi."Oh, I'm so sorry," said Anne penitently.
Annem bulaşık yıkarken sık sık şarkı söyler.My mother often sings when she's washing dishes.
Anne sabahın asla gelmeyeceğini düşünüyordu.Anne thought that the morning would never come.
Anne'in bileği kırılmıştı.Anne's ankle was broken.
Matthew utanarak "Bu senin için bir Noel hediyesi, Anne" dedi."That's a Christmas present for you, Anne," said Matthew shyly.
"Ah" dedi Anne "Diana, bu çok fazla. Rüya görüyor olmalıyım.""Oh," said Anne, "Diana, this is too much. I must be dreaming."
Anne Shirley, saçlarına ne yaptın? Neden, yeşil!Anne Shirley, what have you done to your hair? Why, it's green!
Anneannemin leziz bir morinalı yemek tarifi vardı.My grandmother had a delicious recipe of cod.
Bir anne, bir eş ve bir avukat olmayı nasıl dengeliyorsun?How do you balance being a mother, a wife and a lawyer?
Anne ezici bir sahne korkusu saldırısının kurbanıydı.Anne was the victim of an overwhelming attack of stage fright.
Anne sıkı ve istikrarlı bir şekilde çalıştı.Anne worked hard and steadily.
Anne kararlı bir şekilde "Green Gables'ı satmamalısın" dedi."You mustn't sell Green Gables," said Anne resolutely.
Leyla eş ve anne olmak istedi.Layla wanted to be a wife and a mother.
Mary bir eş ve bir anne olmak istedi.Mary wanted to be a wife and a mother.
Fadil annesini ve babasını küçükken kaybetti.Fadil lost his mother and father when he was just little.
Fadıl'ın annesi onu iyi bir çocuk olarak nitelendirdi.Fadil's mother characterized him as a good boy.
Mahalle'de Fadıl'ın annesinin bir fahişe olduğu iyi biliniyordu.It was well known in the neighborhood that Fadil's mother was a prostitute.
Fadıl'ın annesi bekardı.Fadil's mother was single.
Tom evde annesiyle birlikte yaşıyor.Tom lives at home with his mom.
Anne ve babama elimden geldiğince yardım ediyorum.I help my parents as much as I can.
Annem ve babam ne zaman kasabadan çıksalar Jacksons'la birlikte kaldılar.I stayed with the Jacksons whenever my parents were out of town.
Tom geçen sene büyük annesi ile yaşamak için Boston'a gitti.Tom went to Boston last year to live with his grandmother.
Annemi her zaman onun doğum gününde ararım.I always call my mother on her birthday.
Annelik, hayatınızı nasıl değiştirdi?How has motherhood changed your life?
Annen ve babanın seninle gurur duyması gerektiğinden eminim.I'm sure your parents must be proud of you.
Annem beni özlemeden önce eve geri dönmeliyim.I must hurry back home before my mother misses me.
Annen nasıl, Tom?How's your mother, Tom?
Leyla çocuğu için iyi bir anneydi.Layla was a good mom to her child.
Leyla meşgul bir anneydi.Layla was a busy mom.
Leyla yoğun bir anneydi.Layla was a busy mom.
Fadıl cinayeti annesine itiraf etti.Fadil confessed to the murder to his mother.
Fadıl ve Leyla'nın ikisi de çok fedakar anne babalardı.Fadil and Layla were both very devoted parents.