anlamlı ile cümle

anlamlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivace a stimuly existují, když mají lidé smysluplné úkoly.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivacija in spodbuda obstajata, ko imajo ljudje smiselne naloge.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motiváció és ösztönzés akkor létezik, ha az embereknek értelmes feladataik vannak.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivaţia şi stimulentul există atunci când oamenii au sarcini semnificative.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivatie en stimulans komen wanneer mensen betekenisvolle taken hebben.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivation och incitament finns när människor har meningsfulla uppgifter.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivation und Anreiz existieren, wenn Leute sinnvolle Aufgaben haben.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Motivazione e incentivo esistono quando le persone hanno compiti significativi.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.(Narrateur) La motivation et l'incitation s'expriment quand les tâches ont un sens.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.(Narrator) Motywacja i chęci pojawiają się, gdy ludzie mają istotne cele.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Κινητρό και κινητοποίηση υπάρχουν όταν οι άνθρωποι έχουν καθήκοντα με νόημα.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Мотивация и стимул существуют, когда у людей есть значимые цели.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.Мотивацията и стимулът идват, когато хората имат смислени задачи пред себе си.
İnsanların anlamlı görevleri olduğunda, motivasyon ve teşvik de varolur.يصبح لدى الناس دوافع وحوافز عندما يكون لديهم واجبات ذات مغزى.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Arbeit: Sich mit Tätigkeiten beschäftigen, die bedeutsam und befriedigend sind.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Arbejde: at deltage i aktiviteter der er meningsfyldte og tilfredsstillende.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Công viêc là tham gia các hoạt động có ý nghĩa và tạo ra sự thỏa mãn.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.일: 의미있고 만족스러운 활동에 참여하는 것.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Lavoro: impegnarsi in attività che abbiano un significato e che diano soddisfazione.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Le travail : s'engager dans des activités qui ont un sens et sont satisfaisantes.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Munca: angajarea în activități semnificative și satisfăcătoare.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Munka: olyan tevékenységekben részt vállalni, amelyek számunkra értelmesnek és kielégítőnek számítanak.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Pekerjaan: terlibat dalam aktifitas yang bermakna dan memuaskan.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Praca: angażowanie się w aktywności, które mają znaczenie i są satysfakcjonujące.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Práca: zapájanie sa do aktivít, ktoré sú zmysluplné a uspokojujúce.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Práce: účast v činnostech, které jsou smysluplné a uspokojující.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Trabajo: participar en actividades significativas y gratificantes.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Trabalho: participar em atividades significativas e gratificantes.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Werk: deelnemen aan activiteiten die zinvol zijn en tevreden stellen.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Εργασία: Η ενασχόληση με δραστηριότητες που έχουν νόημα και προσφέρουν ικανοποίηση.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Работа: принятие участия в деятельности, которая имеет смысл и приносит удовлетворение.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.Работа: участие в дейности, които са значими и удовлетворяващи.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.אהבה: ניהול מוצלח של קשרים עם האנשים הקרובים אלינו ועם הקהילות שאנחנו חלק מהן.
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.والعمل : يعني الانخراط بمهام مرضية وذات مغزى
İş: anlamlı ve tatmin edici çalışmaların içinde olmak.満足をもたらす活動に従事することです もし周囲の人との関係がうまくいっていて
İstatistiksel olarak anlamlı değiller. Ama elimizde bir şey var.Não são estatisticamente significativos, mas temos alguma coisa.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller. Ama elimizde bir şey var.No son estadísticamente significativos, pero tenemos algo.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Chúng không có ý nghĩa về mặt thống kê.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.De är inte statistiskt signifikanta.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Ele nu sunt semnificative din punct de vedere statistic.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Hasil ini tidak signifikan secara statistik.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Ils ne sont pas statistiquement significatifs.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.이건 통계적으로 의미있는 결과는
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Nejsou statisticky významné.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Nie są one statystycznie znaczące.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Nie sú štatisticky významné.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Non sono statisticamente significativi.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Sie sind statistisch nicht signifikant.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Statisztikailag nem jelentősek.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Ze zijn niet statistisch significant.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Δεν είναι στατιστικώς σημαντικά.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Вони не є статистично значущими.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Они не являются статистически значимыми.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.Те нямат статистическа стойност.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.מבחינה סטטיסטית הן לא משמעותיות.
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.انها ليست نتائج احصائية واضحة
İstatistiksel olarak anlamlı değiller.ちょっとした内容があります
İşte anlamlı durumda bulduğumuz şey buydu.A toto je přesně to, co nám potvrdil smysluplný scénář.
İşte buna anlamlı şartlandırma diyoruz.Asta-i ce numeam situația semnificativă.
İşte buna anlamlı şartlandırma diyoruz.C'est ce que l'on a appelé la condition d'épanouissement.
İlgili Sayfalar