anlamlı ile cümle

anlamlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Beherskelse: trangen til at blive bedre og bedre til noget der betyder noget.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Domínio: o desejo de nos tornarmos cada vez melhores em algo que importa.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Kepakaran, hasrat untuk menjadi semakin ahli di bidang yang penting.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Kiválóság: a vágy, hogy egyre jobbak és jobbak legyünk valamiben, ami számít.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.전문성은 의미 있는 것에 좀 더 잘 하고자 하는 욕망입니다.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.La maîtrise : l'aspiration de se surpasser sur quelque chose qui compte.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Maestría, el deseo de ser mejor y mejor en algo que importa.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Măiestria, dorinţa de a deveni tot mai bun la ceva ce contează.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Majstrovstvo - túžba neustále sa zlepšovať v niečom, na čom záleží.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Meesterschap, de wens om alsmaar beter te worden in iets belangrijks.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Mistrovství - touha neustále se zlepšovat v něčem, na čem záleží.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Mistrzostwo: pragnienie doskonalenia w czymś, co ma znaczenie.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Osaaminen, halu tulla paremmaksi jossain, millä on merkitystä.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Padronanza, il desiderio di migliorarci costantemente in qualcosa che conta.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Sự tinh thông, là ham muốn trở nên tốt hơn và tốt hơn trong một cái gì đó có ý nghĩa.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Überlegenheit: der Wunsch, besser und besser bei etwas Bedeutungsvollem zu werden.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Τελείωση, η επιθυμία να γινόμαστε όλο και καλύτεροι σε κάτι σημαντικό.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Майстерність — це бажання вдосконалювати свій внесок у важливу справу.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Майсторство - желанието да ставаш все по-добър и по-добър в нещо значимо.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.Профессионализм - желание становиться лучше и лучше в важном деле.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.מיומנות - הרצון להשתפר יותר ויותר במשהו שחשוב לנו.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.البراعة، الرغبة في أن نصبح أحسن وأحسن في شيء مهم.
Ustalık, gerçekten anlamlı olan bir şeyde gittikçe daha iyi seviyeye gelmek.目的は 私たち自身よりも大きな何かのために
U'yu bütün enerjilerin toplamı olarak düşünmek anlamlı olur. -Aber manchmal denke ich, das U, das enthält das Universum der Energie. nn
U'yu bütün enerjilerin toplamı olarak düşünmek anlamlı olur. -Říkám si, že U obsahuje "Universe of Energy" (vesmír energie).
U'yu bütün enerjilerin toplamı olarak düşünmek anlamlı olur. -אולי הוא כן. U מכיל את כל יקום (universe) האנרגיות.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.A tér csak egy a szempontok közül, tehát nincs értelme megmondani, hogy egy dolog abszolút értelemben hol van.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Der Raum ist nur ein Aspekt, es ist also bedeutungslos, einen absoluten Ort für etwas anzugeben.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.El espacio es solo un aspecto, por lo que es absurdo decir, en sentido absoluto, dónde hay algo.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Không gian chỉ là một khía cạnh, vì thế không có ý nghĩa khi nói một cách tuyệt đối thứ gì đó ở đâu.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.공간은 단지 한 면이고 그래서 어떤 것의 절대적 위치를 말하는 것이 별 의미가 없습니다.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.L'espace en est un simple aspect, donc il ne fait aucun sens de dire où se trouve quelque chose dans l'absolu.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Lo spazio ne è solo un aspetto, quindi non ha senso affermare assolutamente dove si trovi qualcosa.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.O espaço é apenas um aspecto e não faz nenhum sentido dizer, absolutamente, onde algo existe.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Ruang hanyalah salah satu aspek sehingga tidak ada artinya mengatakan lokasi absolut suatu benda.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Ruimte is slechts één aspect dus het heeft geen zin om te zeggen waar iets in absolute zin is.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Spațiul este doar un aspect și nu are sens să stabilești poziția absolută a unui obiect.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Ο χώρος είναι μόνο μία πτυχή, οπότε δεν έχει νόημα να πεις με απολυτότητα που βρίσκεται κάτι.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Пространство - всего лишь элемент, и бессмысленно говорить об абсолютном расположении чего бы то ни было.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.Пространството е просто един аспект, затова няма смисъл да се казва абсолютно къде се намира нещо.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.החלל הוא רק מישור אחד, כך שאין שום משמעות לקביעה, איפה משהו נמצא בדיוק.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.الفضاء هو جانب وحيد، لذا لا معنى لقول أين يوجد شيء ما بشكل مطلق.
Uzay bunun yalnızca bir boyutu, bu yüzden bir şeyin mutlak yerinin neresi olduğundan bahsetmek anlamli değil.と言うものは意味を持ちません 位置というのは相対的な 概念でしかないのです
Ve 2 anlamlı basamağı alırsak, 33 elde ederiz, ivmemiz, ivmemiz 33 metre/saniyekare olur.유효 자리수 2자리를 보면 계산된 가속도 값은 33 m/s^2 입니다.
Ve 2 anlamlı basamağı alırsak, 33 elde ederiz, ivmemiz, ivmemiz 33 metre/saniyekare olur.חלקי 160... ואם נבדוק 2 ספרות משמעותיות, קיבלנו 33, קיבלנו שהתאוצה שלנו היא 33 מטר בשניה בריבוע.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.A, ako sa často stáva v Amerike, imigrácia sa stala synonymom pre Mexičanov.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.A jak se v Americe často stává, imigrace se stala synonymem pro Mexičany.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.E come spesso succede, in America, immigrazione divenne sinonimo di messicani.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.E, como muitas vezes acontece na América, a imigração tornou-se sinónimo de mexicanos.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.En, zoals dat in Amerika vaak gebeurt, werd immigratie synoniem met Mexicanen.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.És, mint az gyakran megesik Amerikában, a bevándorlás egyet jelentett a mexikóiakkal.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Et, comme souvent aux USA, l'immigration était devenue synonyme de Mexicains.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.In, kar se velikokrat zgodi v Ameriki, priseljevanje je postalo sopomenka za Mehičane.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Jak często dzieje się w Ameryce imigracja była utożsamiana z Meksykanami.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Ja kuten usein tapahtuu Amerikassa, maahanmuutosta tuli synonyymi meksikolaisille.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.미국에서는 흔히 일어나는 일입니다만 이민자라는 말이 멕시코인이라는 말과 동의어가 되었습니다.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Och, som så ofta händer i USA, blev invandring liktydigt med mexikaner.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Sebagaimana yang sering terjadi di Amerika, imigrasi disamakan dengan orang-orang Meksiko.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Şi, aşa cum deseori se întâmplă în America, imigrarea a devenit sinonimă cu mexicanii.
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.Und, wie so oft in Amerika, wurde Einwanderung zum Synonym für Mexikaner.
İlgili Sayfalar