Ana içeriğe geç
Sözlük

anlamda ile cümle

anlamda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.La respiration, en réalité, nous connecte tous. Dans le sens le plus littéral du terme.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.Lo yoga aveva ragione. Respirare ci connette davvero tutti.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.Oddech łączy nas wszystkich, całkiem dosłownie.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.Respiraţia ne conectează, de fapt, într-un mod foarte literal.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.Вдох по сути соединяет всех нас в прямом смысле слова.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.Дишането, наистина, свързва всички ни по много буквален начин.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.היוגים צדקו לאורך כל הדרך. נשימה אכן, למעשה, מחברת את כולנו
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.التنفس ، في الحقيقة ، يربطنا جميعا بالمعنى الحرفي للعبارة.
Çünkü nefeslerimiz, aslında hepimizi, gerçek anlamda birbirimize bağlıyor.文字通りの意味で 息をしてください
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.Denn wir alle sind, in gewissem Sinne zumindest, Virtuosen wie mein Bekannter Jan Stripling.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.In minstens één betekenis zijn we allemaal volleerd zoals mijn vriend Jan Stripling.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.왜냐하면, 우리 모두는 제 친구인 얀 스트리플링처럼 최소한 어떤 한 측면에서는 대단한 사람이기 때문이죠.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.Tak naprawdę, wszyscy jesteśmy w czymś mistrzami, jak Jan Stripling.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.Дело в том, что мы все в определённом смысле виртуозы, как мой друг Ян Стриплинг.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.כי, אתם מבינים, במובן אחד לפחות אנו כולנו וירטואוזים כמו חברי יאן סטריפלינג.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.لأنه، كما سترون، من جانب واحد، على الأقل نحن جميعاً موهوبون مثل صديقي جان ستربلنغ.
Çünkü, takdir edersiniz ki hepimiz, en azından bir anlamda arkadaşım Jan Stripling gibi virtüözleriz.私の友人ジャン・ストリップリングのような「名手」です この動画は発話によって声帯が振動している様子です
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.50年前なら実用的だったかもしれませんが
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.A čo je ešte horšie, to, čo sa tam učia, už ani nie je nápomocné v praxi.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.A co je horší, učíme věci, které dnes už nemají praktické využití.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Dan yang lebih buruk lagi, apa yang mereka pelajari pada prakteknya tidak berguna lagi.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.E o que é pior é que, o que elas estão a aprender lá já nem sequer é útil na prática.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.E peggio ancora, quel che stanno imparando non è nemmeno più utile nella pratica.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Erger nog, wat ze leren is zelfs niet praktisch bruikbaar meer.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.És ami a legrosszabb, ez ma már nem is hasznos.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.또 더욱 안좋은 것은, 그들이 거기서 배우는 것은 더이상 실제적으로 유용하지 않다는 것입니다.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Pire, ce qu'ils apprennent là n'est pratiquement plus utile de nos jours.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Tệ hơn nữa, cái mà họ đang học ở đó không còn hữu dụng trong thực tế nữa.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.To czego nauczamy nie już praktycznie użyteczne.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Und was noch schlimmer ist, was sie lernen nützt ihnen nichts.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Y lo peor es que lo que están aprendiendo ya no es útil en la práctica.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.Και το χειρότερο είναι, αυτά που μαθαίνουν δεν είναι καν πρακτικά χρήσιμα πλέον.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.И что еще хуже, то, что они изучают, практически бесполезно.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.ומה שיותר גרוע, מה שהם לומדים שם, אפילו כבר חסר תועלת מעשית.
Daha da kötüsü, öğrendiklerinin pratik anlamda bir yararı bile yok.والاسوء من هذا .. ان الذي يتعلمونه هؤلاء الطلاب اليوم .. لم يعد يفيدهم اليوم
Darwin'in basit başlangıcından da geriye giderek yerküreyi kozmik anlamda yapılandırmaktır.다윈의 심플한 시작 그 이전으로 돌아가는 것, 지구를 우주적 맥락에 두는 것이란 것도 말이죠
Darwin'in basit başlangıcından da geriye giderek yerküreyi kozmik anlamda yapılandırmaktır.là quay ngược về trước khởi đầu quan trọng của Darwin để tìm hiểu Trái đất dưới góc độ vũ trụ.
Darwin'in basit başlangıcından da geriye giderek yerküreyi kozmik anlamda yapılandırmaktır.זה ללכת אחורה עוד לפני נקודת ההתחלה של דרווין, כדי לשים את הכוכב שלנו בהקשר קוסמי.
Darwin'in basit başlangıcından da geriye giderek yerküreyi kozmik anlamda yapılandırmaktır.هو أن نرجع قبل بداية داروين البسيطة وأن نضع كوكبنا في سياق كوني
Darwin'in basit başlangıcından da geriye giderek yerküreyi kozmik anlamda yapılandırmaktır.地球の誕生を宇宙の成り立ちの観点から 解き明かすことです まずは数枚のスライドを お見せしましょう
'Dedi. 'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."Je možné, že nějaký smysl v klepání," lokaj pokračoval, aniž by účasti k ní, "kdybychom měli dveře mezi námi.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.Chodzi o małe rzeczy, które mogą wiele zmienić.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.Het zijn geen enorme zaken die we moeten aanpakken. Het zijn kleine dingen die veel verschil kunnen maken.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.Il s'agit de toutes petites choses qui peuvent faire une grand différence.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.그들이 해야할 일은 크고 우스꽝스러운일이 아니라 바로 작은 것들에 대한 일이였지만 그것은 커다란 차이를 만들어 낼 수 있는 것이였습니다.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.Není to o tom, dělat směšně velké věci. Je o malých detailech, které přivedou velkou změnu.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.זה לא על דברים ענקיים, מגוחכים שאנחנו צריכים לעשות. זה על דברים קטנים שיכולים ליצור שינוי גדול.
Detaylı ve köklü değişiklikler yapmak değil, olay ciddi anlamda fark yaratacak ufak değişikllerde.大きな差を生み出すことができる 小さなことなのだと そこで私たちは 大きなインパクトを与えられる
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Badania dinozaurów mogą dosłownie pewnego dnia uratować naszą planetę.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Das Erforschen der Dinosaurier mag, wörtlich, eines Tages den Planeten retten.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.El estudio de los dinosaurios puede, literalmente, que un día salve el planeta.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.공룡에 대한 연구는 문자 그대로 어느날 지구를 구할 수 있을지도 모릅니다.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.L'étude des dinosaures pourrait, littéralement, un jour sauver la planète.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Lo studio dei dinosauri un giorno potrebbe letteralmente salvare il pianeta.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Onderzoek naar dinosaurussen zou letterlijk ooit de planeet kunnen redden.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Studiul dinozaurilor poate, la propriu, să salveze într-o zi planeta.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Изучаването на динозаврите може буквално един ден да спаси планетата.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.Изучение динозавров может, буквально, когда-нибудь спасти планету.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.חקר הדינוזאורים יום אחד, יכול להציל את כדור-הארץ.
Dinazorları çalışmak gerçek anlamda bir gün dünyayı kurtarabilir.دراسة الديناصورات ربما، حرفياً، تساعد يوماً ما في إنقاذ الأرض.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod