anlatmış ile cümle
anlatmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Stephenie Meyer, Bree Tanner'ın İkinci Hayatı adlı novellasını bu karakterin ağzından anlatmıştır.Stephenie Meyer kirjoitti Breen näkökulmasta erillisen novellin Bree Tannerin lyhyt elämä.
Toplumsal bozulmayı anlatmıştır.Yhteiskunnallisen murroksen tiellä.
Barrowman anlatmıştır.Pawson toteaa.
Kaçıp kurtulan bir grup Çapanoğlu'na durumu olduğu gibi anlatmış.Eräs tarina kertoo Lapinkaivoon upotetun erään lappalaisen.
Bunları da atalarımız büyük dedelerimize anlatmışlar.Σωστά σκέπτονταν οι πρόγονοί μας!
Şah sıradışı yetiştirilişini 1971 senesinde Pat Williams ile BBC’de yaptığı bir söyleşide kendi anlatmıştı.Ο Σαχ περιέγραψε την μη συμβατική ανατροφή του σε μια συνέντευξη το 1971 στον Πατ Ουίλιαμς του BBC.
Bu çalışmasında Grek – Pers Savaşları'nı anlatmıştır.Έκθεσις της πολεμικής ιστορίας των Ελλήνων.
Barrowman anlatmıştır.Πρωτεύουσα είναι η Μπαρρουαλί.
Daha önce onlara anlatmıştı.Udtalte han dengang.
Bunları da atalarımız büyük dedelerimize anlatmışlar.Baronen fortæller om sine forfædre.
Ne var ki, yazdıklarını okuyup bitirince, bir başkasını öne sürerek, kendini anlatmış olduğunu görmüştür.Men om han har lest den, vet jeg at han har fullstendig, løgnaktig, og forutsettende misforstått den».
Bu günlerini Diario Clandestino isimli günlüklerinde anlatmıştır.Han skrev seinere om dette i Diario Clandestino (Hemmelig dagbok).
Daha önce onlara anlatmıştı.Han hadde blitt fått spørsmål tidigere .
Bunları da atalarımız büyük dedelerimize anlatmışlar.Noen av disse barna ble også overlatt til sine tyske fedre.
Temmuz ayında Theo'ya tarlaları "karışık gökyüzü altında muazzam buğday tarlaları" olarak anlatmıştır.Pada bulan Juli, ia menjelaskan kepada Theo perihal "ladang gandum yang luas di bawah langit yang bergolak".
Barrowman anlatmıştır.Weinberg menyatakan.
Daha önce onlara anlatmıştı.Nhưng tất cả chúng tôi đã nói với anh ấy điều này trước đây.
Peter gidip Potter'larin yerini Voldemort'a anlatmış, James ve Lily'nin ölümüne sebep olmuştur.作中では、ピーター・ペティグリューがジェームズ・ポッター一家の所在地の「秘密の守人」になったが、裏切ってヴォルデモートに伝えたため、ジェームズ・ポッターとリリー・ポッターが死亡した。
Ağlarını bırakıp kaçarak kıyıya varmış, balıkçılara gördüğü canavarı anlatmıştı.僕は起きて浜に行き、これらの全ての漁師がやって来ているのを見たのを覚えている。
Kaçıp kurtulan bir grup Çapanoğlu'na durumu olduğu gibi anlatmış.別れた男からストーカーまがいの事をうけた事も。
Barrowman anlatmıştır.”霍夫曼说。
1609–1610 arasında Kürtler ve Safaviler arasındaki Dimdim savaşını anlatmıştır.1609年到1610年萨非王朝与库尔德人之间爆发了一场血腥的战争。
915 yılına kadar olan tarihi olayları anlatmıştır.約成書於前950年前後。
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.이 때의 경험은 《Youth》(2002)에 기록되어 있다.
20. bölümde ailelerine her şeyi anlatmışlardır.3개 아족에 20속으로 분류한다.
Bu yıllarını kendisi şöyle anlatmıştır:" Eğlenmeye merakım yok idi.כעבור שנים אמר על כך: "לא היו אלה מעשים 'יפים'.
Barrowman anlatmıştır.ברנארד אמר.
Şah sıradışı yetiştirilişini 1971 senesinde Pat Williams ile BBC’de yaptığı bir söyleşide kendi anlatmıştı.שאה תיאר את החינוך הבלתי שגרתי שקיבל בראיון עם פט ויליאמס ל BBC ב-1971.
Bu görüşmeleri otobiyografisinde detaylı biçimde anlatmıştır.היא כותבת בפרוטרוט על הקשרים הללו באוטוביוגרפיה שלה.
Daha önce onlara anlatmıştı.כבר בעבר חשבנו עליו...
Böylece Karakterin çocukluğundaki ilk simya çalışmalarını anlatmıştır.פרס גילמה את הדמות הראשית בצעירותה.
Harvey De otu ordis ("Kalp ve Kan Hareketleri Üzerine") adlı kitabında kan dolaşımını anlatmıştır.В книгата си „За движението на сърцето и кръвта“ („De otu ordis“) Харви описва кръвообращението.
Forbes dergisi Khan'ı kapağına koymuştur ve "Bir Trilyonluk Fırsat" başlığında hikâyesini anlatmıştır.Списание „Форбс“ поставя Салман Кан на корицата си със заглавие "Историята на „$ 1 трилион възможност“.
"Nazik ve duygusal bir son" olarak ilişkilerini böyle anlatmıştır.Тя описва връзката им като „нежна и дълбока“.
Ivo Andrić de bu köprüyü ve bu şehri "Drina Köprüsü" adlı romanında anlatmıştır.Иво Андрич прославя Вишеград с романа си „Мостът на Дрина“ (1944).
Ayla Kutlu, yaşamının ilk 22 yılını Zaman da Eskir adlı yapıtında anlatmıştır.Убийството на Рено е сходно с известен случай 22 години по-рано.
Muhammed'e geri döndüğünde, ona tüm olayları anlatmıştır.Odgovorili su joj da ako se vrati, mora odgovarati za sva zlodjela.
O daha sonraları askerlik anılarını Melody Maker isimli dergiye 1967 ve 1969 yıllarında anlatmıştır.Druhý a tretí rozhovor bol pre magazín Melody Maker v roku 1967 a 1969, kde hovoril o odpore k armáde.
Zamanla insanlarla anlaşmaya başlamış ve onlara arabaları anlatmıştır.Poslovia ho odhalili a presvedčili, aby išiel s nimi.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Londonsko izkušnjo je kasneje opisal v romanu Youth (2002).
Askerler gidip Seydi Baba'ya durumu anlatmışlar.Odloči se, da bo to povedal očku.
Muhammad ibn-i Muslim ibn-i Ubeydullah, hadisleri verimli bir şekilde anlatmıştır.Muslimanski biografi so ibn Badži očitali brezboštvo.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Tema tolleaegsed kogemused väljenduvad raamatus "Noorpõlv" (2002).
Ivo Andrić de bu köprüyü ve bu şehri "Drina Köprüsü" adlı romanında anlatmıştır.Sillast räägib Ivo Andrić oma raamatus "Sild Drina jõel".
Bunları da atalarımız büyük dedelerimize anlatmışlar.Selle juurde kuulus ka lugude vestmine oma järeltulijatele.
Alice'ın kızı bana şöyle anlatmıştı.Alice의 따님이 이런 말을 했었어요,
Alice'ın kızı bana şöyle anlatmıştı.La figlia di Alice mi ha detto che ogni volta che Alice si scontrava con un suo collega,
Alice'ın kızı bana şöyle anlatmıştı.בתה של אליס סיפרה לי
Alice'ın kızı bana şöyle anlatmıştı.ابنة أليس أخبرتني
Alice'ın kızı bana şöyle anlatmıştı.アリスは仲間の科学者と正面からぶつかるたびに
Annenle birlikte burayı nasıl keşfettiğimizi anlatmış mıydım sana?Το φως μας τύφλωνε.
Ben size konuya olan genel bakış açısını anlatmış oldum.그리고 이렇게 말하고 싶네요.
Ben size konuya olan genel bakış açısını anlatmış oldum.ولكن سأقدم لكم الفكرة
Bir kaç ders önce size kenar-kenar-açı'nın neden geçerli bir ilke olmadığını hızlıca anlatmıştım.Kilka filmów temu, dość szybko przeszedłem przez pytanie: czemu bok-bok-kąt nie jest prawdziwym postulatem?
Bir kaç ders önce size kenar-kenar-açı'nın neden geçerli bir ilke olmadığını hızlıca anlatmıştım.전에 제가 빠르게 SSA 합동이 왜 올바른 정의가 될 수 없는지 훑었는데, 제가 이번 강의에서 다룰 내용은
Bu adam, Olayuk, bana büyükbabası hakkında muhteşem bir hikaye anlatmıştı.Deze man, Olayuk, vertelde me een prachtig verhaal van zijn opa.
Bu adam, Olayuk, bana büyükbabası hakkında muhteşem bir hikaye anlatmıştı.Este homem, Olayuk, contou-me uma história maravilhosa do seu avô.
Bu adam, Olayuk, bana büyükbabası hakkında muhteşem bir hikaye anlatmıştı.이 사람은 올라야인데, 저에게 자기 할아버지에 대한 놀라운 이야기를
Bu adam, Olayuk, bana büyükbabası hakkında muhteşem bir hikaye anlatmıştı.Und dieser Mann, Olaya, erzählte mir eine wunderbare Geschichte seines Großvaters.
Bu adam, Olayuk, bana büyükbabası hakkında muhteşem bir hikaye anlatmıştı.Один чоловік на ім'я Олаюк розповів мені неймовірну історію свого діда.