Anlatmak zorunda kalmasak daha da kısa sürerdi. - Neyse.Et ça nous aurait pris encore moins si nous avions pas eu à expliquer ;) peu importe.
Anlatmak zorunda kalmasak daha da kısa sürerdi. -Y nos hubiera llevado menos aún si no lo hicimos tiene que explicar.
Anlatmak zorunda kalmasak daha da kısa sürerdi. -Щеше да ни отнеме още по-малко без обясненията
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Devo raccontarla, perché non c'era nessuno che facesse due più due.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.El kell mondanom, mert nem volt senki, aki rájött volna, mennyi a kettő meg kettő.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Ich muss sie erzählen, weil es keinen gab, der zwei und zwei zusammenzählte.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Ik moet het vertellen omdat niemand doorhad wat dit betekende.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Je dois la raconter, parce qu'il n'y avait personne pour additionner deux et deux.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.아무도 이야기를 하려하지 않기에 전 이야기를 해야만 합니다.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Muszę, bo nikt inny nie skojarzył tych faktów.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Tengo que contarla, porque no ha habido nadie que sume dos y dos.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Tôi phải kể ra, bởi vì không một ai có thể giải quyết vấn đề này.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Trebuie s-o spun, pentru ca n-a avut cine să pună lucrurile cap la cap.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Πρέπει να την πω, γιατί δεν υπήρχε κανείς να βάλει τα πράγματα στη θέση τους.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Трябва, защото нямаше нито един, който да събере две и две.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.Я должен, потому что никто не соображал, что к чему.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.אני חייב, כי אף אחד אחר לא יקשר בין הדברים.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.كان لابد أن أحكيها لأنه لا يوجد شخص لوضع الاثنين مع بعض.
Anlatmak zorundayım, olayların farkına varacak kimse yoktu.なぜそうなったのかを理解してもらえないから 私は徐々に気付き始めました
Anlatmama gerek yok.No hace falta que yo se lo diga.
Anlatmam mümkün değil.Non riesco a descriverlo era proprio totale
Anlatmam mümkün değil.No puedo describirlo simplemente fue total:
Anlatmam mümkün değil.愛、幸福、至福、知識
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.C'est fascinant. C'est... fascinant!
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.- Dat hoeft ook niet. Het is fascinerend.
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.É fascinante, fascinante.
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.E fascinant.
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.Es fascinante, es fascinante.
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.Lenyűgöző!
- Anlatmana gerek yok, çok güzel.نعم، إنها رائعة
Anlatması bitince ona sordum,Als er zu Ende erzählt hatte, sagte ich zu ihm,
Anlatması bitince ona sordum,Când a terminat povestea i-am zis
Anlatması bitince ona sordum,Cuando terminó, le dije:
Anlatması bitince ona sordum,그의 얘기를 다 듣고, 저는 이런 말을 했습니다.
Anlatması bitince ona sordum,Mikor befejezte a történetet, azt mondtam neki,
Anlatması bitince ona sordum,När han berättat klart sa jag till honom,
Anlatması bitince ona sordum,Quando acabou a história, disse-lhe:
Anlatması bitince ona sordum,Quando finì il racconto, gli dissi,
Anlatması bitince ona sordum,Saat dia selesai bercerita, saya berkata
Anlatması bitince ona sordum,Toen hij ermee klaar was, zei ik tegen hem:
Anlatması bitince ona sordum,Όταν τελείωσε την ιστορία, του είπα,
Anlatması bitince ona sordum,Когато приключи историята, аз му казах:
Anlatması bitince ona sordum,Когда он закончил рассказ, я сказал ему,
Anlatması bitince ona sordum,Коли він завершив розповідати, я спитав його:
Anlatması bitince ona sordum,כאשר הוא סיים את הסיפור, אמרתי לו,
Anlatması bitince ona sordum,وعندما انتهت القصة .. سئلته
Anlatması bitince ona sordum,「ファインマン・サンドイッチと
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.C'est une longue histoire, mais j'ai réussi à toutes les faire à temps et elles ont toutes été appréciées.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.C'è una lunga storia per questo, ma li ho finiti in tempo, e sono stati davvero ben accolti.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.Dat is een langer verhaal, maar ik heb ze op tijd klaar gekregen, en ze werden buitengewoon goed ontvangen.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.Esta história é mais comprida, mas consegui terminá-los a tempo. Foram muito bem aceites.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.Hosszú történet, de időben készen lettek mind, és nagyon jól fogadták őket.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.여기에는 더 긴 이야기가 있지만, 어쨌든 저는 제 시간 안에 카드를 보낼 수 있었고 모두 더할나위없이 잘 전해졌습니다.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.La historia es un poco más larga pero logré terminarlas a tiempo y fueron muy bien recibidas.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.To długa historia, ale wszystkie powstały na czas i były bardzo dobrze przyjęte.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.Είναι μεγάλη ιστορία, αλλά κατάφερα να τα τελειώσω όλα στην ώρα τους, και είχαν πολύ μεγάλη απήχηση.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.Историята е по-дълга, но успях да ги завърша навреме и бяха много добре приети.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.Це окрема історія, проте я все ж таки зробила їх вчасно, і вони надзвичайно усім сподобались.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.יש סיפור יותר ארוך, אבל בסופו של דבר הצלחתי להכין אותם בזמן, והם אכן התקבלו מאוד יפה.
Anlatması uzun bir hikaye ancak hepsini zamanında yetiştirdim ve çok güzel karşılandılar.هناك قصة طويلة لذلك, لكنني قمت بأنجازها جميعا في الوقت المحدد وكان قبولها بشكل ممتاز جدا