anlatmış ile cümle

anlatmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu hikayeyi sana daha önce anlatmış olabilirim.I may have told you this story before.
Bunu zaten anlatmış mıydım size?Have I already told you this?
Tom Meryem'e, ne yapılacağını zaten anlatmıştı.Tom has already told Mary what to do.
Tom, Mary'ye bunu anlatmış olmayı diledi.Tom wished he'd told Mary that.
Ona biri anlatmış.Someone told him.
Bölüm 2: Taylor, bu bölümde, kendi bilimsel yönetim ilkelerini anlatmıştır.In this section, Taylor explained his principles of scientific management.
Bunları da atalarımız büyük dedelerimize anlatmışlar.This was also practiced by our forefathers.
Barrowman anlatmıştır.Olbermann said.
Bu yıllarını kendisi şöyle anlatmıştır:" Eğlenmeye merakım yok idi.And she said, "All those years, I said nothing.
Slater Avrupa seyahatine kadar olan hayatını yazılı bir röportajla anlatmıştır.Slater discusses his early life through the trip to Europe in a transcribed interview.
Hellenika Archaiologemata'da (Atina, 1853) hayatını anlatmıştır.His Hellenika Archaiologemata (Athens, 1853) contains an account of his life.
Ayrıca anne ve babasının aşkını da bu şarkıda anlatmıştır.He advocates the love for his mother in songs also.
Dünya turnesindeyken mutfak maceralarını anlatmıştır.Reference with picture at Adventures of the Kitchen.
Muhammed'e geri döndüğünde, ona tüm olayları anlatmıştır.After he had returned from Korea, he told his story to everyone.
Bu görüşmeleri otobiyografisinde detaylı biçimde anlatmıştır.These are described in some detail in his autobiography.
Kaptan John Smith New England'a bir gezi yapmış ve kitabında bu bölgeleri de anlatmıştır.Captain John Smith publishes his book A description of New England in London.
Kramskoy, yaptığı tablonun ilk halini Rus yazar Vsevolod Garshin'e yazdığı bir mektupta anlatmıştı.Kramskoi described the early history of the painting in his letters to writer Vsevolod Garshin.
Bu romanında; bir aydın eşliğinde kalkınan köyün hikâyesini anlatmıştır.When he arrived he told the villagers an unusual story.
Daha önce onlara anlatmıştı.I've said it before.
Sanatçı burada ikisinin arasında neler olduğunu anlatmıştır.He asks her what happened between the two of them.
Watkins o anları şöyle anlatmıştı: Çok kötü görünüyordu.Watkins later reported: He looked serene.
Alman General Karl Hubert Lanz, anılarında topluca yapılan dehşet verici saldırıları anlatmıştır.German Major General Hubert Lanz described the attacks as gruesome, made en masse.
Holocaust in Kambodscha : Hong Kong'dan Pekin'e dönüşünü anlatmıştır.Going Dutch in Beijing: How to Behave Properly When Far Away from Home.
Herodot Artabazus'u Yunanistan'a İkinci Pers Saldırısı'nın bir bölümünde anlatmıştır.Herodotus also reports a solar eclipse at Sparta during the Second Persian invasion of Greece.
Diğer bazı ifadeler, bu planlı tehcirin diğer yönlerini anlatmıştır .There are further statements that describe some aspects of such a planned deportation.
Size iki arkadaşın hikayesini anlatmıştım.If...
Sizlere biraz ekibimizden bahsetmek isterim, böylece yaptıklarımızı da anlatmış olurum.I'll tell you a little bit about our team because it's indicative of what we do.
Çok üstünkörü anlatmışım gibi gelebilir ama bu şekilde akıl yürütmelisiniz.I know that I kind of just hand waved, but that's really how you think about it.
Orantılı bölme. Dün gece anlatmıştım.Proportional division I explained it last night
Annenle birlikte burayı nasıl keşfettiğimizi anlatmış mıydım sana?Have I told you how your mother and I found this place?
Size çok genel bir şekilde burada gerçekleşen olayı anlatmış oldum.So that's the general, very high overview.
Sizlere anlatmış olduğum her şey, bu resimdeki biri tarafından keşfedildi.Everything I told you about was discovered by someone in that picture.
Daha önce bunu anlatmıştık.We explained it before, in the past.
- Davamızı çok iyi anlatmışsınız.- You have put our case perfectly.
Onlardan kimini sana anlatmışız, kimini de anlatmamışızdır.Some of them We told you about, and some We did not tell you about.
Murad: Arnavut mirasım bana eğitim, sıkı çalışma ve hedefler belirlemenin önemini anlatmıştır.Murad: My Albanian heritage has taught me the importance of education, hard work and setting goals.
Bir rivayete göre Hannibal ona, Alplerden nasıl geçtiğini ayrıntılarıyla anlatmıştır.38), who is said to have given him details of the crossing of the Alps.
Bir 2003 röportajında Konietzko ifadenin geliş kaynağını anlatmıştır:In a 2003 interview, Konietzko explained the origins of the phrase:
Hall bu olayları daha önce bir akrabasına anlatmıştı ama polise ihbar etmemişti.[2]Hall mentioned these events to a relative but they were never reported to police.[19]
Genç Plinius, amcasının çalışma hevesini gösteren şu anekdotu anlatmıştır: [1]Pliny the Younger told the following anecdote illustrating his uncle's enthusiasm for study: [1]
Bu kitapta Şiilerin tarihini, inançlarını ve öğretilerini anlatmıştır.In this book, he has described the history, belief and teachings of the Shia’s.
Haziran 1961'de Nasır, Serrac'a yerel yönetimi tasfiye etme planını anlatmıştı.Already in June 1961 Nasser had told Sarraj about his plan to liquidate the local administration.
Bu kitapta erdemli bir toplumun özelliklerini yöneticilerin özelliklerini anlatmıştır.Seine Erlebnisse beschrieb er ausführlich in dem Buch Die Leute vom Damme (siehe Literatur).
Roman unter Emigranten başlıklı romanda Gumpert'i profesör Abel olarak anlatmıştı.Roman unter Emigranten, als Professor Abel ein Andenken gesetzt.
Bu kitapta mutsuz bir evlilik yapan Bedia'nın hikâyesini dönemine göre çok yalın bir dille anlatmıştır.Sie erzählt in deutlichen Worten die Geschichte von Bedia und deren unglücklicher Ehe.
Muhammed'e geri döndüğünde, ona tüm olayları anlatmıştır.Als sein Vater davon erfuhr, beschwerte er sich bei Mohammed darüber.
Peter gidip Potter'larin yerini Voldemort'a anlatmış, James ve Lily'nin ölümüne sebep olmuştur.Pettigrew war der Geheimniswahrer von James und Lily Potter und verriet sie an Voldemort.
Daha önce onlara anlatmıştı.Il m'en a parfois parlé.
Kahramanları Herrn Wendriner ve Lottchen kanalıyla zamanın Berlinli karakterlerini anlatmıştır.Il décrit des types berlinois de son époque avec les personnages de Herr Wendriner et Lottchen.
Watkins o anları şöyle anlatmıştı: “Çok kötü görünüyordu.Mirkin explique, « Les choses devaient se passer très vite.
2007 yılından Mitinyan bir röportajında tekrar birleşip bir konser düzenlemek istediğini anlatmıştır.Une reprise en solo 2007 l’encourage à intégrer un club.
Muhammed'e geri döndüğünde, ona tüm olayları anlatmıştır.Après son retour, elle raconte à Jeff comment tout s'est passé.
Kaptan John Smith New England'a bir gezi yapmış ve kitabında bu bölgeleri de anlatmıştır.Le Commander John Smith a écrit un livre sur cette période de la guerre.
Barrowman anlatmıştır.Kafka m'a dit.
Çeşitli coğrafi hususlarla birlikte Dünya'nın başlıca şehirlerini de bir çizelge halinde anlatmıştır.Il a voulu associer à ses grands tableaux une sorte de message universel.
Bölüm 2: Taylor, bu bölümde, kendi bilimsel yönetim ilkelerini anlatmıştır.En esta sección, Taylor explicó sus principios de la administración científica.
Barrowman anlatmıştır.Weinberg dijo.
Bu dönemdeki tecrübelerini sonradan Youth (2002) adlı kitabında anlatmıştır.Dejó constancia de esta etapa de su vida en su novela Juventud (2002).
Bizzat şahit olduğu olayları daha ayrıntılı anlatmıştır.Le pidieron que explicara con detalle qué es lo que habían dicho los testigos.
Diğer bazı ifadeler, bu planlı tehcirin diğer yönlerini anlatmıştır .Se ha especulado con otras interpretaciones del significado de esta obra.

İlgili Sayfalar