anlattılar ile cümle
anlattılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Apostolii s'au adunat la Isus, şi I-au spus tot ce făcuseră şi tot ce învăţaseră pe oameni.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Các sứ đồ nhóm lại cùng Ðức Chúa Jêsus, thuật cho Ngài mọi điều mình đã làm và dạy.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Các sứ đồ nhóm lại cùng Ðức_Chúa_Jêsus , thuật cho Ngài mọi điều mình đã làm và dạy .
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Gli apostoli si riunirono attorno a Gesù e gli riferirono tutto quello che avevano fatto e insegnato
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.In snidejo se apostoli pri Jezusu in mu sporočé vse, kar so storili in kar so ljudi naučili.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.사도들이 예수께 모여 자기들의 행한 것과 가르친 것을 낱낱이 고하니
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Los apóstoles se reunieron con Jesús, y le contaron todo lo que habían hecho y lo que habían enseñado
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Og Apostlene samle sig om Jesus, og de forkyndte ham alt, hvad de havde gjort, og hvad de havde lært.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Og apostlene samlet sig igjen hos Jesus, og fortalte ham alt det de hadde gjort og lært.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Reuniram-se os apóstolos com Jesus e contaram-lhe tudo o que tinham feito e ensinado.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Tedy sšedše se apoštolé k Ježíšovi, zvěstovali jemu všecko, i to, co činili, i co učili.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Und die Apostel kamen zu Jesu zusammen und verkündigten ihm das alles und was sie getan und gelehrt hatten.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.Και συναγονται οι αποστολοι προς τον Ιησουν και απηγγειλαν προς αυτον παντα, και οσα επραξαν και οσα εδιδαξαν.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.И апостолите се събраха при Исуса и разказаха Му всичко каквото бяха извършили и каквото бяха поучили.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.И собрались Апостолы к Иисусу и рассказали Ему все, и что сделали, и чему научили.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.І посходились апостоли до Ісуса, й сповістили Його про все, й що робили, й чого навчали.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.ויקהלו השליחים אל ישוע ויגידו לו את כל אשר עשו ואת אשר למדו׃
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.واجتمع الرسل الى يسوع واخبروه بكل شيء كل ما فعلوا وكل ما علّموا.
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.使 徒 聚 集 到 耶 穌 那 裡 、 將 一 切 所 作 的 事 、 所 傳 的 道 、 全 告 訴 他
Elçiler, İsanın yanına dönerek yaptıkları ve öğrettikleri her şeyi Ona anlattılar.使徒 聚集 到 耶穌那裡 、 將一切 所 作 的 事 、 所 傳 的 道 、 全 告 訴他
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:Arrivati da Giacobbe loro padre, nel paese di Canaan, gli riferirono tutte le cose che erano loro capitate
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:Các anh em trở về cùng Gia-cốp, cha mình, tại xứ Ca-na-an, thuật lại cho người nghe mọi nỗi đã xảy đến, rằng:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:Depois vieram para Jacó, seu pai, na terra de Canaã, e contaram-lhe tudo o que lhes acontecera, dizendo:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:És eljutának atyjokhoz Jákóbhoz Kanaán földére és mindazt elbeszélék néki a mi velök történt vala, mondván:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:In ko pridejo k Jakobu, očetu svojemu v deželo Kanaansko, mu povedo vse, kar se jim je prigodilo, govoreč:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:그들이 가나안 땅에 돌아와 그 아비 야곱에게 이르러 그 만난 일을 자세히 고하여 가로되
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:Så kom de hjem til Jakob, sin far, i Kana'ans land, og de fortalte ham alt det som hadde hendt dem, og sa:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:S'au întors la tatăl lor Iacov, în ţara Canaan, şi i-au istorisit tot ce li se întîmplase. Ei au zis:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:Zo kwamen ze tenslotte terug bij hun vader Jakob in het land Kanaän en vertelden hem het hele verhaal.
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:И като дойдоха при баща си Якова, в Ханаанската земя, разказаха му всичко, което им се бе случило.
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:И пришли к Иакову, отцу своему, в землю Ханаанскую и рассказали емувсе случившееся с ними, говоря:
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:ויבאו אל יעקב אביהם ארצה כנען ויגידו לו את כל הקרת אתם לאמר׃
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:فجاءوا الى يعقوب ابيهم الى ارض كنعان واخبروه بكل ما اصابهم قائلين.
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:他 們 來 到 迦 南 地 他 們 的 父 親 雅 各 那 裡 、 將 所 遭 遇 的 事 都 告 訴 他 、 說
Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:他 們來 到 迦南 地 他 們 的 父親 雅各 那裡 、 將所 遭遇 的 事 都 告訴 他 、 說
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.A oni też powiedzieli, co się stało w drodze, i jako go poznali w łamaniu chleba.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.A oni zase rozprávali, čo zkúsili na ceste, a jako ho poznali pri lámaní chleba.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Então os dois contaram o que acontecera no caminho, e como se lhes fizera conhecer no partir do pão.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.És ezek is elbeszélék, mi történt az úton, és miképen ismerték meg õk a kenyér megszegésérõl.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Essi poi riferirono ciò che era accaduto lungo la via e come l'avevano riconosciuto nello spezzare il pane
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.In onadva pripovedujeta, kaj se je zgodilo na poti in kako sta ga spoznala, ko je kruh prelomil.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.I vypravovali oni také to, co se stalo na cestě, a kterak ho poznali v lámání chleba.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Ja itse he kertoivat, mitä oli tapahtunut tiellä ja kuinka he olivat hänet tunteneet, kun hän mursi leivän.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.두 사람도 길에서 된 일과 예수께서 떡을 떼심으로 자기들에게 알려지신 것을 말하더라
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Og de fortalte, hvad der var sket på Vejen, og hvorledes han blev kendt af dem, idet han brød Brødet.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Og de fortalte hvad som var skjedd på veien, og hvorledes han blev kjent av dem da han brøt brødet.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Rồi hai người thuật lại sự đã xảy đến khi đi đường , và nhìn biết Ngài lúc bẻ bánh ra là thể_nào .
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Rồi hai người thuật lại sự đã xảy đến khi đi đường, và nhìn biết Ngài lúc bẻ bánh ra là thể nào.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Şi au istorisit ce li se întîmplase pe drum, şi cum L-au cunoscut la frîngerea pînii.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Και αυτοι διηγουντο τα εν τη οδω και πως εγνωρισθη εις αυτους, ενω εκοπτε τον αρτον.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.И они рассказывали о происшедшем на пути, и как Он был узнан ими в преломлении хлеба.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.І розповіли вони, що сталось у дорозї, і як пізнали Його в ламанню хлїба.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.Те пък разправиха станалото по пътя, и как Го познаха, когато разчупваше хляба.
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.ויספרו גם הם את אשר נעשה להם בדרך ואיך הכירהו בבציעת הלחם׃
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.واما هما فكانا يخبران بما حدث في الطريق وكيف عرفاه عند كسر الخبز
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.兩 個 人 就 把 路 上 所 遇 見 、 和 擘 餅 的 時 候 怎 麼 被 他 們 認 出 來 的 事 、 都 述 說 了 一 遍
Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsayı nasıl tanıdıklarını anlattılar.兩個人 就 把 路上 所 遇見 、 和 擘餅 的 時候 怎 麼 被 他 們認 出來 的 事 、 都 述說 了 一 遍
Lehi adındaki bir adamın hikayesini anlattılar.그는 600 BC경에 예루살렘에 살았답니다
Lehi adındaki bir adamın hikayesini anlattılar.שחי בירושלים בשנת 600 לפני הספירה.
Lehi adındaki bir adamın hikayesini anlattılar.الذي عاش في القدس في عام 600 قبل الميلاد.