Burada anlatacak koca bir öykü var.Det finns en hel historia att berätta här.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Egy egész történetet mesélhetünk el.
Burada anlatacak koca bir öykü var.E o întreagă poveste de spus aici.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Er is een heel verhaal te vertellen.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Há uma história aqui para contar.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Il y a toute une histoire toute à raconter ici.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Jest tu cała opowieść.
Burada anlatacak koca bir öykü var.하나의 스토리를 만들 수 있습니다.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Namun juga ada kisah yang di baliknya.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Εδώ υπάρχει μια ολόκληρη ιστορία.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Здесь можно рассказать целую историю.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Има цяла история, която да се разкаже тук.
Burada anlatacak koca bir öykü var.Тут можна розповісти цілу історію.
Burada anlatacak koca bir öykü var.יש כאן סיפור שלם.
Burada anlatacak koca bir öykü var.هناك قصة كاملة لنرويها هنا.
Burada anlatacak koca bir öykü var.更にインタラクティブなアプリケーションなので
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Es gibt keine andere Beschreibung für das, was hier passiert.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Ik vind geen andere manier om dit beter te beschrijven.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.이 외에는 현재 일어나고 있는 일을 설명할 다른 방도가 없습니다.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Não há outra forma de descrever o que se está a passar.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Neexistuje žádný jiný způsob, jak popsat o co tu jde.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Nem lehet másképpen leírni, ami itt folyik.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Nie ma innego sposobu na opisanie tego co dokładnie się tutaj dzieje.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.No hay otra manera de describir lo que está sucediendo aquí.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Non c'è altro modo di descrivere quello che sta succedendo.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Nu putem descrie altfel ce se petrece.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.On ne peut pas décrire autrement ce qui se passe.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.To, čo sa tu deje, sa nedá inak opísať.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Δεν υπάρχει άλλος τρόπος να περιγράψω αυτό που γίνεται εδώ.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Никак иначе это не назовёшь.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.Няма друг начин да се опише какво става тук.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.אין דרך אחרת לתאר את מה שקורה כאן.
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.لا يوجد هناك أي طريق آخر لنصف به ما يحدث هنا .
Burada olan biteni anlatacak bir başka yol yok.利己的で 醜く
Bu sembol karşındaki kişinin nasıl biri olduğunu anlatacakEz segít megmutatni, hogy miféle embert azonosít.
Bu sembol karşındaki kişinin nasıl biri olduğunu anlatacak "Neredensin?", "Nerede doğdun?" diye sormak yerineDas wird Ihnen sagen, wie die Person ist, anstatt, dass Sie fragen:
Bu sembol karşındaki kişinin nasıl biri olduğunu anlatacak「出身は?」「生まれは?」と聞く代わりに
Bütün tarihi anlatacaksam acele etmem gerek, bu yüzden bazı yerleri geçeceğim.Hablaré rápidamente de ello, como resumiré toda esta historia en esta charla, me saltaré algunas partes.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Aby o tym opowiedzieć, muszę wejść w ich skórę.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.E mi sono reso conto che se volevo raccontare quella storia dovevo mettermi un po' nei loro panni.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.És rájöttem, ahhoz, hogy elmeséljem ezt a történetet, az ő cipőjükben kell járjak egy kicsit.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.그래서 이런 이야기를 하기 위해서는 조금이라도 그들처럼 해봐야겠다고 생각했죠.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Me dí cuenta de que si iba a contar esta historia, necesitaba tratar de ponerme en su lugar.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Percebi que, se fosse contar esta história, teria que me pôr no lugar delas.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Şi am realizat că dacă vroiam să spun această poveste, trebuia să intru puțin în pielea lor.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Spoznal sem, da moram, če želim povedati to zgodbo, nekaj časa preživeti v njihovi koži.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Toen wist ik dat, als ik dit verhaal wilde vertellen, ik in hun schoenen moest gaan staan.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Uvědomil jsem si, že pokud chci o tomto napsat příběh, je nezbytné, abych se do nich víc vžil.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Và tôi nhận ra rằng, nếu tôi kể lại câu chuyện này, tôi cần đặt mình trong hoàn cảnh của họ một chút,
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Wenn ich also diese Geschichte erzählen wollte, musste ich mich in ihre Lage versetzen.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Και συνειδητοποίησα ότι εάν ήθελα να πω αυτήν την ιστορία, έπρεπε να μπω πραγματικά στη θέση τους.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.И я понял, что если я хочу рассказать эту историю, мне надо немного побыть в их шкуре.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.Осъзнах, че ако трябва да разкажа тази история, трябва малко да походя с техните обувки.
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.ואז הבנתי שאם אני מתכוון לספר את הסיפור הזה אצטרך להיכנס לנעליים שלהם לכמה זמן
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.وأدركت، بأني إذا كنت ساروي هذه القصة أحتاج لأن أعيش حياتهم لقليل من الوقت
Bu yüzden farkettim ki, eğer bu hikayeyi anlatacaksam onları biraz anlamam gerekiyor.これを書くなら 少し彼らの立場に立たなければ そこで毎朝15分から20分 -
CA: Ve kısaca anlatacak olursak--그렇다면 간략하게 얘기하자면
CA: Ve kısaca anlatacak olursak--כ"א: ו -- אני מתכוון, בקיצור --
CA: Ve kısaca anlatacak olursak--كريس : و -- أنا أقصد , أن أختصر قصة طويلة --
CA: Ve kısaca anlatacak olursak--ケニア側の機関が公開したのではなく