Annesi ona yasaklamasına rağmen çocuk pencereyi açıyor.The child is opening the window even though his mother forbade him to.
Annesi açmamasını söylemesine rağmen Tom pencereyi açtı.Tom opened the window even though his mother told him not to.
Annem üniversite mezunuydu.My mother was a university graduate.
Sanırım anneme bir mektup daha yazmamın zamanı geldi.I think it's time to write one more letter to my mother.
Benim annem değilsin.You're not my mom.
Bana ne yapacağımı söylemeyi bırak. Sen benim annem değilsin.Stop telling me what to do. You're not my mom.
Annem bugün eve en tuhaf şekilli balkabağını getirdi.My mom brought home the weirdest-shaped squash today.
Emily'nin anne babası bir fabrikada çalışıyorlar.Emily's parents are working in a factory.
Anne ve babası fabrikadayken Emily evde tek başına kalır.Emily stays at home alone when her parents are in the factory.
Emily Danca öğreniyor, çünkü o ve anne babası bu yaz Danimarka'ya gidiyorlar.Emily is learning Danish, because she and her parents are going to Denmark this summer.
Emily Türkçe öğreniyor, çünkü o ve anne babası tatile Türkiye'ye gidecekler.Emily is studying Turkish, because she and her parents will go to Turkey on vacation.
Melanie'nin anne babası Emily'nin kendi evlerinde kalmasına izin verdi.Melanie's parents permitted Emily to stay in their house.
O anne ve babasını kandırdı.She fooled her parents.
Anne babalar, çocuklarının suçlarından sorumludurlar.Parents are responsible for their children's crimes.
Annem ve babam evliliğe karşı.My parents are against my marriage.
O bize annesinin fotoğrafını gösterdi.She showed us her mother's photo.
Annem keki sekiz dilime bölüyor.My mother is slicing the cake into eight pieces.
Tom annesine doğum gününde çiçekler gönderdi.Tom sent flowers to his mother on her birthday.
Hayır, anne babam aslında Minas ve Sao Paulo'da oturuyorlar.No, my parents are actually residing in Minas and Sao Paulo.
Annesinin sağlığı hakkında endişeleniyor.He worries about his mother's health.
Senin annen kim?Who is your mother?
Benim annem iyi bir kadındır.My mother is a good woman.
Annemiz gelinceye kadar biz odamızı temizlemiştik.By the time our mother came, we had cleaned our room.
Ronald kalk! Annen sana tatlı bir rulo yaptı.Get up, Ronald! Your mother has made you a sweet roll.
Kalk Ronald! Annen sana bir tatlı çörek pişirdi.Get up, Ronald! Your mother has cooked you a sweetroll.
Emily anne babasını ziyaret edecek.Emily is going to visit her parents.
Anne bana saçımın çok uzun olduğunu söyledi.Anne told me that my hair was too long.
Annenizin sizi çok muhafazakar tarzda yetiştirdiğini düşünüyorum.I think that your mother has brought you up in a very conservative manner.
Annem benim için bir arkadaş gibidir.My mother is like a friend to me.
Benim araba büyük anneminkinden daha az yakıt yakar.My car burns less fuel than my grandmother's.
Tom'un annesi bu köyde yaşıyor.Tom's mother lives in this village.
Tom'un annesi onu tek başına büyüttü.Tom's mom raised him by herself.
Tom gibi bir insan muhtemelen annesinden başka birini öpmemiştir.A person like Tom has probably never kissed anyone other than his mother.
Tom'un annesine benzediğini düşünüyor musun?Do you think Tom looks like his mother?
Tom'un annesine mi benzediğini düşünüyorsun?Do you think Tom looks like his mother?
Annem için biraz ilaç almak zorundayım.I have to buy some medicine for my mother.
Anneme bakmak için bugün evde kalmak zorundayım.I have to stay home today to take care of my mother.
Neden annem gibi davranıyorsun?Why are you acting like my mother?
Tom ve Mary Anneler gününde annelerine çiçekler verdiler.Tom and Mary gave their mother flowers on Mother's Day.
Annesi masayı hazırlarken Tom spagetti sosunu karıştırdı.Tom stirred the spaghetti sauce while his mother set the table.
Tom Mary'nin yetersiz bir anne olduğunu düşünüyordu.Tom thought Mary was an unfit mother.
Tom anneler günü için muhtemelen annesine biraz çiçek alacak.Tom will probably buy his mother some flowers for Mother's Day.
Mary bana annemi hatırlatıyor.Mary reminds me of my mother.
Annesini dinlemeyi reddediyor.She refuses to listen to her mother.
O, annesini dinlemeyi reddediyor.He refuses to listen to his mother.
Annesi çocuğu ihtiyatlı biçimde gözledi.His mother discreetly kept an eye on the boy.
Tom artık anne ve babasını ziyaret etmiyor.Tom doesn't visit his parents anymore.
Annem parayı boşa harcamamamı öğretti.My mother has taught me not to waste money.
Anne baban, senin hamile olduğunu biliyorlar mı?Do your parents know that you're pregnant?
Annen ve baban senin burada olduğunu biliyorlar mı?Do your parents know that you're here?
Annen beni seviyor.Your mother loves me.
Annem öyle olmamı istemedi.My mother didn't want me to be like that.
Mary annesinin akşam yemeği hazırlamasına yardım etti.Mary helped her mother prepare dinner.
O, annesinin hindi pişirmesine yardım etti.She helped her mother cook the turkey.
Anneannem bir kovboyla kaçtı.My grandmother ran off with a cowboy.
Anne! Benimle Sam'i kıyaslama!Mum! Don't compare me with Sam!
Mary annelik iznindedir.Mary is on maternity leave.
Kesinlikle annenin senin yaşındayken göründüğü gibi görünüyorsun.You look just like your mother did when she was your age.
Annenin ne dediğini duydun.You heard what your mother said.
Annen çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Your mother must have been very disappointed.